EkoFin

Yrd. Doç. Dr. Şükrü UMARBEYLİ
sukruumarbeyli@hotmail.com
Yrd. Doç. Dr. Şükrü UMARBEYLİ

Faiz indirimi, ekonomide hangi direği eğdi?

Yayın Tarihi: 27/09/21 07:00
okuma süresi: 5 dak.
A- A A+

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Para Politikası Kurulu sonrası politika faizini 100 baz puan indirerek %19’dan %18’e çekti. Hemen ardından Dolar/TL  8,80 lira seviyesini aşarak yeni bir rekora imza attı.

Bu kararda aslında önceden savunulan enflasyonda kalıcı düşüş sağlanana kadar politika faizi enflasyonun üzerinde bir düzeyde oluşturulmaya devam edilecektir mantığının yerine artık, fiyat istikrarı temel amaçları doğrultusunda enflasyonda kalıcı düşüşe işaret eden güçlü göstergeler oluşana ve orta vadeli %5 hedefine ulaşıncaya kadar eldeki tüm araçların kararlı bir şekilde uygulanması yeni politika olarak belirlenmiştir.

Diğer bir önemli detay çekirdek enflasyonun tekrardan literatüre girmesi ve tekrardan baz alınması oldu. Enflasyon oranı %19,25, politika faizini geçtikten sonra %16,76 seviyesindeki çekirdek enflasyon dikkate alınmaya başladı. (Çekirdek enflasyon, gıda ve enerji gibi merkez bankası tarafından doğrudan kontrol edilemeyen, mevsimsel ya da dönemsel olan kalemlerin enflasyondan çıkarılmasıyla ortaya çıkmaktadır.)

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası karar gerekçelerini aslında şu şekilde açıklamıştır:

“Biz, enflasyondaki yükselişin daha çok Merkez Bankası’nın kontrolünde olmayan gıda ve enerji gibi arızi faktörlerden kaynaklandığını düşünüyoruz. Aslında enflasyon eğilimi bozulmuyor. Dolayısıyla bu geçici etkiler ortadan kalktıktan sonra tekrar bir dezenflasyon süreci göreceğiz, o nedenle faizi indirebiliyoruz.” 

Aslında enerji ve gıdadaki artışlar geçici gibi görülse de aslında, beklentiler ve döviz kurları sebebinden kaynaklı olarak fiyatlarda dalgalanmaları ortaya çıkartıyor. Gelecek aylarda yine enerjide oluşacak zamlar devam edecek gibi görülüyor. Bunun yanında birçok pahalılıkta gelebilir yani enflasyon oranı düşmeyebilir. Bunun için sıkılaştırıcı para politikaları tekrardan devreye girebilir diye bu yönde tekrardan bir politika belirlenmelidir.

İkinci bir faiz indirimi de gelebileceği yönünde birçok görüş vardır. Faiz indirimleri çok hızlı bir şekilde de yapılabilirdi ama kademeli olarak küçük küçük oranlarla da yapılmakta ki etkisini hemen değil de yavaş yavaş göstersin.

Türkiye’de enflasyon ve faiz yüksek. Uygulanmakta olan para politikası zaten her türlü enflasyonun üzerindedir. Burada hedeflenen döviz kurlarını tutabilmek olmalıdır. Bunun için de ilk etapta maliyet enflasyonunun dengelenmesi büyük önem taşımaktadır; çünkü maliyet tamamen girdi ürünlerden ya da hammaddelerden dolayı “kur” demektir. Ticarette kur yukarı giderse fiyatlara hemen zam geliyor, aşağı geldiğinde ise fiyatlar sabit kalıyor. Bu durumda döviz yukarı yönlü gittikçe enflasyon düşüşünü beklemek maalesef hayal oluyor. Tüketici fiyat endeksi TÜFE %19,25 ve üretici fiyat endeksi ÜFE %45,52 bu oranlar arasındaki makas çok aşırı açık bu da %26,27 oranını göstermektedir. Bundan dolayı da tüketici değil, üreticinin ne kadar enflasyonla mücadele etmesini sorununu ortaya koymaktadır. Normalde içinde bulunduğumuz şartlardan dolayı sıkılaştırıcı para politikası ile tüketici eğilimini azaltıp, kurları da düşürerek üretici girdilerinin fiyatlarını düşürerek pahalılığı önlemek gerekmektedir. Böylece enflasyonu düşürerek, faiz indirimlerini sağlıklı ve sürdürebilir bir yapıda izleyebiliriz.

Başka bir düşünce ise enflasyonun yukarı yönlü olarak devam edeceği ve bu durumda faiz indirimini yapabilecek bir ortam bulunamayacağı için bu adımın atıldığı yönündedir. Bu da aslında başka bir politikadır.

Sonuç olarak üç tür gelir dağılımı sınıfı olduğunu düşünürsek, alt gelir, orta gelir ve üst gelir olarak bu faiz ve enflasyon oranları ile ortaya çıkan durumda maalesef en çok etkilenen sınıf orta kesim olacaktır. En büyük darbeyi orta kesim almaktadır. Ortada kalmak her zaman sıkıntılı her an düşebilirsiniz. Düşen faiz alt kesim için borçlanma süreçlerini tetikler ve talepleri artırır ve bununla beraber istihdam da artar ve işsizlik azalır herkes işleyebilecek duruma gelir.

Üst kesim ise döviz gelirleri ile ihracat zaten artmış ve dövizdeki yükselişten dolayı dünyada rekabetçi bir durumdayız, yani ucuzuz kısacası ve gelir içeri girmeye devam ediyor. Ne olursa orta direğe oluyor.

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Levent Kutay
Levent KUTAY'dan
#inbox #gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Yrd. Doç. Dr. Şükrü UMARBEYLİ yazıları