Kırk Derenin Suyu

Av. Feyzi HANSEL
feyzihansel@gmail.com
Av. Feyzi HANSEL

Fuat Oktay'ı doğru okumak

Yayın Tarihi: 25/12/20 07:00
okuma süresi: 7 dak.
A- A A+

İçimize siner ya da sinmez...

Seçimdi, sonuçlanamayan kurultaydı, uzayan hükümet müzakereleriydi derken hükümet kuruldu. Sonra da kurultay dönemeci sonuçlandı. Olup bitenler üzerinde tartışmaya değer mi? Değer. Bu süreçte yaşanılanlar insanın içine siner mi? Benim sinmedi. Peki bu safhada bu soruların pek bir önemi var mı? Aslında bu sorular yarınların planlanması için samimiyetle cevaplanmalı ve tüm cevaplar akıl defterinin bir köşesinde arşivlenmelidir. Gün gelir, bu arşiv bize ayna olur.

Eğri otursak bile doğru konuşmak zorundayız!

Hüseyin Özgürgün’ü iyi tanıyorum ve seviyorum. Vaktiyle, partinin başına geçsin ve UBP’yi yeni nesli temsil eden bir kurum haline getirsin diye kendisine çok dil dökmüştük. Kabul etmemişti. Sonra Sayın Derviş Eroğlu’nun ricası üzerine bu sahaya çıktı ve başkan oldu. İlk başkanlık dönemi ÖRP’yi doğurmuştu.

Özünde iyi bir insan olsa bile, son başbakanlığı dönemi Sayın Özgürgün hakkında ister istemez şaibe yarattı. Veremeyecek bir hesabım yok dedi, ama bir hesap da vermedi. UBP – HP hükümetinin kuruluşunu sırtından hançerlenme olarak gördü, alındı. Dokunulmazlık tartışmasından da alındı ve ülkeyi terketti.

Şimdilerde, partisine kırgın olduğunu açık açık ifade ediyor ve belirli şartların gerçekleşmesi halinde ülkeye dönebileceğini söylüyor. Özetle ve anladığımız kadarıyla bu şartlardan birisi dokunulmazlığının iadesi, birisi aleyhindeki davaların geri çekilmesi ve bir diğeri de kendisine iade-i itibar sağlayacak bir makam tahsis edilmesi. Kanımca, bu taleplerin hiçbiri yerine getirilebilecek talepler değil. Dolayısıyla, Sayın Özgürgün’ün ülkeye dönme ihtimali neredeyse yok.

Peki o zaman istifası niye kabul edilmedi ? Aslında, temel hukuk prensibidir, istifa tek taraflı sonuç doğuran bir irade bildirimidir ve muhatabının onayını gerektirmez. Bu şartlarda, Yüce Meclisimiz, Sayın Özgürgün’ün iradesine karşı çıkmış ve istifasının sonuç doğurmasını engellemiştir.

Eğri oturalım doğru konuşalım ! Bu durum da benim içime hiç sinmedi. Benim bildiğim Özgürgün, herşeye rağmen hiç ön şart ileri sürmeden ve daha fazla gecikmeden ülkeye ve görevinin başına döner ve aslanlar gibi hesabını verirdi. Umarım öyle olur...

Her şey bir yana, Özgürgün olayı, yeni dönemde sürdürülmesi istenmeyen kokuşmuş siyasi manevraların son örneğidir ama tek örneği değildir.

Ağzından çıkan her kelime anlaşılan bir başbakanımız var.

Ersan Saner, çok uzun bir zaman sonra kaliteli ve dinlenebilir bir konuşma üslubuyla karşımıza çıkmış parlak yıldızlı bir siyasi figür. Son derece dürüst, samimi, güvenilir. Meramını son derece yalın ve anlaşılabilir bir biçimde anlatabiliyor. Onu dinlerken, insana bir güven duygusu geliyor.

Çok zor bir zamanda, ateş çemberinin içerisinde buldu kendisini Sayın Saner. Buna rağmen, geçmişindeki temizlik, dürüstlüğü ve itibarı kısa vadede dahi kendisinin en büyük kurtarıcısı olacak. Zor koşulların azınlık seçim hükümetinin başbakanı olarak ilk ziyareti gerçekleştirdi Ankara’ya. Çok sıcak karşılandı.

