EkoFin

Yrd. Doç. Dr. Şükrü UMARBEYLİ
sukruumarbeyli@hotmail.com
Yrd. Doç. Dr. Şükrü UMARBEYLİ

Sanırım anlaşılmayan bir şeyler var? Biz devalüasyonda değiliz! TL değer kaybediyor!

Yayın Tarihi: 22/11/21 07:00
okuma süresi: 4 dak.
A- A A+

Dünyada özellikle Amerika ve Çin de aynı zamanda enflasyonla uğraşıyor. Bu küresel enflasyonun geçici olduğu süreci biraz geride kaldı artık. Özellikle Amerika varlık alımlarını azaltmayı taping yaparak yani kademeli olarak parasal genişlemeyi azaltacağını ve 2022 yılı ortalarına doğru faizlerin artışını konuşabileceklerini belirtmektedir. Dolar daha önce de dediğim gibi sepet para birimleri içindeki geometrik ortalamalar ile bulunmaktadır. Neydi bu para birimleri? (Sterlin, Euro, Kanada Doları, İsveç kronu, İsviçre Frangı ve Japon yeni) tüm bu paralar karşısında dolar değer kazanmış durumdadır.

ABD ve Avrupa’da 2023´hazırlanmak için şimdiden 2022 yılını daha sıkı para politikası ve faiz artışları ile desteklemeleri kaçınılmaz olacaktır. Özellikle 2022-2023 yıllarında stagflasyon sonrasında ekonomik büyümeyi bir kenara koyarak küresel enflasyonu kontrol altına almayı hedeflemeliyiz.

Genel olarak kurlardaki yükseliş nedenleri %20 yurtdışı kaynaklı ve %80 ise iç faktörlerden dolayı ortaya çıkmaktadır. Yüksek enflasyon yanında uygulanan makroekonomik politikalarda büyük önem taşımaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası son olarak 100 baz puan politika faizini indirerek %15’e çekti.

Yüksek enflasyonun geçici olduğunu, cari dengenin iyileşme sürecinde olduğu ve enflasyona etki edeceği tezi savunulmaktadır. Zamanla enflasyonun düşeceği ve bu sürenin gelecek yıl 2022 ortalarında dengeye geleceği düşünülmektedir.

Kurlardan yaşanan erime %30-%35 civarlarında seyrediyor. Enflasyon tahminleri her ay yükselmeye devam etmektedir. TL’de yaşanan kayıplar ile navlun, enerji ve hammadde girdileri artış göstermeye devam ediyor. Demir fiyatları ve gıda fiyatları artışları da ayni zamanda devam ediyor. Tüm tedarik zincirleri de kırılmış durumda.

Negatif reel faiz -%5 olarak devam ediyor. Enflasyonist bir ortamda TL kaybı ile enflasyon beklentileri de artış yönünde devam edecektir ve bu da maliyetlere yansıyacaktır. İhracat elbette arttı ama girdi maliyetleri de ithal olarak alınıp arttığından dolayı maliyet enflasyonu artmaya devam edecektir. Bu da fiyatlardaki artışı ve zamları ortaya çıkaracaktır. Güçsüz TL üzerine vatandaşlar dolarizasyona devam edecektir. Bunun yanında altın ve gümüş yatırımları da sürecektir.

Devalüasyon yok dedim çünkü devalüasyon sabit kur rejiminde ortaya çıkar. Şu anki pozisyon dalgalı kur rejmi yani aslında para değer kaybediyor. 1994 yılında devalüayon ortaya çıkıştı hatırlarsanız.

Enflasyon düşme beklentisi olduğu halde düşmediği ya da düşürülemediği bu durumlarda yine de faiz indirimi yapılması süreci devam etmektedir. Faiz enflasyonun nedeni değil, sonucudur. Teori bu şekilde çalışır tersi politika farklı sonuçlar ortaya çıkarmaktadır. Önceden de bahsettiğim gibi ithalat artışı gibi süreçlerde cari açığın dengelenmesi süreci enflasyonu düşürecek diye düşünülmektedir. Artan ihracat ve düşen ithalat kuru düşürecek görüşleri devam etmektedir.

Cari açık, çok da enflasyona etki etmiyor aslında bütçe açığı daha da büyük etki ediyor. İhracatta satışlar yükselirken, ithalattaki pahalılıkta aslında dış ticarete de darbe vurmaktadır; çünkü girdi mallar daha pahalı ve daha az alınmış oluyor.

Bütçe açığı, cari açık, dış ticaret, ekonomik beklentiler, işsizlik oranları, cds risk primleri, dış yatırımcılar, dış borçlar ve artışındaki riskler, kredi derecelendirme notları, faiz, enflasyon, dolar rezervleri, güvenilir olmak, dış politikalar aslında hep birlikte incelenip makroekonomik teoriye yönelik çalışmalar yapılması yönünde sonuçlar verecektir.

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Yrd. Doç. Dr. Şükrü UMARBEYLİ yazıları