Kırk Derenin Suyu

Av. Feyzi HANSEL
feyzihansel@gmail.com
Av. Feyzi HANSEL

Baskı altında mısınız?

Yayın Tarihi: 22/12/20 07:00
okuma süresi: 7 dak.
A- A A+

Maalesef haftaya kötü başladık. Yerel Covid 19 vakalarındaki artış bir hafta içerisinde neredeyse ikiye katlandı. Hastalık burnumuzun dibine kadar geldi, girdi. Artık tanıdıklarımızdan da hastalananlar var. Haliyle halk bir panik havasına girdi.

İpin ucu kaçtı...

Hastalığın nereden, kimden ve ne şekilde geleceğini bilemediğimiz bir safhaya girdik. Hepimiz bir dereceye kadar korku nöbetleri yaşıyoruz. Yaşıyoruz da, korkunun ecele faydası yok. Kimisi meyhanede ahbaplarıyla dipdibe içkisini yudumlarken hastalıktan korkuyor; kimisi pandemi öncesi koşulları varmış gibi hayatına devam ederken... Günün sonunda herkes korkuyor. Maskeler ise çoktan aksesuar halini almış bile. Yaşayış tarzımızı değiştirmeden, güzel ve kıyafetimize uyumlu olan maskeler takarak hastalıktan korunamayız. Yakınlarımızı hiç koruyamayız.

Birkaç sokakla ilgisi olmayan yaşlı Almanın pozitif tespit edilmesinden sonra nasıl bir korku yaşamış ve kendimize çekidüzen vermişsek, şimdi de en az o kadar kendimize çekidüzen vermek zorundayız.

İpin ucu kaçtı dostlar... Bir elimizde içki bardağı hiç bir şey yokmuş gibi yaşarken öbür elimizde telefon, Facebooktan kaç vaka çıktığını öğrenmeye çalışarak ve fazla vaka gördüğümüzde sanal aleme kazıdığımız kelimelerle mangalda kül bırakmayarak korunamayız, koruyamayız.

Hiçbir imkanımız sınırsız değildir!

Tansiyon rahatsızlığı olup da tuzdan da zeytinden de vazgeçemeyenler ya da diyabet hastası olup da tatlıdan uzak duramayanlar, zaten ilacımı içiyorum zeytin de yerim tuz da tatlı da der ya, içinde bulunduğumuz durum aynen bu...

Pandemi hastanesinin yapılmış olması, aşıların kısa bir süre sonra ülkemize gelecek olması rehavet yaratıyor olabilir. Nasıl ki, tansiyon hastası ilacını içse bile tuzdan kaçınmalıdır, biz de aşılar geliyor ya da yeni hastane yapıldı diye hiç bir şey olmamış gibi yaşamaya devam etmekten kaçınmalıyız.

Kendi tedbirimizi kendimiz almazsak, kurallara sabır ve dirayetle uymazsak gelemeyiz üstesinden bu derdin. Yoksa şimdiki performansımızla bu yolu yürümek imkansız. Hiç bir imkanımız sınırsız değil. Şimdiki hayat tarzımızdan ödün vermezsek bir yakınımızın ölümüne sebebiyet vereceğiz. Bu vebali taşıyabilir misiniz bir ömür ?

Yazdıklarım kalbinizi kırmasın, sizi üzmesin, korkutmasın. Ben de sizden birisiyim. Kendimde gördüğüm ya da çevremde gördüğüm hataları objektif olarak kendi yüzüme vurmak için yazdım bu satırları...

Hükümete bir kaç söz!

Kendi kusurlarımız bir yana, hükümetin bu lanet hastalıkla mücadele kapsamında kusur işlemeye hakkı yok.

Çok ciddi iddialar dolaşıyor ortalarda. Örneğin, Yılbaşı Lobisi’nin, çiceği burnunda UBP Genel Başkanı ve Başbakan Sayın Ersan Saner üzerinde çok ciddi baskılar oluşturduğu ve her kanaldan lobi yaparak yılbaşı sürecinde Türkiye’den gelmesi beklenen binlerce kişinin karantinasız olarak ülkeye getirilmesini sağlamak istedikleri istihbaratı ulaşıyor bilgime. İddia, Sayın Saner’in kendisine yapılan baskılar ve bunaltma operasyonu karşısında karantinasız girişler konusunda gevşemeye meyil ettiği yönündedir. Bu iddia doğruysa “VAY Kİ NE VAY”...

