Kırk Derenin Suyu

Av. Feyzi HANSEL
feyzihansel@gmail.com
Av. Feyzi HANSEL

İşte o gün geldi...

Yayın Tarihi: 08/06/21 07:00
okuma süresi: 4 dak.
A- A A+

Yine yazılarıma ara vermek zorunda kaldım. Kâh sağlık problemleri, kâh iş yoğunluğu derken hayat akıp gitti. Tüm okurlarımdan özür dilemek, sizlerin affını istirham etmek boynumun borcu. Takdir ise sizlerin...

***

Bu arada bir dolu şey oldu. Birileri eski defterleri karıştırmaya başladı. Bir gece yarısı pek çok avukatın ve kimbilir daha kimlerin e-postalarına bir e-posta düştü yargının ipliğini pazara çıkarmayı hedefleyen. Başarılı olma ihtimali olmayan...

Sahi, yargı organında problem var mı? Elbette var. Bir kere yeteri kadar ek mesai ödeneği sağlanamadığı ya da yeteri kadar personel istihdamını sağlayacak bütçe imkanları yaratılamadığından ciddi sıkıntılarla başetmek zorunda kalıyor yargı. Bu kusur yargının değil kuşkusuz. Ama yargının kendinden kaynaklanan sıkıntıları da yok değil hani. Tek kusuru var yargı organının. Yargıç ve savcı atamalarında objektif ve izah edilebilir kriterler ve örneğin bir sınav olmaması, yargıç ve savcı atamaları ile ilgili yanlış anlaşılmalara ya da artniyetli düşüncelere sebebiyet veriliyor olması. Yargı bunu düzeltecektir, düzeltmelidir. Ne var ki, yargı organının bağımsızlığı hala bizim son kalemizin ayakta kalmasının teminatıdır. Dahası, yargıdaki sorunlar, yargı organımızı dedikodulara kurban etme, onu lekeleme hakkını kimseye vermez...

***

Konumuz yargı değil. Konumuz tükenmiş kaynaklarımız, yola devam etmemizi önleyecek kronik sıkıntılarımız. İşte o gün geldi, çattı ! Hepimiz, şapkamızı çıkarıp önümüze koymak ve kılı kırk yarıp iyice düşünmek, her hareketimizi tekrar tekrar gözden geçirmek zorundayız...

***

Maaşlar bu ay da ödendi. Belki önümüzdeki ay da ödenecek. Ya sonrası? Ya da devletin tek vazifesi maaş ödemek mi? Ülkesinde bir gelecek göremeyen, ülkedeki kronik sorunlardan bunalıp da, gayrıihtiyari kimlik arayışına giren, bu arayış mücadelesinde geçmişinden, milletinden, değerlerinden protest bir tavırla kopan ergen ve gençlerin hayal güçlerini sahiplenip geliştirmek, onlara kökleri güçlü ve derin bir kimlik sağlamak da bu devletin görevlerinden olsa gerek...

***

Maaş ödeyerek, yarınları gören hayalleri geliştirip gerçekleştiremeyiz. İşte bu noktada hepimize görevler düşmektedir. En çok da devlete! Hep yazıyorum, hep söylüyorum. Aslında herkes de söylüyor. Fırsat eşitliği yaratmak, liyakatı günlük hayatımızda kurumsallaştırmak, kamuya memur maaşları dışında kaynak yaratıp, bu kaynaklardan ergen ve gençlerin sevebileceği, terketmek istemeyeceği, tarihiyle, geçmişiyle, milletiyle, değerleriyle bağlarını koparmadan yarınlarını hayal edebileceği bir ülke yaratmak hepimizin ama en çok da devletin boynunun borcu!

***

İşte o gün geldi! Özel sektör kan revan yol yürümek için cebelleşiyor; memur hayat pahalılığı derdinde. Memur haksız mı? Elbette değil. Değil ama, son bir yılda ülkede olup bitenleri, özel sektörde binlerce insanın doğru dürüst maaş alamadığı konjonktürü doğru değerlendirip idrak etmek zorunda kamudan maaş çekenler. Çünkü zaman, olandan alıp olmayana verme zamanıdır. Bu noktada devlete düşen ise, bir yerlerden bir şey alırken adil ve dengeli biçimde bunların dağılımını sağlamaktır.

***

Müsaadeniz olursa ve tabii, ülke gündemi de el verirse, ergenlerin ve gençlerin gözünden bakmaya çalışıp, gördüklerimi de sizlerle paylaşmaya çalışacağım. Kalınız sağlıcakla...

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Av. Feyzi HANSEL yazıları