YANKI

Prof. Dr. Mehmet ÇAĞLAR
chaglarm@yahoo.co.uk
Prof. Dr. Mehmet ÇAĞLAR

"Kukla" olup yürütüleceğimize, "ağaç" ya da “odun” olarak kalsak!

Yayın Tarihi: 21/12/21 05:00
okuma süresi: 5 dak.
A- A A+

Şu Pinokyo meselesine gelin bir de farklı açıdan bakalım:

Pinokyo, okula gitmek istemez onu yapan Gepetto'dan kaçar...
Gepetto yaşlı, yoksul ağaç oymacısı ve Pinokyo'nun yaratıcısı (ve dolayısıyla babası).
Pinokyo, özgür ve asidir...
Ama odundan yapılmıştır...
İkna edilir ve eğitimden geçirilir...
Neticede odun parçası perinin yardımıyla küçük bir çocuğa, insana dönüştürülür.
Ama artık özgürlüğünden ve asiliğinden zerre kalmaz.
Pinokyo insana dönüştüğünde sahiden kukla olur!

Eğitim sistemimize bir bakın!
Toplumsal yapımızı, kültürümüzü, bu sisteme katiyen aktaramıyoruz.
Eğitim sistemimiz ne dünyalı ne de yerel!
Oysa ki, öğrencilerimiz hem mesleki hem de zihniyet açısından yeryüzünün her tarafında hayat kurabilecek bir düzeyde eğitilmelidir.
Irka, dine referans eden, kendi kültüründen ve dünyadan kopuk bir mezra mantığıyla değil!

Sanırım bizler de eğitim sürecinde yontulacak odundan öteye gidemedik son 30-40 yıldır!
Yontucu da dün milliyetçilikti, bugün din!
Siyasi liderlerin ne kadar önemli düşünceleri olursa olsun, onların düşünceleriyle, devleti ve siyasi partileri sınırlayan bir düzen kurmanın hiçbir ülkede doğru bir düşünce olmadığını düşünüyorum...

Milliyetçilik veya diğer ideolojiler hangisi olursa olsun, bir devlet kendisini ideolojik olarak tanımlayamaz...
Siyasi partilerin, kişilerin, derneklerin ideolojileri olabilir ama;
Bir devletin sağ veya sol bir ideolojisi olması demek,
Kendini diğer düşünce gruplarına ve ideolojilere kapatması demektir.

Benzer bir biçimde, insanların inançları olabilir, insanların dinleri, dini inançları olabilir, ancak devletlerin dini olmaz. Eğer devletler bir dine göre davranırsa, kendilerini ülkelerindeki diğer dinlere ve farklı dini inançlardaki insanlara kapatması demektir. 

Devlet bütün inançlara da bütün ideolojilere de açık olmalıdır ki tüm yurttaşlarını ve insanları kucaklayabilsin.

 

Eğitim sistemi ideolojik insan yetiştirmemeli.

Eğitim sistemi düşünen insan yetiştirmeli, analitik düşünen, farklılıklara saygı duyan... Toplumsal ve evrensel değerlere sahip ve bu değerleri koruyan insan.

Her türlü inanışa saygılı, yutsever, barışsever, dürüst, vicdan sahibi insan.

Her türlü inanışlardaki insanlara, her ırktan, renkten, dinden ve dilden insanlara saygılı insan.

Doğayı, tüm canlıları ve hayatı seven, sanata değer veren, girişimci, yaratıcı ve hata yapmaktan korkmayan insan.

İletişim becerilerine sahip ve insanlarla ilişki kurabilen, sosyal olan...

Problemlerin farkında olan, çevreye duyarlı, problemleri öngören, ekip çalışmasına yatkın, araştırmayı bilen, öğrenen insan...

İnsan yetiştiren bir sistem. İnsan.

 
SEÇİMLER GELİYOR! UÇAĞI UÇURACAK PİLOT ve EKİBİ ÖNEMLİ...
Yolcu olarak bindiğiniz “araç” örneğin bir hava aracıysa, burada yaptığınız şey, riskleri başkalarına, yani pilotlara transfer etmektir!
Adeta içinizden pilota "size güveniyorum" diyerek biniyorsunuz uçağa.
Buradaki güven meselesinin, pilotun bilgisine ve uçağı uçurup indirebileceğine olan inancınıza ve güveninize dayandığını anımsayın.
Pilota güvendiğiniz için uçağa biniyorsunuz. 
Neticede pilot "yapar". Uçağı uçurur ve indirir.

Bu ülkede "doğru dürüst" siyaset ve bilgi temelli politika ile, bulundukları gruba ait olmakla değer kazandıklarına inananlar arasındaki fark, "yapmak" ile "ikna" arasında belirgenleşir...

"Yapmak!" 

"Yapan" kişi, yaparak kazanır. İkna ederek/edilerek değil!
Odaklanılması gereken şey budur.
Çünkü ne bildiğiniz, neleri "yapabileceğinizi" belirler, ancak bilmek yetmez, bildiğinizi hayata geçirip “yapmak” gerekir. 
Sosyolojik, hukuksal ve siyasi yapılar için dünün varsayımlarına dayanarak formüller üretemezsiniz...
Çünkü "dünkü" dünya artık yok!
Dünkü dünya yeni bilgi bombardımanıyla, yeni yapılarla yerle bir edildi...
Yerine de yeni dünyalar yaratıldı...Yaratılıyor da.
Bu yeni dünyada insanlar modernleşmenin özneleri olmak istiyor.
Kendilerini dünyanın herhangi bir yerinde "evde" hissetmek istiyorlar.

MODERN OLMAK NEDİR?
Marx’ın deyişiyle modern olmak: 

“Katı olan her şeyin buharlaşıp gittiği bir evrenin parçası olmaktır..." 
İşe yarayan şeyi "yapmaktır".
Hatta bir adım daha da ileri gederek,  “kaliteli yapmaktır” diyebiliriz.
Yapamazsan yönetemezsin! 

En iyi ihtimalle eskiyi "yürütürsün".
Fakat artık modern dünyada kimse "yürütülmek" istemez. 
Çünkü insanlar yürütülmez, yönetilir...
Yürütümde bir seçim yoktur!
Kabullenme vardır...

"Kukla" olup, yürütüleceğimize “ağaç” ya da "odun" olarak kalsak!

Artık Pinokyo olmadan yaşasak...

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Levent Kutay
Levent KUTAY'dan
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Prof. Dr. Mehmet ÇAĞLAR yazıları