Kırk Derenin Suyu

Av. Feyzi HANSEL
feyzihansel@gmail.com
Av. Feyzi HANSEL

Umut varsa çare var!

Yayın Tarihi: 09/08/21 10:25
okuma süresi: 7 dak.
A- A A+

Kendimi bildim bileli, memleketin Kıbrıs sorununa endekslenip her derdin çaresini, asla olmayacak ya da çok zor olabilecek iki toplumlu bir anlaşmaya bağlanmasını benimsemedim; benimseyemedim. Hayatım boyunca çaresiz kalmak duygusuna mahkumiyeti kabullenmedim. Hiç mi çaresiz kalmadım ? Kuşkusuz, kim bilir kaç kez çeresiz kaldım. Ama inancım gereği, yapabileceğim her şeyi son ana kadar yapmaya gayret ederim, yapabileceğim her şeyi yaptıktan sonra ie gerisini inancım gereği Allah'ın takdirine bırakırım. Pozitif bilimlere belki uygun değil ama, insan çaresizlik duygusunu kutsal bir gücü arkasına alarak ortadan kaldırabileceği inancıyla pes etmeden kendisine yol açma imkanını böyle biliyorsa, kime ne ?

Devlet kurumu da, vatandaş için kutsal bir güçtür. Hiç parmağımın arkasına saklanmayacağım. Açık söyleyeceğim, devlet kurumu, vatandaşının derdini hafifletecek bir çare bulmakta aciz kalıyor.

Bu yıl karpuz, ki, yazın en çok yenen meyvesidir, bahçelerde yandı. Üreticinin zararı mı daha önemsiz yoksa insanların altın fiyatı olan karpuzlara bakıp, karpuz isteyen çocuklarına aldırmadan boş geçmeleri mi ? Nektarin, şeftali hakeza. Bu ülkede kaç kişi kilosu 21 - 26 TL arası değişen nektarin ya da şeftaliden alabilir ? Alırsa, kaç defa alabilir ? Yaz girişinin polemik konusu kirazı hiç söylemeyim. Bir ara 29 liralara kadar düşen kiraz şimdi yine 40 lira civarlarında seyrediyor. 

En çok çeşit ve en uygun erişim imkanı olması gereken meyvelere insanlar uzaktan bakıyor. Kooperatif Süt Fabrikası'nın hellimine, peynirlerine, sütlerine erişmek hakeza imkansız. Halkın ucuz ve kaliteli süt ürünlerine erişim amacı ile faaliyet gösteren kooperatifçilik ruhunun yeller eser yerinde şimdi !

Bir ay evvel, 30 lira seviyelerinde alınan sıva yağa ne demeli şimdi ? 60 lira seviyelerine çıkmış. Farkında mısınız ki, kaç aydır piyasada dönen sınırlı nakit ya da para artık piyasayı çevirmeye yetmiyor. Devlete, burada, işte tam da bu noktada ihtiyaç var.

Şimdi, gelin bir daha bakalım. Kıbrıs meselesinin çözümü ya da çözümsüzlüğü, yukarıda bir kaç örneğini yazabildiğim ekonomik sorunların çözümüne nasıl endekslenebilir ? Tanınmadık, ambargolar var. Bunlar çözülmeden ekonomik sorunları çözemezsiniz anti tezini dayanaksız buluyorum. Çünkü, devlet olduğumuzu iddia edeceksek, egemenliğimizi ispat edeceksek, önce halkımıza egemen olduğumuzu hissettirecek ve halkın günlük sorunlarına çare bulmak zorundayız. Halkı, ne idüğü belirsiz bir çözüm masalı ile oylamaya hakkımız yok.

