YANKI

Prof. Dr. Mehmet ÇAĞLAR
chaglarm@yahoo.co.uk
Prof. Dr. Mehmet ÇAĞLAR

Aklımızı dondurma siyaseti!

Yayın Tarihi: 28/06/21 07:00
okuma süresi: 6 dak.
A- A A+

Felsefenin ve bilimin öncüsü olarak kabul edilen, Eski Yunan’ın Yedi Bilgesinin ilki olan Thales (MÖ 624-545), Tanrıların dışında insanların da bilebileceği bazı gerçeklerin olduğunu, Mısır’a gerçekleştirdiği bir ziyaretinde fark eder...

Mısır’da hem piramitlerin inşasında, hem de Nil Nehri’nin yıllık mutad sellerinin ardından, taşkın ovası içindeki tarlaların kadastrolarının baştan yapılması esnasında, Mısırlı ustalar bazı basit geometrik ilişkileri kullanıyorlardı.

Bu bilgi Thales’e gelene kadar, hiçbir zaman düzenli bir bilimsel teorem haline getirilmemiş, sadece belirli bir amaç doğrultusunda ustadan çırağa geçen pratik bir bilgi olmuştu. Thales, bu bilgiyi ilk defa düzenli bir teorem haline getiren kişi olmuştur. Bu, insanlık tarihinde inanılmaz bir sıçramadır.

Tanrılardan bağımsız, akıl yürüterek “doğru”ya ulaşılabileceği görülmüştür!

İMGELER VE KAVRAMLAR

Bilindiği üzere, hayvanlar dış dünyayı “imge”ler, yani insanlar gibi algılamazlar. İmge optik bir modeldir, deneyimdir. Duyu organları vasıtasıyla dış dünya “imge”lenir. İmgelemede ortada dil ya da lisan yoktur. Dolayısıyla, dış dünyayı imgeleyen hayvanlar, insanlar gibi “kavramsal” olarak düşünemezler...

İnsanın ise, ifade ettiği nesnel veya “soyut” varlıkların “gerçek”liğini tam olarak ifade edip etmemesi, edindiği bilgi ile doğru orantılıdır. Lâkin, örneğin elinizdeki meyveye "elma" dediğiniz zaman, yani o meyveyi “elma” olarak adlandırmakla, onun ne olduğunu anlamış sayılmazsınız...

"Elma" kavramının içini “bilgi” ile doldurmak, onun nasıl bir meyve olduğunu, ne türden özelliklere sahip olduğunu anlatacak şekilde, somut olarak “kavram”laştırmak gerekir. İşte ancak o zaman, o elmayı tam olarak anladığımızdan söz edebiliriz.

HOMOSANTRİZM...

Nicolaus Copernicus (1473-1543), dünyanın güneş etrafında döndüğünü ispatlamadan önce, Yunan matematikçi, coğrafyacı, filozof ve astronom Klaudyos  Batlamyus (100-170), astronomi bilgilerini sentezlemiş ve bunları Mathematike Syntaxis (Matematik Sentezi) adlı yapıtında toplamıştı. Bugün Batı dünyasında bu eser Almagest adıyla tanınmaktadır. Almagest, on üç kitaptan oluşur. Batlamyus bu eserinde, ana hatlarıyla görsel olguları anlamlandırmak maksadıyla kurmuş olduğu geometrik kuramı tanıtmaktadır. Aristoteles (MÖ384-322) fiziğini temele alan bu kurama göre; evren küreseldir ve yer küre, bu evrenin merkezinde hareketsiz olarak durmaktadır.

Aslında Batlamyus, bilimsel bir gerçeği değilse bile, toplumsal bir değer yargısını dile getirmiş oluyordu: Homosantrizm...

Homosantrizm; Yalnız kendi toplumunu ve onun tarihsel mirasını değil, genel olarak insanı ve "insanlık" kavramını

en yüksek yere koyan bakış açısı...

Homosantrik de; insan merkeziyetçiliğini en yüksek yere koymak demek…

İnsan türünü “insan”a götüren diyalektik de işte budur.

Yani, kendini insan olarak yaratmaya çabalayan bir varlık olma gayreti...

 

“Demek ki insan, hayvan doğasıyla barışınca insan olacak.

Demek ki o hali hazırda insan değil.

Ve demek ki hali hazırda gösterdiği ırkçılık ve ayrımcılık da henüz tam olarak insan olmamış bir türün davranış bozukluğu”

(Giorgio Agamben, (2009). Açıklık: İnsan ve Hayvan (Çev. Mine Çilingiroğlu). YKY: İstanbul.

 

İNSAN OLMAK İSTİYORUZ İNSAN!

Tarihte "biz ve onlar" ikileminin ötesine geçebilenlere bir göz atarsanız; demokrasi, insan hakları, karşılıklı anlayış ve hoşgörü gibi temel değerleri ve toplumun bu yönde ilerlemesinde doğrudan rol oynayan bir eğitim politikasını görürsünüz...

Yani insanı...

 

Neleri göremezsiniz?

Felsefenin, sosyolojinin, hoşgörünün, sanatın ve estetiğin dışlandığı bir eğitim sistemi göremezsiniz...

Tarih eğitiminin ideolojik suistimal ve propaganda aracı olarak kullanıldığını da göremezsiniz...

Tarihsel gerçeklerin ve toplumsal çıkarların inkârını, üstünde oynanmış istatistikleri, kaynakların gelecek nesilleri düşünmeden harcandığını hiç göremezsiniz...

 

Çünkü insan, aleyhindeki şartları yaşamdan ve eğitiminden elde ettiği birikimiyle aşar... Yalnızca kendi grubunun değerlerini benimseterek, yapay bir özgüven kazandırarak değil!

Tırnakları bile birbirine benzemeyen insanların, zihinleri, düşünceleri, duyguları, gizli arzuları, kişilikleri nasıl benzeyecek?

 

“KKTC siyaseti”  bizi “daha iyi” koşullarda yaşayan insanlar yapmadı. Çünkü siyaset, sıradan ve basit bir yandaş becayişi, insan kaynağındaki yer değiştirme değildir!

Bu yüzden toplumumuzu istediğimiz sonuçlara ulaştırmaktan çok uzak kaldık.

Halâ daha insani hedefler üzerinde bir reform politikamız yok!

Sadece “dondurulduk”...

 

Ortaya koyulan bu "donuk akıl"ın, kuramsal bir temele dayandığını da kimse söyleyemez.

Bizleri buzdolabına koyup donduranlar, Kıbrıslı Türklerin insani sirkülâsyonlara girmesini ve kendi kendini ifade edebilmesini hiç istemediler, istemiyorlar!

 

Biz ise insan olmak istiyoruz insan!

Çok şey mi istiyoruz?

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Prof. Dr. Mehmet ÇAĞLAR yazıları