EkoFin

Yrd. Doç. Dr. Şükrü UMARBEYLİ
sukruumarbeyli@hotmail.com
Yrd. Doç. Dr. Şükrü UMARBEYLİ

Finansal okur yazarlık, verileri takip etmek önemli!

Yayın Tarihi: 04/07/22 09:44
okuma süresi: 6 dak.
A- A A+

Ekonomi günümüzde hayatımızda sıkça duyduğumuz kavramların başındadır. Bizlerin günlük yaşantılarını ve hayatımızı etkileyen özellikle parasal kavramla ilgili unsurların bütününü oluşturur. Fakat ekonomi bildiğiniz üzere ekonomi, finans ve iktisat ile daha kapsamlı kavramları oluşturmaktadır. Ekonomi Yunanca da “oikonomia” yani ev idaresi kelimesinden gelmektedir. Kısacası mevcut ev içerisindeki hane halkını oluşturan bireylerin yaptığı iş bölümü bunun yanında aldıkları kararlar ve yaptıkları uygulamaların bütününü oluşturan aşamalardır.

Mikro ölçek olarak ev idaresi, makro ölçek olarak da toplum diyebiliriz. Ekonominin temelini insan ihtiyaçları oluşturmaktadır. Sabah kahvaltısındaki yiyecekler, aldığımız kıyafetler, gezdiğimiz yerler kısacası üretilen mal ve hizmetlerin hep daha iyi koşullar ile daha mutlu bir şekilde yaşamamız için kullanılan emek ve sermaye araçlarının kıt kaynaklar ile etkili kullanılmasını oluşturur.Hayatımızdaki seçimler aslında bir maliyet oluşturmaktadır. Toplumda ve dünyada sınırlı kaynakların olması ve bunları hangi önceliğe göre kullanılacağının kararı çoğu şeyleri etkilemektedir. Üretim mi yapalım? Makine mi kuralım? Tüm bunların seçimi aslında diğer alternatiflerin vazgeçimi demektir. Yani kısacası yapılan seçimler bir diğerinin alternatifidir. Bireysel olarak bakarsak sinemaya gidersem, spor yapamam şeklinde düşünülebilir.   

Ekonomi de tüketilen mal ve hizmetin karşılığı fiyatı oluşturur. İhtiyaç duyulan mal ve hizmetlerin alınması gelirlerle olur ve bu gelirlere ulaşmak için çalışmak ve hayatımızı sürdürmemiz gerekmektedir. Bunun yanında tasarruf yapmak yani ileride ihtiyaç duyduğumuz mallar ve hizmetlere ulaşabilmek için belli gelirdeki miktarın ayrılması ile birlikte bu tasarrufların yüksek olması toplumda oluşan ekonomik kaynaklar açısından olumlu olarak kabul edilmektedir. Piyasa ise üretilen mal ve hizmetlerin alıcı ve satıcılar arasındaki değiş ve tokuşun belli ücretlerini ödeyerek sağladığı yer olarak kabul edilmektedir. Gayri safi yurt içi hasıla çoğunlukla milli gelir olarak da bilinmektedir. Bir ülkede yıl içinde üretilen bütün mallar ve hizmetlerin parasal değerleridir.   

Bir ülkenin kişi başı milli geliri toplam gelirinin ülkede yaşayan ülke nüfusuna bölünmesi ile bulunur. Ülkelerin ekonomik özellikleri karşılaştırılırken bu kavramlar büyük önem taşımaktadır.  Gelişmekte olan ülkelerde, cari açığın yani ihracat ve ithalat arasındaki farkın artması devletin giderek borçlandığını gösterir ve enflasyon artışına sebep olur; Ancak gelişmiş ülkelerde, yani tüketiminden daha fazla üretebilen ülkelerde cari fazla oluşur ve ülke böylece büyüme sağlayabilir.   

İşsizlik oranı, çalışmak istediği halde iş bulamayan hane halkının, nüfustaki toplam işgücüne olan oranıdır. Bir ülkede işsizlik oranı yükselirse hane halkının daha az gelir elde edeceği ve bundan dolayı ülke genelinde tüketimde azalmalar meydana gelir. Tüketimin azalması ise firmaların üretimlerini yavaşlatmasına ve personel eksiltmeye gidilmesine sebep olacaktır. İşsizlik oranının düşmesi tersini düşünürsek hane halkının gelirinde artışa yol açarak tüketimin canlanmasına sebep olmaktadır. Artan talebi karşılamak için firmalar daha fazla üretir ve daha fazla istihdam yaparlar. İşsizlik verilerinin düşük olması ülkelerde yüksek üretime sebep olduğu için ekonomik büyümeyi olumlu yönde etkilemektedir. İşsizlik verisi ülkenin ekonomik durumunu hakkında uzun vadeli bir göstergedir. Buna bağlı olarak işsizliğin düşük olduğu ülkelerdeki para birimleri değer kazanırken, yüksek olduğu ülkelerde para birimlerinde değer kaybı yaşamaktadırlar.   

Enflasyon, mal ve hizmetlere olan talebin karşılanamaması durumunda ortaya çıkmaktadır. Ekonomide üretim miktarından daha fazla talep oluşursa mal ve hizmetlere ödenecek olan fiyatlar arz ve talep dengesinden dolayı artacaktır. Bu durum ise fiyatların genel seviyesinin yükseltilmesi ile enflasyon oluşumuna sebebiyet verilir. Enflasyon rakamları makul seviyelerde olduğu sürece iç talebin canlı olmasını sağlar ve o ülkedeki ekonomik büyümeleri olumlu olarak destekler. Ancak enflasyon yüksek seviyelerde olduğunda ülkede gelir adaletsizliğine sebep olup, ekonomik büyümeyi ve istikrarı olumsuz etkiler.   

Son olarak döviz fiyatlarını etkileyen en önemli nedenlerden biri de ülkelerdeki faiz oranlarıdır. Ülkeler arasındaki faiz oranı farkları döviz kurlarının dalgalanmasına yol açmaktadır. Uluslararası sermaye faizin az olduğu ülkeden, çok olduğu ülkeye doğru hareket eder. Dolayısıyla, bir ülkenin faiz oranlarının artması para biriminin değerlenmesine, düşmesi ise değer kaybetmesine yol açar.


#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Levent Kutay
Levent KUTAY'dan
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Yrd. Doç. Dr. Şükrü UMARBEYLİ yazıları