Rahmetli dedemin hep söylediği bir söz vardı. Çımamış candan ümit kesilmez derdi. Çok anlamlı bir söz.  Yazı başlığına da ilham veriyor. Bu noktadan hareketle öze dönmek istiyorum. Bu memleketin ekonomiden sorumlu bakanlığı, insanımızın erişim ihtiyaç duyduğu ürünlere, kaliteli, ucuz ve kolaylıkla erişmesini sağlayacak tedbirler almak zorundadır. Bu memleketin kooperatif işlerinden sorumlu bakanlığı, kooperatiflerin gerçek amacına uygun hareket etmesini sağlayacak tedbirler almak zorundadır.

Kimse kusura bakmasın. Ben bu memleketin binbir güçlükle yetiştirdiği akil insanlarından birisi olarak bu tenkitleri yapmak zorundayım. Tabii çözüm önerileri de koymak boynumun borcudur. Bu noktada siyaset üstü durmak zorundayım.

Herşeyden evvel, Türkiye ile ticaretimizi düzenlemek zorundayız. Türkiye ile KKTC arasında yapılacak ticareti Türk Lirası olarak yapmak zorundayız. İki Türk devleti arasında, başka milletlerin parasının negatif etkilerini yaşayarak  halkımızı ezmenin bir anlamı yok. Ayrıca, Türkiye ile ülkemiz arasındaki gümrük duvarlarını ve maliyet arttırıcı düzenlemeleri ortadan kaldırmak zorundayız. Kuşkusuz bu yerel üreticilerimizi olumsuz etkileyecektir. Bu noktada da, yıllardır gerektiği gibi uygulanamayan rekabet yasası'nı geçici olarak belirli alanlar için askıa almak ve yerel üreticilerimizi, Türkiye'den gelecek ürünler karşısında sübvansiye edip rekaabet güçlerini arttırmak zorundayız.

Savunulabilir, takip edilebilir, tahsilat yapabilir, adil bir vergi sistemi kurmak zorundayız. Vergi oranları son derece acımasız ve yüksek. Örneğin, şahsi işletme türü olan benim mesleğimde, benim sınırlı kişisel muafiyetim dışındaki gelirlerim üzerinden % 37 civarında gelir vergisi ödemem gerekiyor. Bir üretime dayanmayan benim mesleğimde, bir de vatandaştan % 16 KDV alıp devlete vermek zorunda kalıyorum ki bu da demektir ki, tahsil ettiğim paraların neredeyse % 50den fazlasını devlete geri vermek zorunda kalıyorum. O zaman neden çalışıyorum ? Hadi benim meslek grubumu geçtim. Yığınla insan çalıştıran ve maaşlarını asgari ücret üzerinden dahi ödemede sıkıntı yaşayan bir özel sektör, bu şartlarda bile vergisini, sosyal güvenlik yatırımlarını ödeyemezken, bu özel sektörden ekmek çıkaran insanların ekonomik hayata katılımını bırakın, boğazlarını bile nasıl doyurduklarını biliyor muyuz ? İşte bu noktada, devletin hem işvereni rahatlatacak, hem de özel sektör çalışanlarının yalnızca ekonomik hayata katılımını değil, sosyal hayatada da katılımlarını sağlayacak bir refah ve gelir seviyesine ulaştırılması şarttır. Tabii ki, bu yapılırken kamudan maaş çekenlerin de durumunun kötüleştirilmemesi gerekir. Kamu çalışanlarının da, daha anlayışlı ve paylaşımcı olması gerekir. İşte bu noktada da sendikacılık tarzının gözden geçirilip bu amaçlar uğrunda yeniden belirlenmesi şart.

Şimdi söyleyin, Kıbrıs meselesinin çözümü ile bu sorunların çözümünün ne alakası var ? Biz, çözebileceğimiz dertlere odaklanmak ve çareler yaratmak zorundayız. Finansmana ilişkin önerilerim de olmakla beraber, finans konusu benim mesleki uzmanlık alanıma girmediğinden, bu noktada biraz daha sessiz kalmak etiket gereğidir.

Unutmayalım, umut varsa, çare vardır.

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Av. Feyzi HANSEL yazıları