Azınlık seçim hükümetinin başbakanı olarak gittiği Ankara’dan, uzun vadeli devam edecek bir icraat hükümetinin başbakanı edasıyla döndü. Cebinde çok şey getirdi. En önemlisi, bu ziyaret vesilesiyle, Türkiye, hükümetimiz nezdinde Kıbrıs Türk Halkı’na çok güçlü bir destek mesajı verdi.

Fuat Oktay samimi ve kendinden emin üslubu ile ne mesajlar vermedi ki ...

Türkiye eski Türkiye değil. Özellikle savunma sanayiindeki adımlarıyla dudak uçuklatacak kadar ileriye taşınmış durumda. Yedi düvelle bin bir türlü kavga içerisinde olmasına rağmen, tüm mazlumlara maddi manevi yardımlarını kesintisiz sürdüren bölgesel bir güç artık Türkiye. Ekonomisine yönelen tüm saldırılara ve borç yüküne rağmen sarsılmadan yoluna devam edecek denli kudretli.

İşte bu Türkiye, Kuzey Kıbrıs’ın da kendi kendine yeten ve ayakları üstünde duran bağımsız ve kurumsal bir devlet olmasında görüyor menfaatini. Fuat Oktay Bey’in en önemli mesajlarından birisi buydu Ankara ziyaretinde. Fuat Bey son derece donanımlı, dürüst, muteber ve samimi bir siyasetçi. Yalnız görevi gereği değil, vicdanıyla da Kıbrıs Türk Halkı’nın geleceğine adamış kendisini.

Fuat Oktay bu realite içerisinde açık açık söz veriyor ve Türkiye adına taahhütte bulunuyor. Diyor ki bizim hükümete, “Siz Kıbrıs Türk Halkının hayatına dokunacak çalışmalar yaparsanız parayı düşünmeyin. Biz talep edeceğiniz her parayı her koşulda size sağlayacağız.”

Fuat Bey’in bu sözü veya taahhüdü koşulsuz değildir elbet. Koşul nedir ? Kıbrıs Türkü’nün hayatına dokunacak bir çalışma yürütülmesidir.

Aslında Fuat Bey bir cümle ile KKTC’nin geleceğinden neler beklediğini ortaya koyuyor. Bu beklenti Fuat Bey’in şahsi dilek ve temennisi değil, Türkiye Cumhuriyeti’nin Kuzey Kıbrıs’ta bundan sonra göreve gelecek hükümetlere yüklediği bir görevdir.

O halde kısaca Türkiye’nin yeni Kuzey Kıbrıs’tan beklentilerini satır satır dökelim bir önümüze:

  • Temiz siyaset
  • Proje odaklı siyaset
  • Kurumsal ve hantal olmayan bir devlet yapısı
  • Halkın hayatını zorlaştıran bürokrasiden kurtulma
  • Liyakat esasına bağlı bir kamu yönetimi
  • Kurumsallaşma
  • Kamu maliyesinin amacına uygun tasarlanıp yönetilmesi
  • Devletin gereksiz giderlerinin ortadan kaldırılması
  • Kamu hizmetlerinin kalite ve standartlarının yükseltilmesi
  • Altyapı planlamalarına ilişkin projeler
  • Devletin sahiplenilmesi

Yeni hükümete Türkiye açık çek verdi. Bu çeki bu hükümet kullanacak. Kullanacak kullanmasına da, tek bir hata bundan sonra gelecek hükümetlerin işini ve halkın hayatını illa ki zorlaştıracaktır.

Gelin dürüst olalım. Yukarıda sayılan beklentiler, hangimizin beklentileri ile uyuşmuyor ki?

Bu şartlarda kendimize çeki düzen vermek zorundayız. Özgürgün meselesine dönecek olursak, bu meseledeki siyasi manevralar gibi manevralarla siyasete devam edersek, hiç kuşku yok, yukarıdaki beklentileri yerine getiremeyiz.

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Av. Feyzi HANSEL yazıları