Kırk Derenin Suyu

Av. Feyzi HANSEL
feyzihansel@gmail.com
Av. Feyzi HANSEL

Yargı artık adalet dağıtamıyor!

Yayın Tarihi: 17/09/21 07:00
okuma süresi: 6 dak.
A- A A+

Yeni adli yıl başladı. Sorunlarla her zamanki gibi. Tek bir farkla. Dün başlayan yeni adli yıl, korkunç derecede bir pahalılıkla birlikte başladı. Mahkemelere erişmek için ödenmesi gereken harçlar, korkunç derecede arttırılmıştı. Arttırılan yeni harçlar dün yürürlüğe girdi.

Alacaklı olup da mahkemeden çare bekleyenlere sorsanız, tebliğlerden, dava süreçlerinin uzunluğundan, hacizler olarak bilinen icra süreçlerinin sonuçsuzluğundan dem vurur da vurur. Borçlulara sorsanız, illa ki, art niyetli, vicdansız hak yeyiciler de vardır ama, evine ekmek götürmekten aciz insanlar, hapislik tehdidiyle yüz göz oluyor.

Mahkemelere sorsanız, yeterli personel yok. Hacizler için depo yok. Mahkemelerin etkin çalışabilmesi için gerekli olan bütçe yok. Binalar, alt yapı yetersiz.

Avukatlara sorsanız, tahsilat kaynakları sınırlı diye şikayet eder. Artan harçlar nispetinde, avukatiyelerin arttırılmamasından şikayetçi olup dururlar. Bazı avukatlar, başka avukatların işini yapar. Genellikle asgari ücretle ve iş güvencesinden yoksun azami emekle...

Vatandaş, avukatları milyoner sanır ama, her alanda olduğu gibi, işin kaymağını yiyen, kazanç ve iş olanakları bakımından ezici bir çoğunluğa karşı çok daha avantajlı bir grup avukattır aslında. Herşeye rağmen, vatandan avukatlardan şikayet eder de eder...

Ben de avukatım. Ekmeğimi, neredeyse yirmi yıldır bu işten çıkarıyorum. Şikayetçi olduğum hususlar benim de var. Tabii ki, para kazanabilecek daha çok işim olmasını isterim. Daha fazla gelir elde edip, daha yüksek maaşlar vermek isterim. Müvekkillerime, zorda olana da, alacaklı olana da daha adil bir yaklaşım sergilenen bir yargıda hizmet vermek isterim. Hükümlü borcunu taksitlerle ödemeyi taahhüt ettiği halde, ekonomik durumundaki kötüleşme dolayısıyla taksitlerini ödeyememiş insanların hapis tehdidi ile köşe bucak polisten kaçmayacağı bir adalet rejimi isterim.

Bizde yargı organı ile ilgili tenkitlerde bulunmak, maalesef bir tabu. Her dile pelesenk bir cümle tutturduk. “Yargı bizim son kalemiz” diye. “Yargı bağımsızlığı onurumuzdur” diye. Hele hele, genç avukatlar, ne mahkemelerle, ne de savcılıkla ilgili en ufak bir tenkitte bulunmaktan ölümden korktuğu kadar korkar.

Politikacılarımıza hiç değmeyin. Yargı ile ilgili sadece ve sadece bağımsızlık vurgusu yapmak için konuşmaya cesaret ederler. Velhasıl, yargıdaki sorunları, yargı organına yalakalık yapma fırsatı varsa konuşur büyüklerimiz. Çözmek için çalışmazlar ama. Yargıdaki gerçek sorunları ya yargıyı gücendirirsek diye kimse dillendirmeye cesaret edemiyor!

Mesela, hiç kimse, yargı artık adalet hizmeti veremiyor demeye cesaret edemiyor. Açıkça yazıyorum. YARGI ARTIK ADALET DAĞITAMIYOR BU ÜLKEDE!

Yargı bağımsız olmalıdır. Ama yargı, siyasetten, siyasilerin işgüzarlıklarından bağımsız olmalıdır. Yargı, halktan, halkın sorun ve beklentilerinden bağımsız olmamalıdır. Biz maalesef yargı bağımsızlığı kisvesi altında kantarın topuzunu kaçırdık. Yargı organı, halkın sorunlarından, adalet hizmetinin gerektirdiği şefkat ve sorumluluklardan, halkın beklentilerinden de bağımsız oldu bu ülkede. Halktan, adalet hizmetinin gerektirdiği şefkat ve sorumluluklardan bağımsız hale gelmek tehlikeli bir bağımsızlıktır. Böylesi bir bağımsızlık, yargı organının egemenliğin diğer üç bacağına nazaran daha etkili ve yetkili, daha üstün bir hale gelmesi demek olur ki, o da yargı oligarşisini getirir.

Allahtan, yargıçlarımızın her biri, pırlanta gibi ve oligarşi düşmanı insanlardır. Herbiri, inanç, sadakat, vicdan ve samimiyetle görevlerini ifa etmek gayreti içerisindedirler. Allah için bir avukat olarak aksini söylersem kendime ihanet etmiş olurum. Ancak, artık Yüksek Adliye Kurulu diye isimlerindirilen ve yargı organının genel olarak yönetim ve denetiminden sorumlu olan yüksek kurul, gayrı ihtiyari halkın beklentilerinin temsil edildiği ya da göz önünde bulundurabilecek bir merci olmadığı için güncel konulara, sokağın nabzına, halkın beklentilerine yakın olamıyor. Adaleti arayacak olanların, adaletten ne anladığını ve ne beklediğini hakkıyla idrak etmeden yargı organı yönetmeye çalışmak da, yargı organını halkın sorun ve beklentilerinden dahi bağımsız hale getiriyor.

Maalesef ülkede durum bu. Yargıda da, pek çok iş, genel devlet bürokrasisinde olduğu gibi ruhsuzlaşmış ve otomatikleşmiş. Maalesef, yargıçlar, yerleşmiş uygulama süreçleri içerisinde vicdan ve adalet unsurunu hayata geçirme fırsatına, zamanına ve olanağına sahip olamıyor çoğu zaman. İşte o nedenle, yargı artık borcunu gerçekten ödeyemeyenle, borcunu kötü niyetle ödemeyeni ayırt edemiyor. İşte o nedenle, evine ekmek götürmekten aciz insanlar, hapislik tehdidi ile yüz göz olup köşe bucak polisten kaçmak zorunda kalıyorlar bu ülkede...

Bir avukat olarak, yeni adli yılın açılmasına sevinemedim. Hele hele, temel vazifesi adalet sağlamak olan yargı organına erişim olanaklarını kıstlayacak fahiş harç artışlarının adli yılın açılmasıyla yürürlüğe girmesini hiç hazmedemedim.

Bu memlekette, çocuklarını okula kaydettiremeyen, evine ekmek götüremeyen insanlara rağmen, hak aramak için ödenecek harçların arttırılması dahi, kendi başına yargı organının halktan da bağımsız hale geldiğinin göstergesidir.

Yargı hepimize lazım. Bağımsız yargı daha çok lazım. Halktan kopuk, ya da orta ve alt gelir düzeyindeki insanımızın erişemeyeceği bir yargı bize lazım değil. Böyle bir yargı rejimi bu ülke için hayırlı değil...

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Av. Feyzi HANSEL yazıları