Dingonun ahırı ya burası...

Yayın Tarihi: 08/10/21 07:00
okuma süresi: 5 dak.
A- A A+

Aslında çok girmek istemiyorum bu konuya, yazmak da istemiyorum ama bir yandan da içim rahat etmiyor, daha doğrusu hazmedemiyorum. KKTC, malum kimsenin tanımadığı bir devlet. Tanınmasa da askeri, polisi hükümeti ve en önemlisi Yargısıyla var olmaya çalışan bir devlet.

Devlet olmasına devlet ama Türkiye’deki birçok soydaşımızın bile aslında bilmediği tanımadığı bir toprak parçası. Ya okumaya ya kumara gelinen bir yer burası. Bir de çalışmak için, o da eskisi gibi değil.

Dedim ya birçok Türk kardeşimiz aslında KKTC’yi bilmiyor, Türk lirası kullanıldığını dahi bilmeyenler var, interneti açarsanız bir sürü video bulursunuz.

Bu bağlamda Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın Türkiye ziyaretleri son derece önemli. Ne kadar çok Kuzey Kıbrıs tanıtılırsa.

Eskiden Turizm Bakanları, Türkiye’de KKTC’yi tanıtma etkinlikleri düzenlerdi. Pandemi girdi araya o tanıtımlarda durdu.

Gelmek istediğim konu Bülent Ersoy konusu. Severek dinlediğimiz büyük bir sanatçı. Türk sanat Müziğinin halen en önemli temsilcilerinden biri ama gelin görün O bile KKTC Yasalarını pek takmak istemedi. Kendine göre haklı sebepleri var anladığım ama yasa bu konuda açık.

Bülent hanım neredeyse KKTC Mahkemelerinin kararını kabul etmeyip AİHM’e gideceğini ve gerekirse tüm servetini harcayacağını açıkladı hatırladığım kadarıyla.

Umarım yapar, en azından KKTC’nin tanıtılması için bir katkıda bulunmuş olur. KKTC yargısına ben sonuna kadar güveniyorum.

Ama mesele şu; KKTC algısı anladığım kadarıyla hiçbir zaman güçlü bir yere sahip olmamış Türk kamuoyunda. Elbette ki bizi seven milyonlarca soydaşımız var ama algı yanlış.

Nedir algı peki ? KKTC sorma gir hanı. Polis bir şey bulamaz, sınır kapıları rahattır, hele hele önemli bir sanatı ya da devlet büyüğünün adamları ise gelecek olan sorgusuz sualsiz girilebilir, oraları zaten bizim.

Ne yazık ki algı uzunca bir süredir böyle ve değişmiyor, değişmesi için bizim siyasilerimiz de bir şey yapmıyor.

Düşünsenize uyuşturucu tacirleri neye ve kime güvenerek halen uçak yolculuğunda beraberinde uyuşturucu getirebiliyorlar ve Havalimanında ya da deniz  limanlarında polise yakalanıyorlar.

Siz, Türkiye’ye seyahatinizde uyuşturucu kullansanız dahi yanınızda uyuşturucu götürür müsünüz, götürmezsiniz çünkü yakalanacağınızı bilirsiniz.  Ama Türkiye’den buraya gelirken birçok uyuşturucu kullanıcısı yakalanmayacağını düşünerek yanında uyuşturucu getiriyor.

Çünkü KKTC sınır kapıları güçlüdür algısı yok.

Örneğin PCR konusu. Her iki ülkenin sağlık bakanlıkları çok güzel işbirliği yapıyor bu konuda ama buna rağmen birileri sahte PCR tezgahı kurabiliyor ve yakalanmayacaklarına inanıyorlar.

Eğer yakalanmayacaklarına inanmasalar bu tezgaha girmezler. Yakalanmayacaklarından o kadar emindirler ki bu hataya düşebiliyorlar.

İşte bu ve bunun gibi birçok algının değişmesi lazım. KKTC’nin ayrı bir devlet olduğunu , bu ülkenin de kuralları olduğunu ve yurt dışından gelen kim olursa olsun o kurallara tabii olduğunu bilmesi gerekiyor.

İki ülkenin birbirine olan güçlü bağlarını doğru anlamak ve doğru okumak lazım. Türkiye doyuran, KKTC’de aç olan bir ülke değil. Ne yazık ki bunu böyle görenlerin olduğunu gözlemliyoruz.

Türkiye, Kıbrıs Türk halkının tek ve en yakın dostudur, himaye edenidir. Buna hiç şüphe yok. ama bu dostluğu devletin zirvesinde değil Türk kamuoyunda beslediklerimiz ve nankörler vay nasıl itaat etmezsiniz diyen sanatçıların, işadamlarının olduğunu görmek son derece inciticidir.

KKTC’yi tek tanıyan ülke eğer Türkiye ise, Türk vatandaşları da KKTC Devletinin Hukuku önünde de kurallara uygun davranmalıdır.

Son zamanlarda ne yazık ki bu algının halen değişmediğini görüyoruz.

Çok değerli, aydın Türk siyasetçilere ve fikir ustalarına da bize bu konuda ciddi görevler düşüyor..

***

Günün Sözü

"Sen bana bakma, ben baktığın yerde olurum."

Cemal Süreya

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Levent Kutay
Levent KUTAY'dan
#inbox #gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Gökhan ALTINER yazıları