EkoFin

Yrd. Doç. Dr. Şükrü UMARBEYLİ
sukruumarbeyli@hotmail.com
Yrd. Doç. Dr. Şükrü UMARBEYLİ

“Ekonomi belirsiz”

Yayın Tarihi: 17/08/21 09:10
okuma süresi: 4 dak.
A- A A+

Yüksek finansman açığı, jeopolitik riskler, yüksek enflasyon, zayıf para politikası ve likidite sorunu ile ekonomik görünüm oldukça belirsiz. Makroekonomik politikalarda faiz, cari açık ve bütçe açığı gibi devam eden süreçlerle birlikte pandemi koşulları da birleşince gelecek için tamamen önümüzü göremez olduk. Türkiye’de enflasyon % 18,95 iken KKTC’de % 20,23 oranında gerçekleşirken geçen haftaki TC Merkez Bankası politika faizi %19’da sabit tutuldu. Bu durumda faiz ve enflasyon oranları bakımında bakacak olursak hemen hemen TC başa baş noktaya yakın gelirken, KKTC’de ise negatif reel faize geçilmiş durumda.

Diğer ilginç kısım ise Türkiye’de oluşan üretici fiyat endeksindeki enflasyon % 44,92 olmuş, tüketici fiyat endeksindeki enflasyonun yaklaşık 2,5 katı olmuş ki bu da büyük bir pahalılığın yani girdi maliyetlerinin yüksek derecede artışını temsil etmektedir. Ara ürünler ve mamüller pahalı girdiğinden dolayı üretimlerdeki fiyatlardaki artış ve alım gücünün düşmesi ile birlikte maliyet enflasyonunu artıran nedenlerin başını çekmektedir. Diğer taraftan dövizdeki artış ile paranın değer kaybetmesi ile birlikte Türkiye’deki dış ticaretteki fiyatların dünyada ucuz olarak tüketicilere yansıması üzerine; 2021 yılı temmuz ayında geçen yılın aynı ayına göre; ihracat, % 10,2 artarak 16 milyar 413 milyon dolar, ithalat, % 17 artarak 20 milyar 723 milyon dolar ve dış ticaret hacmi, % 13,9 artarak 37 milyar 136 milyon dolar olarak gerçekleşmiş ve ihracatın ithalatı karşılama oranı ise % 79,2 seviyelerinde olmuştur.

Eylül ayından itibaren aşılanmaların hız kesmeden devam etmesi ve normalleşme süreçlerinin başlayacak olması ekonomik hareketliliğe can suyu olacaktır. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine baktığımız zaman Türkiye ekonomisi 2021'in ilk çeyreğinde %7 büyüdü. Büyüme verisi aslında beklentilerin üzerinde gelmiş durumda çünkü ekonomistler yaptıkları tahminlerde ekonominin % 6,7 büyümesini bekliyorlardı. Tüm bunların yanında ocak-mart 2021 döneminde gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH) bir önceki yılın aynı dönemine göre Türkiye’de %7 artış gösterdi.

Tabi tüm bunların yanında milli gelir 860 milyar dolarlardan, 2021 yılında 700 milyar dolarlara düştü. Kişi başına düşen milli gelir 10.600 dolarlardan, 2021 yılında 8.500 doları gördü. Ekonomik büyüme ihracat ile birlikte faizdeki fren ile devam ederken diğer taraftan artan enflasyon ile taleplerdeki azalma ve alım gücündeki düşüş ve pandemi koşullarındaki kapanma süreçleri ve işsizlik rakamlarındaki artışlar ile birlikte fakirleşme süreçleri ortaya çıkarken dengesiz bir milli gelir, dengesiz gelir düzeylerindeki üst ve alt kısımdaki makasın da açılarak tamamen yeni bir kesim ortaya çıakrmış olduğu yeni bir dünyaya girmiş durumdayız.

Dövizdeki dalgalanmalardaki ana sebepler Koronavirüs salgınından dolayı kaçan yatırımcıların riskli varlıklardan çıkarak güvenilir liman olarak görülen yatırım enstrümanlarına yönelmeleridir. Koronavirüs kaynaklı ekonomik endişeler ile birlikte son dönemlerdeki bilançolarında oluşan kar miktarlarının düşük olması ve ülkelerin kötüleşen makroekonomik göstergeleri yanında rezerv para olan güvenilir liman dolara dönüşü hızlandırıyor. Piyasada TL bollaşınca, değer kaybederken, bu da beraberinde piyasayı dövize yönlendiriyor. Tüm bunların yanında para basmak mecburi ve para yok, bundan dolayı döviz mecburi artacak. Rezerv de az ve bu da dövizde  kontrollü bir dalgalanma sağlanması açısından küresel ekonomilerdeki süreçlerde maalesef faiz silahını ortaya çıkartıyor.

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Yrd. Doç. Dr. Şükrü UMARBEYLİ yazıları