Kırk Derenin Suyu

Av. Feyzi HANSEL
feyzihansel@gmail.com
Av. Feyzi HANSEL

Arıklı'nın "Masum" Mütevellisi!

Yayın Tarihi: 16/03/21 07:51
okuma süresi: 7 dak.
A- A A+

Memleketin gündemi öyle hızlı değişiyor ki, insan, aklının almadığıyla kalmıyor, her yeni gündemde algı kapasitesinden bir parça daha kaybediyor. Bazen, bu yasalar, bu kurallar niye uygulanmıyor diye soruyoruz, bazen de bu yasalar, bu kurallar bana uygulanmasın diyoruz. Sıradan vatandaşın bu ruh halini kolaylıkla anlayabiliyoruz da, ülke yönetenlerin de bu ruh haline girmesini anlayışla karşılayacak geniş yürek bizde nerede?

***

Son günlerde öyle bir atama yaptı ki hükümet, bu atama yüzünden dün koca koca adamlar Meclis Genel Kurul toplantısında birbirlerine girdiler...

***

Hemen konuya gireyim. Malumunuz, Hükümet, Sayın Erhan Arıklı’nın önerisi ve talebi üzerine ismi lazım olmayan bir kişiyi Lefke Avrupa Üniversitesi’nin sahibi olan Kıbrıs Bilim Vakfı’nın mütevelliliğine tayin etti.

***

Papara, Sayın Arıklı’nın mütevelli olarak tayin etmiş olduğu kişinin daha önce Yüksek Seçim Kurulu tarafından milletvekilliğine aday olmasının sabıka kaydı dolayısıyla engellenen bir kişi olduğunun ortaya çıkması ile koptu.

***

Kıbrıs Bilim Vakfı, mevzuat ve mahkeme kararları gereği mülhak bir vakıf. Mülhak vakıflar, Vakıflar Örgütü eliyle değil, kendi mütevellileri eliyle yönetilen özel vakıflardır. Ülkemizdeki mülhak vakıf mevzuatına göre, bir kişinin mütevelli olarak tayin edilebilmesi için, o kişinin Vakıflar İdaresi Yönetim Kurulu tarafından onaylanması gerekmektedir. Böyle bir onay verilirken, mütevelli olarak önerilen kişinin yüz kızartıcı bir suçtan mahkum olmadığını, sabıka kayıt belgesi ile teyit ve tevsik etmesi şartı aranır.

***

Atanan kişiyi tanımıyorum, hiç görmedim, hakkında bir fikrim yok. Çok iyi, güvenilir, dürüst bir insan olabilir. Önerildiği görev için ehil olabilir. Başarılar ve gururla dolu bir mesleki geçmişi olabilir. Ne var ki, iddia edildiği gibi gerçekten bir sahtekarlık suçundan sabıkası var ise, ki, Sayın Arıklı bu durumu meclis kürsüsünde de açık açık ifade etti, o zaman böylesi bir kişinin Kıbrıs Bilim Vakfı’na mütevelli olarak atanmasına hukuken imkan yoktur. Vakıflar İdaresi Yönetim Kurulu da böyle bir atamayı onaylayamayacağı için, söz konusu kişinin atanması hüküm ve sonuç doğurmaz. Diğer bir deyişle, söz konusu kişi mütevelli olarak atanmamış sayılmaktadır. En azından sıradan bir mülhak vakıfta prosedür böyle işler ve Vakıflar İdaresi böylesi bir atamaya onay vermezdi. Yoksa atama hükümetten geldi diye Vakıflar İdaresi mülhak vakıf mevzuatını görmezden mi geliyor ?

***

Aslında, Sayın Arıklı’nın dün meclis kürsüsünde yaptığı konuşma daha vahim bilgiler de ortaya koyuyordu. Öncelikle, Sayın Arıklı’nın söz konusu kişiyi bir vefa borcuna istinaden mütevelli olarak atadığını öğrendik. Böylesi bir itiraf devlet yönetimindeki usullerin nasıl bertaraf edildiğini ortaya koymak açısından çok önemli, altını çizerim. Hükümet, nasıl böyle bir hata yaptı ? Bu durum kırılgan koalisyonun, büyük ortak UBP’nin dışındaki etkenlerden ne kadar etkilendiği ve hükümetin küçük ortakların olur olmaz tüm taleplerine direnemediği acı sonucunu da ortaya koyuyor aslında...