Sayın Ali Pilli’nin karantinasız girişler konusunda çok katı bir duruşu olduğunu biliyoruz. Gelin görün ki, Sağlık Bakanlığı içerisinde de Sayın Ersan Saner’e baskı oluşturan Yılbaşı Lobisi’nin eli kolu olduğu iddiaları da ortalarda dolaşıyor ve bu iddialar doğruysa eğer, Sayın Pilli’nin de arkasını güvenle dayayacağı destek mekanizması zayıf olabilir.

Uzun lafın kısası, otelciler ve casinocuların oluşturduğu Yılbaşı Lobisi bu süreçte başarılı olmamalıdır. Şimdi gönülleri olsun diye onlara teslim olursa Hükümet, ne ülkeye ithal edilecek yeni vakaların sayısını kestirebiliriz ne de bu lobi bir daha halk sağlığı yararına engellenebilir.

Otelciler ve casinocular bu memlekette bir halk yaşadığını unutmamalıdır. Unutmamalıdırlar ki, onlar bir gece para kazanacak diye halkın sağlığı ile kumar oynanmaz.

Unutmamalıdırlar ki, onlar bir gece para kazanacaklar diye bu halk aylarca sürebilecek bir kapanmaya katlanamaz. Biz insanların gerekmedikçe evden bile çıkmamalarını salık verirken, binlerce insanın sırf keyif uğruna Kıbrıs’a dökülmesi kabul edilemez.

Gelecekse öğrenciler gelsin ülkemize. En azından öğrenciler tüm çarşıyı hareketlendirebilir.

Öte yandan, Hüseyin Özgürgün’ün gönlünü alma çabasıyla yanıp tutuşan hükümet, PCR kitlerinin alımı konusunda açılması gereken ihalenin açılıp neticelendirilmesiyle pek ilgili değil. İstihbarat kaynaklarım haftalardır açılması gereken PCR test kiti ihalesinin açılmadığı için sivil toplum örgütlerinden bağış yoluyla ve Türkiye’den hibe yoluyla gelen kitlerle idare edilmeye çalışıldığını iddia ediyor. Bu iddia doğruysa, çok değil, bir kaç gün sonra test yapacak PCR kitimiz kalmayabilir.

Sanki herşey güllük gülistanlık, bizim meclisimiz Sayın Özgürgün’ün istifasını kabul etsin mi etmesin mi derdinde... Bu arada istifası kabul edilmemiş olan, bu ülkenin ekmeğini yeyip suyunu içmiş Sayın Özgürgün’e de ön şart ileriye sürmeden ya da sağa sola ayar vermeden memlekete dönüp meclisteki görevinin başına geçmek düşer.

Bulaşıcı Hastalıklar Üst Kurulu hiç bu kadar önemli olmamıştı!

İhtimaldir ki Yılbaşı Lobisi Üst Kurul üyelerine de bir şekilde sirayet etmeye çalışıyordur ya da çalışacaktır. Kurul üyeleri, meslektaşlarını, sağlık çalışanlarını, halkı ve en önemlisi kendi ailelerini düşünüp sağduyuyla hareket etmek zorundadırlar. Umarım, Yılbaşı lobisine yenilip de çılgınca bir karar üretmezler. Bu halk şimdi sizin ağzınızdan çıkacak önerilerin kendilerini koruyacak öneriler olmasını bekliyor.

Para gücüne sahip olan ve genellikle siyasi hayatın ve partilerin açıktan veya örtülü sponsorluğunu yapan otelciler ve casinocular, bütün yıl kaybettiklerini bir gecede telafi edemeyeceklerini bile bile halkın sağlığına göz dikmeyi sakın ola maharet saymasınlar. Belki siyasetçilerimizi bir yere kadar kontrol edebilirler. Ama halkın sağlığıyla kumar oynamaya cüret etmesinler!

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Av. Feyzi HANSEL yazıları