YANKI

Prof. Dr. Mehmet ÇAĞLAR
chaglarm@yahoo.co.uk
Prof. Dr. Mehmet ÇAĞLAR

Talebim var

Yayın Tarihi: 06/12/21 05:00
okuma süresi: 4 dak.
A- A A+

Sanki KKTC denen bu coğrafyada herşey bir "sahne" olarak tasarlanmış...
Haliyle, siyasetin de bu sahnedeki rolüne odaklanması istendi 50 yıldır.
Önce sanki neredeyse tüm siyasi partilere hükümet olmanın bütün sorunlara çare olabileceğine inanma aşısı yapıldı!

Ama hükümete gelince bir kısmı nasıl ganimet dağıtacağına odaklanırken,

diğer bir kısmı ise bağımlılığın ve üretimsizliğin dayattığı zorluklar karşısında,

"eğik" mi yoksa "çaresiz" mi olduklarını kendileri bile bilemez oldular.

Sahnedeki oyunu istendiği gibi oynamak istemeyenler dışlandırıldılar, hatta sahneden türlü düzmecelerle indirildiler!
Neticede Kıbrıs’ın kuzeyinin üzerindeki güçler, siyasete de bir "rol "biçtiler:
Padişahım çok yaşa diyenler ve padişahı devirmek için yollara düşenler...

Sahne git gide uzayınca, sahnedekilerin büyük bir kısmı için,

sıra bu sahneden "rol" payı alabilmek uğruna,

boyun eğmeye ve işbirliği yapmaya geldi!

Önce rol icabı giyilecek kostümler bulundu,
sonra dekorlar değişti.
Rol ise büyük oranda hep aynı!

Şimdi ve çoğu zaman olduğu gibi:
"Yavru bebek", ağlayarak “annesine” veya "bakıcısına" karnının acıktığını duyuracak!
Annesinden alacağı ya da bakıcısının biberondan vereceği sütle bebek doyacak

ve uykuya dalacak!

Rolünü sev ve oyna yani!


Artık derdimiz "oynamak"...
Değer yaratmasına fırsat verilmeyen,

böylelikle zaman içerisinde etken değil edilgen bir hale büründürülen,

kayda değer hiçbir değer yaratmaksızın sürekli "balık" verilerek rol yaptırılan bu toplum,
zamana karşı oynaya oynaya,

farklı bir "gerçeklikle" karşı karşıya geldiğini sanan,

ve buna da çaresiz bir şekilde inanan pozisyona getirilmeye çalışılıyor...

Peki!
Olur ya, süt gelmezse ne olacak?
Her zamanki gibi;

Yavru bebek daha şiddetli ağlayacak.
Ya yine gelmezse ne yapacak?
"Mış" gibi yapacak...
Yani baş parmağını meme emer gibi yaparak,

kendini geçici olsa da doyurup,

yine uykuya dalacak...

Uyumadığında da biat edecek...

Ancak gerçek anlamda bir uyanış da olmayacak!

 

Sahneyi kuranlar işte 50 yıldır bunu kurgulayıp hayata geçiriyorlar...

Ve her defasında da bu toplum,

daha bir şiddetle,

kendisinin bir hiç olduğuna inandırılmaya çalışılıyor...

 

Eğitim sistemi de zaten yaratıcılığı, girişimciliği desteklemediğinden,

yurt ve yurttaşlık bilinci kazandırmadığından,

kendi düşüncelerini ifade eden, farklı fikirlerlere değer veren bireyler yetiştirmediğinden,

giderek yaratılan bu biat ortamına akan kitleler çoğaltılıyor...

Sahne böyle kurgulanmış...

 

Ancak unutulmasın ki;

Vakit karşısında herşey yenilir dostlar...
Yağmur diner...
Kar erir...
Rüzgar kesilir...
İnsan yaşlanır, hastalanır...
Eşya çürür, yok olur ...

Benim 2021 erken seçimine giderken toplumumuzdan beklentim,

öncelikle “kim gelse aynıdır” düşüncesini yıkmak için sandığa mutlaka gitmesi,  

ardından da 50 yıldır planlanıp sahnelenen bu sahneyi bozacak iradeyi sandığa yansıtması…

 

Halkın iradesiyle bozulacak olan sahnenin ardından da,

yeni seçilecek olan,

yani şimdikilerden tamamen farklı yapıdaki hükümetten,

toplumumuz adına talabim var:


İnsanileşme,
İnsanı merkeze alma,
Eşitlik,
Adalet,
Sosyal adalet,
Barış ve insan hakları...

Üretim,

İnanç,

Ve bu toplumu ayağa kaldıracak yeni bir hikaye...

Bizi dünyaya bağlasın,
gençlerimizi ülkelerinde tutsun,

Her alanda gururlanacağımız başarılı insanlarımızı yetiştirsin...

 

Öyle bir hikaye yazmalı ki sahneyi yeniden halk için kuracak olanlar;

geçmişteki yaşanmış olanla yarını,

bugünün bilgisi ile yeniden kurgulayıp,

Kıbrıslı Türkleri geleceğe taşısın...

 

Talebim bu!

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Levent Kutay
Levent KUTAY'dan
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Prof. Dr. Mehmet ÇAĞLAR yazıları