Kırk Derenin Suyu

Av. Feyzi HANSEL
feyzihansel@gmail.com
Av. Feyzi HANSEL

Tatar tanınmış ilk cumhurbaşkanı olur (mu?)

Yayın Tarihi: 16/07/21 11:00
okuma süresi: 6 dak.
A- A A+

Son 20 yılda beş cumhurbaşkanlığı seçimi gördüm, dördünde oy kullandım. 2000 seçimlerinde bir kaç ayla oy kullanamamıştım. Denktaş Bey'in girdiği son seçim olduğunu kimse düşünmüyordu.

Son yirmi yılı gözönüne aldığımda, tüm cumhurbaşkanlığı seçimlerinin dış güçlerin etkisi altında yapıldığını itiraf etmek zorundayım.

Kıbrıs adası, binlerce yıldır, stratejik konumu nedeniyle her medeniyetin sahip olmak istediği bir coğrafya. CIA, sevgili abim Sabahattin İsmail'in de çeşitli yayınlarında yayınladığı üzere, komünizmle mücadele kapsamındaTürk ve Rum Halklarına yıllarca ciddi mali katkılar sağladı. Çünkü, dünyanın en eski ikinci komünist partisi, Kıbrıs'taki AKEL'dir ve bu parti, ekonomik hayattaki örgütlenmeleri ile de, adeta devlet gibidir. Yani, çift kutuplu dünya ve soğuk savaş dönemlerinde Sovyet Rusya ile ABD, dünya hakimiyeti yarışında Kıbrıs'ta da etkin olmak amacıyla buralara müdahale etmekten geri durmadı. Bu iki ülkenin Kıbrıs ile ne ilgileri vardı diye düşünmeye gerek yok. Hele Yahudileri ya da İsrail dediğimiz ejderhayı hiç sormayın! Bu ejderhanın vadedilmiş toprak olarak gördüğü ve zaman ve sabırla ele geçirmek için çalıştığı topraklardandır Kıbrıs... Vatikan dahi sokmuş burnunu bu adaya. 

Şimdi, gelin bir bakalım. Buralarla ilgisi, tarihi bağı olmayan yedi düvel buralara burnunu sokacak, bu müdahale olmayacak ama bu adayla, bu adada yaşayan bir halkla kopmaz bağları olan, üstelik güvenliği için hayati önemi olan bu adaya ilişkin olup bitenlere Türkiye, buradaki halkın ve kendi ülkesinin güvenliği için dahil olursa bu müdahale olacak. Allah Allah!

Konuya dönelim. Son cumhurbaşkanlığı seçiminin sonucunu ve Sayın Tatar'ın cumhurbaşkanlığını kabul etmeyen büyük bir kitle var. Olabilir. Saygı duyarım. Ama, onların seçim sonuçlarına saygı duymamasını da anlamam mümkün değil doğrusu. Çünkü, Türkiye Tatar'ı seçtirdi dedikodusu, özellikle Amerikalılar başta olmak üzere, yabancı misyonların Sn. Akıncı için harcadığı eforu görmelerine engel oluyor. Diyelim ki, Sn. Akıncı kazansaydı, o zaman Amerikan ve yabancı dostları mı seçtirmiş olacaktı Akıncı'yı. Böyle bir şeyi konuşturmazlardı bile.

Sn. Tatar ise halkın sevgisini, sempatisini kazanmış, içi dışı bir, dümdüz bir insan. Annesiz büyümüş olmasının benliğinde açtığı yaralar ise ona çocuksuluk veriyor. Beğensek de, beğenmesek de, herkesin merak ettiği bir marka ya da model artık. Korkusuzca, inançla iki devleti ve egemenliği savunuyor.

Dünya artık beşten büyük. Türkiye ise eski Türkiye değil. Adeta, Türklük şuuru ve iman şaha kalkmış ve milletiyle, devletiyle dünyaya kafa tutuyor. Ne mutlu bize ki, tüm mazlumların hamisi Türkiye, bizim anavatanımız.

Sn. Tatar ile alay ettiler. Hayaller Bakü, gerçekler Elazığ diye. Aslında sadece cumhurbaşkanımızı değil, Türkiyemizi alay konusu yaptılar.

Şimdi ise Türkiye'den 40 bakan, 100 üst düzey bürokrat; Azerbaycan'dan üst düzey bir heyet ve Pakistan'dan küçümsenemeyecek resmi bir heyet özgürlük bayramımızda bizlerle olacak.

Varlığımızın kabulüne, devletimizin ve egemenliğimizin tanınmasına daha zaman var. Sizi temin ederim ki, çok uzun bir zaman da değil üstelik.

Öyle görünüyor ki, Sn. Tatar, Kıbrıs Türk Halkının tanınmış ilk cumhurbaşkanı olacak. Diplomatik çalışmalar, Türkiye'nin oyun kuruculuk ehliyeti, Karabağ sorununun büyük oranda neticelenmesi, Rumların bulduğu doğalgazın Avrupa için yatırıma değer bulunmaması gibi unsurlar, Kıbrıs Tük Halkının egemenliğinin tanınmasına yol açacak gibi duruyor.

İşte Sn. Tatar'ın sınavı şimdi başlıyor. Sn. Cumhurbaşkanı Tatar, devletimizi dünyada tanıtacak gönüllü bir ordu kurmak zorundadır. İşte Pakistan, Bangladeş, işte Azerbaycan. Sn. Tatar Türk Dışişlerini arkasına alıp bu ülkelerin diplomatlarını ve öğrencilerini stajyer veya danışman olarak Saraya doldurup, en az altı ay bu misafirlerimizi milli davamızla eğitip donatıp kendi ülkelerine Kıbrıs Türk Halkı sevdasıyla ve Kıbrıs aşkıyla uğurlamak zorunda. Ayrıca, ülkemizde bulunan yabancı öğrencilerin her birine fahri elçi gözüyle bakmalı ve özellikle, Uluslararası İlişkiler Öğrencilerini stajyer olarak veya çeşitli etkinlikler veya çalışmalar adında altında Saray'da ağırlamalı Sn. Tatar. Sanırım, köy, kent, eş dost gezmelerine biraz ara verip iki devletlilik ve egemenlik tezimizi kendi memleketlerinde samimiyetle ve inançla anlatacak ve savunacak gönüllü elçiler yetiştirip ülkeye kazandırmak, özellikle Sn. Tatar'ın vizyon ve misyonunda olan bir cumhurbaşkanı için elzem bir hizmettir.

İşte o zaman, beşten büyük dünyada kendimize yer edinme kavgamıza proaktif bir devinim katarız.

Hadi Sn. Tatar, iki devlet ve egemenlik kavgasına yeni bir ivme katabilirsin...

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Av. Feyzi HANSEL yazıları