Kırk Derenin Suyu

Av. Feyzi HANSEL
feyzihansel@gmail.com
Av. Feyzi HANSEL

Asgari ücret adaletsizliği!

Yayın Tarihi: 03/09/21 09:35
okuma süresi: 5 dak.
A- A A+

Bu memleketin ne geçim derdi, ne de seçim derdi bitmez. Keşke, barlarda, kafelerde, restorantlarda kurulan siyasi muhabbetler, devlet yönetiminde de kurulabilse. Sazı eline aldı mı politikacılar, mangalda kül kalmaz, sanırsızınız ki, sazı elinde tutandan daha iyisi yok memlekette. Diğerleri ise tu kaka.

Herkes görüyor. Herkes söylüyor. Bu memlekette, her gün birileri iflas bayrağını, isyan bayrağını çekiyor. Her gün birileri, bu memleketten gitmek istiyor. Gidebilen gidiyor. Ne milli duygular, ne kimlik, ne ulusal dayanışma kalıyor. Geride bir tek hasret ve bitmek bilmez hüzün.

Derdim ajitasyon yapmak, moral bozmak değil. Bu memleketin zorluklarla yetiştirdiği bir evlat olarak, herşeye rağmen burda kalma ve mücadele etme direncimin ve ülkeme, milletime olan manevi borcumun gereği, realiteyi kör göze sokmayı görev biliyorum.

Oysa bizim kavgamız, geçimle gitmek arasındaki kısıtlı seçenekleri elemek yerine, sahip olduğumuz devlete mutlu, inançlı, müreffeh insanlar kazandırarak yarınlarımızı garanti etmek olmalıydı... İç çamaşırı değişme hızında seçimler değil...

Bundan sonra her fırsatta, çözüm önerilerimi, tarihe not düşmek adına daha fazla yazmaya ve paylaşmaya kararlıyım. Bu yazı da ilk adımı olsun istedim.

***

Değerli dost ve bürokrat Erçin Tekakpınar, geçen gün köşesinde asgari ücret mevzuatına parmak bastı. Çok doğru ve benim fikirlerimle örtüşen bir çerçevede üstelik.

Biz, insanımız, gençlerimiz bu ülkede kalsın, buraları vatan bilsin ve milli davamız için görünmez bir şekilde yaşasın diye insanımıza, gençlerimize asgari ücret öneriyoruz. Tüm medeniyetimiz ve yaşantımız, Avrupai olsun her imkandan yararlanalım, tatile gidelim, mal sahibi olalım ve kaliteli hayat yaşayalım diye...

Bu ülkede, herşey dövize endeksli, paraya bağlı olup bitebilirken, biz insanımıza asgari ücret üzerinden asgari yaşam standardı teklif ediyoruz. Aç kalmayacak kadar bile değil üstelik !

Sağ da, sol da iktidar oldu bu ülkede. Sendikalar, neredeyse hükümetlerden daha etkili. Buna rağmen, örneğin bir otelin tüm çalışanlarına, pozisyonuna bakılmaksızın, asgari ücret ödeniyormuş gibi sigorta vs yatırımları yapılmasına göz yumuyoruz şaşalı açılış törenleriyle. Kimsenin bir birine laf edecek yüzü yok.

Eğer, onlarca, yüzlerce, binlerce insan çalışan bir işyerinde, herkes asgari ücret kazanıyormuş gibi yatırımlar yapılmasının önüne geçemiyorsak, bir de gösterişli etkinliklerle olup bitene üst düzeyde alkışlar tutuyorsak, çaycı ya da müdür aynı maaşı alıyormuş hikayesini yutuyorsak ve önüne geçemiyorsak, herşey müstahak bize.

Asgari ücreti, sektörel bazda belirlemek ve hatta sektörlerin bile kendi içerisindeki pozisyonlara bağlı olarak farklı asgari ücretler belirlemek kaçınılmaz bir zorunluluktur artık. Ancak, böyle yaparsak denetim gereksinimini azaltır ve insanımızın gelir seviyesini arttırıp geleceğini, geleceğimizi güvenceye alabiliriz.

Nasıl ki, kamuda derece ve barem sistemi var; özel sektörde de bu sistemin aynısını kurmak zorundayız.

Belki o zaman, gençlerimizin omuzlarına dünya yükünü yüklerken, mücadele etmelerini beklemeye yüzümüz olur. Belki o zaman, ülkede kapanan kepenklere, sönen ışıklara bir dur deme şansımız olur.

Bazı alışkanlıklar kötüdür. Herkes daha fazla kazanıp, kazancına daha az ortak olunmasını ister. İdeal birşey ama gerçekçi ve adil değil. Bir işveren, kazancını çalışanların emeğine borçluysa, o çalışanların refahını da sağlamak zorundadır. Bu devlet madem ki, gerekli kontrol ve denetimi sağlayamıyor ve madem ki, özel sektörün ezici bir çoğunluğuna asgari ücret üzerinden asgari yaşam standardı sunmaya gücümüz yetiyor, o zaman asgari standardın seviyesini sektörlere, sektörler içerisindeki pozisyonlara ve barem ve derece artışları esasına bağlamak tek çaremizdir. İşte o zaman

1. Asgari yaşam standardı, insani bir standart haline gelebilir;

2. Ülkedeki refah seviyesi artar;

3. Vergi gelirleri artar;

4. Sosyal Sigorta gelirleri artar;

5. İhtiyat sandığı gelirleri artar;

6. İnsanımızın bırakıp gitmek istemediği ülkesine sarılma güdüsü artar ve

7. Mutlu insanların yaşadığı bir ülke olunabilir...

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Av. Feyzi HANSEL yazıları