Kırk Derenin Suyu

Av. Feyzi HANSEL
feyzihansel@gmail.com
Av. Feyzi HANSEL

Covid-19: Yüzleşme

Yayın Tarihi: 16/04/21 07:00
okuma süresi: 5 dak.
A- A A+

Covid-19 Salgını artarak devam ediyor. Pik noktaya ulaştık mı? Yoksa daha en kötüsünü görmedik mi? Aslında bu soruların çok bir önemi yok. Sonucun ne olacağı biraz da bizim elimizde. Ne kadar dikkat edersek, kurallara ne kadar riayet edersek, bu salgının yayılmasının yavaşlatılmasına veya durdurulmasına o denli katkı sağlarız.

***

Bizim, halk olarak değişik bir ruh halimiz var. Bireysel ölçekte, kanunun bıçağının keskin olmasını isteriz. Ama, ne olursa olsun o bıçağın dönüp bizi kesmesini istemeyiz. Çünkü, biz kanundan sadece bireysel ölçekte bizim menfaatlerimizi korumasını bekleriz. Unuturuz ki, bizim menfaatlerimizin bir sınırı vardır ve bu sınır da başkalarının menfaatlerinin başladığı noktadır.

***

Covid-19 başladığından beri, kapanma çağrıları yaparken acımzasızca yapıyoruz. Açılma çağrıları yaparken acımasızca yapıyoruz. Başkalarının kurallara uymamasını acımasızca tenkit ediyor; kendimize gelince kuralları benimsemiyoruz.

Bu salgını hep beraber yaşıyoruz. Salgın sadece bizim dışımızdakiler için değil. Hayatı da, bu ülkede halkın içinde yaşıyoruz. Hiçbirimiz tek başımıza değil... Hangimizin canı, hayatı, evlatları, ailesi ötekilerinkinden daha değerli olabilir ki?

***

Halkın içinde bulunduğu ruh hali, ülkenin bu günkü durumunun hem sebebi hem de sonucu...

Uzun yıllardır, hepimiz öyle çok kanıksamışız ki bir şeylerin olmasını istediğimizde onları olduracak kapıları çalmayı, büyükleri kullanmayı... İşimiz oldu mu ne ala! Olmadıysa, memleketten de o büyüklerden de düzenden de kötüsü yok.

Yükselen sesleri duyar gibiyim. Evet ben UBP’liyim. Bir şekilde fikirlerime, devletle ilgili beklenti ve gelecek planlarıma karşılık bulduğum için UBP’liyim. Ne var ki, UBP’li olmam, UBP’nin her yaptığına alkış tutacağım ya da her yanlışını örtbas edeceğim anlamına gelmez. Gelmemeli.

Bazı sesler duyar gibiyim. Bu memleketi bu hale UBP getirdi denildiğini duyuyorum mesela. Evet. Doğru bu devleti UBP kurdu. Gelin görün ki, bu düzeni hep beraber yarattık. Bu halk müsaade etmeseydi UBP bu düzeni kurup yaşatabilir miydi? Sonra, bu devletin kuruluşundan sonra bu devleti bir tek UBP mi yönetti? Diğer partiler, örneğin CTP bu memlekette hükümet etmedi mi hiç? Kim bu düzenden şikayet etmişse, hükümete geldiğinde bu düzende kaybolup gitti. Çünkü, halk istemedikçe, hiç kimse ya da hiç bir hükümet bu düzeni değiştirecek adımlar atamazdı.

Neden mi? Çünkü herkesin seçim ya da seçilme gailesi var da ondan. Çünkü herkes. Seçilmek için birşeyler vermek gerektiğine, seçmenler de seçmek için bireysel kazanımlar elde etmek gerektiğine inanıyordu, inanıyor...

İşte, bu ruh haliyle gelindi bugünlere. Bu ruh hali toplumsal dayanışma ruhunu, toplumsal birliği oluşturan bağları bozdukça bozdu.

***

Şimdi, Covid-19 bizi acı gerçeklerle yüzleştiriyor.

Eskiden ekmek tanelerini bile çöpe atmayan bir halkın evlatları, bugünlerde para vererek getirttiği ve beğenmediği veya bitiremediği yemekleri saklamayıp çöpe atabiliyor. Hazıra konma kültürünü geliştiren ruh halimiz beraberinde israf kültürünü de ruhumuza işlemiş maalesef. Üstelik egoistçe, bencilce yaşıyoruz bu tuhaf kültürü...

Covid-19 acımasızca yüzleştirdi bizi bu gerçekle.

Birileri bu tuhaf kültürle, korktuğunda kapanalım diye bağırıp, sıkıldığında da açılalım derken; birileri de işinden, ekmeğinden oluyor patır patır. Kapanalım diye bağırıp, sıkılınca da açılım isterken birileri, kurallara kendileri uymadan yaşıyorken, birileri de canı veya sağlığı pahasına ekmek peşinde alın teri döküyor yarı aç yarı tok...

Hayat pahalılığının dondurulmasına isyan ediyor sendikalar. Kucak kucağa otobüslerde eyleme geliyor güruh bu salgın koşullarında. Üstelik pek çok insan işinden gücünden ekmeğinden olurken veya asgari ücretin yarısı maaş alırken ya da ödeneksiz izne çıkarken. Kimsenin sızlamıyorsa vicdanı, ülkedeki tuhaf ruh halinden değil de nedir?

***

Uyanış zamanıdır heyhat ! Sokaktaki işsizlerin, salgın koşullarında bir lokma ekmeğe muhtaç olanların halini görüp anlama ve dayanışma zamanıdır. Kaldıysa içimizde biraz eski değerlerimizden, bir kavga yaparken, bizim dışımızdakilerin hallerini de dikkate alarak kavganın cephesini geniş tutmak zamanıdır zaman!

Zaman, memleket düzenini yeniden yaratma, eski alışkanlıklarımızdan kurtulup dayanışma ruhunun hakim olduğu ve herkesi kendimize eşit gördüğümüz günleri yaratma zamanıdır.

***

Kimin hayalleri, ötekilerin hayallerinden daha değerli olabilir ki?

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Av. Feyzi HANSEL yazıları