***

Sayın Arıklı’nın konuşmasında başka bir itiraf daha vardı. Mütevelli olarak atanan, sahtekarlık suçundan 74 gün hapis yatmış sabıkalı kişi, aslında gerçekte bu suçu işlememiş. Bu suçu işleyen başka bir kişinin geleceğinin kararmaması için fedakarlık yapmış ve suçu üstlenmiş. Sayın Arıklı, iyi niyetle ve atamasını savunmak amacıyla bu masumane itirafı da yaptı.

***

Gerçekte bir suçu işlemediği halde, o suçu işlediğini söylemek ve gerçekte bir suçu işleyen kişiyi yargılanıp mahkum olmaktan kurtarmak için gerçek suçu ve suçluyu gizlemek, Ceza yasamızın pek çok maddesi açısından başka suçlar oluşturabilir. Örneğin, böylesi bir eylem Ceza Yasası’nın 114’üncü maddesi açısından bir suç teşkil edebilir ve bu suçu işleyen bir kişiye bir yıla kadar hapis cezası verilebilir. Bu eylem Ceza Yasası’nın 116’ncı maddesi tahtında da uydurma şahadet suçu teşkil edebilir ve bu eylemin de cezası yedi yıla kadar hapislik. En iyi ihtimalle böylesi bir eylem adaletin tecellisini engelleme suçu teşkil eder. Bu suçun da cezası iki yıla kadar hapislik olabilir. Aslında, bu suçlar dahi, mütevelli olarak atanan kişinin mütevelli olmasına engel teşkil eden suçlar. Dahası, Polis, böylesi suçların işlendiğini tespit etse veya böylesi suçlardan şüphe etse, ne gerçek suçluya ne de suçu üstlenene göz açtırmaz.

***

Her ne kadar tasvip etmesem de, siyasette belirli yerlere gelmiş kişilerin yol arkadaşlarını taltif etmelerini ya da onlara vefa borcu duymalarını anlaşılabilir bulabilirim. Ne var ki, mevzuat açısından bir makama atanması mümkün olmayan bir kişinin atanmasını veya böylesi bir atamanın “Vefa borcumu ödedim” şeklinde savunulmasını asla doğru bulmam ve kabul etmem. Sayın Arıklı’nın iyi niyetinden hiç bir şüphem olmadığını belirtmiştim. Ancak, bu mesele iyi niyetle izah edilebilecek bir mesele olmadığı gibi, Sayın Arıklı’nın yol arkadaşı açısından gerçekte işlemediği bir suçu başkasını kurtarmak için üstlendiğini itiraf etmesi derhal ama derhal soruşturulması gereken bir meseledir ve Polis de derhal gereğini yapmalıdır.

***

Sayın Arıklı’nın hem atamasını, hem de yol arkadaşını savunmak için böylesi talihsiz bir açıklama yapmasını kamu düzeni açısından son derece sakıncalı bulmaktayım. Çünkü, Başbakan Yardımcısı’nın meclis kürsüsünden gerçekte suçlu olmadığı halde başkasının suçunun üstlenildiğini masumane biçimde anlatması, polisin suçlarla ve suçlularla mücadelesine engel teşkil edebilecek talihsiz bir açıklamadır. Vatandaş, başbakan yardımcısının böylesi bir durumu hoşgörüyle karşılamasını kendisine kaçamak kapısı olarak görebilir. Böylesi bir durum da kamu düzeni ve kamu güvenliği açısından çok büyük risk taşımaktadır.

***

Sayın Arıklı’ya bir arkadaş olarak naçizane tavsiyem, ağzından çıkacak kelimeleri kırk defa düşünüp etüt ettikten sonra konuşması ve bu sakat atama hevesinde ısrar etmeyip atamayı derhal geri almasıdır. Sayın Başbakan’a da naçizane tavsiyem, pırıl pırıl tertemiz ismini, böylesi şaibeli kararlarla kirletmemesidir. Yolsuzlukla mücadele edecekseniz, eski ve deneyimli bir askerin “insaniyet” namına başkasının suçunu üstlenerek başka suçlar işlemesini ödüllendirmez, onu derhal polise teslim edersiniz. Böylesi bir davranışı, ne isterse olsun ödüllendiremezsiniz...

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Av. Feyzi HANSEL yazıları