R. R. Denktaş Üniversitesi'ne arazinin perde arkası...

Yayın Tarihi: 01/06/17 08:15
okuma süresi: 5 dak.
A- A A+
Ortalık kalktı oturdu...

Tepkiler, açıklamalar, eylemler, neler neler yaşandı...

Yazmayayım, bu konuya 'bulaşmayayım' dedim ama artık bir iki kelam etmek de kaçınılmaz oldu.

Evet, Lefkoşa'da askere ait arazinin sivilleştirilerek Kurucu Cumhurbaşkanı'nın adını taşıyacak ve yeni kurulacak Rauf Raif Denktaş Üniversitesi'ne kiralanması konusunu anlatacağım.

Devamlı duyduğunuz slogan veya söylemlerin dışında, biraz ezber bozacak bir bilgilendirme olacak...

***

Süreci okuyalım...

Arazinin kiralanması meselesi üzerine birçok sivil toplum örgütü ve siyasi partiden benzer tepkiler geldi.

Bu tepkilerin geneli, Maliye Bakanı Serdar Denktaş'ın üniversiteyi kurmaya girişen oğluna 200 dönüm araziyi 'peşkeş çektiği' yönündeydi.

Olaya soğukkanlılıkla baktığımızda, bugüne kadar kurulan ve faaliyette olan her üniversiteye devlet tarafından bu ve benzeri büyüklüklerde arazi desteği sağlandığı karşımıza çıkıyor.

Rakamlarla konuşalım:

KKTC'de faal durumdaki üniversiteler, ortalama şu katkıları almış:

Lefke Avrupa Üniversitesi 261 dönüm, Girne Amerikan Üniversitesi 97 dönüm, Uluslararası Final Üniversitesi 37 dönüm, Yakın Doğu Üniversitesi 293 dönüm, İstanbul Teknik Üniversitesi 617 dönüm, Özok Üniversitesi 181 dönüm, Türk Eğitim Derneği 30 dönüm, Kıbrıs Türk Bilim ve Araştırma Vakfı 15 dönüm, Doğu Akdeniz Üniversitesi 362 dönüm...

Rakamlar ortada...

Yani bu üniversiteyi torun Rauf Denktaş değil de Ahmet veya Mehmet yapsaydı, arazinin devlet tarafından kiralanması hiçbir sorun teşkil etmeyecekti.

Buraya bir mim çekelim...

***

Diğer yandan, arazi konusunda ilginç ve kimselerin bilmediği bir konu daha var...

Evet, bazı siyasi partiler ve sivil toplum örgütleri bu konuya tepki gösterdi ancak buna ek olarak UBP'nin bu kiralama meselesine imza koyan bakanlarının çevrelerine fısıltı halinde 'bizim haberimiz olmadı' dediklerini duyunca hayret etmemek elde değil.

Aslında UBP bakanlarının tümünün bu Bakanlar Kurulu kararından haberi vardı.

Zaten altında da imzaları mevcuttu.

Daha da enteresanı, bu vesile edilerek bir anda Başbakan Hüseyin Özgürgün'e içlerinde birkaç da bakanın adı geçtiği bir başkaldırı oluştu.

Bu başkaldırı nedir, ne değildir diye anlamaya çalışırken, 'daha da enteresan bir bilgi' karşımıza çıktı...

Bir bakan, bir şirkete internet üzerinden bahis oynatma lisansı verilmesi için Başbakan'a baskı yapıyordu...

Bu bakan, lisans işini anlaşılan kendisine görev bilmiş...

Talepleri olumsuz yanıt alınca da, bir planı devreye koymaya başlamış.

'İnternet üzerinden bahis oynatma lisansı isteğimi geri çevirdiler ey ahali' diye ilan edemeyeceğine göre, etse bile böylesi bir tartışmanın odağında olmak siyasi kariyerine zarar vereceğinden; Rauf Raif Denktaş Üniversitesi'ne verilecek araziyi suni olarak gündeme taşıyarak parti içerisinde bir kalkışma girişimi yaptığı konuşuluyor.

Olayı biraz daha irdelediğimizde, parti içerisinde bu bakanın yanında duran diğer bakan, milletvekili ve partililerin, aslında ana sebebin bahis lisansı olduğunu bilmeyerek tamamıyla masumane bir şekilde üniversiteye arazi konusunun gündem olduğunu sanarak bu eyleme kısmi destek verdiklerini gördük.

Şimdi UBP cephesinde konuştuğumuz köklü partililer, Üçüncü Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ile parti ve genel başkan arasındaki huzursuzluğun tam olarak bittiğinin sinyallerinin alındığı ve partide birlik-beraberliğin olduğu şu günlerde bu tür 'partiyi bölücü ve bütünlüğüne zarar verici, partinin bireysel çıkarlara alet edilmesi' şeklindeki hareket ve oluşumlardan son derece rahatsız olduklarını ortaya koyuyorlar.

Tüm bunlara baktığımızda, UBP içerisinde 'birileri' belli ki bir siyasi manevra peşinde...

Ve bu manevrada da bahis lisansı gibi gerçek nedenleri değil; suni bir gündemi öne sürerek çıkar elde etmeye çalışıyorlar.

Lakin bilinmesi gereken şey; Kuzey Kıbrıs'taki siyasetin 70-80-90'lı yıllardaki siyaset olmadığıdır.

Çağımızda iletişim ve haberleşme en üst seviyeye tırmanmış ve doğrular ile yanlışlar çok daha kısa sürede ortaya çıkar hale gelmiş durumdayken, resmen kaş yapayım derken göz çıkarılmış durumdadır.

***

Hiç kimsenin ismini zikretmeden yazdığım bu yazımda herkes kendisini bilmektedir...

Bu ülkede erken seçim naralarının kimseye faydasının olmayacağı da aşikardır.

Erken seçim narası yerine ülke adına icraat yapmak için çalışılması, Türkiye ile imzalanan ekonomik protokolü ne kadar sağlıklı çalıştırdığımıza yoğunlaşılması gerektiği inancındayım.

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.