Kırk Derenin Suyu

Av. Feyzi HANSEL
feyzihansel@gmail.com
Av. Feyzi HANSEL

Şehvetli ihtiraslı yasak aşk!

Yayın Tarihi: 06/10/21 07:00
okuma süresi: 4 dak.
A- A A+

Mesleğe başladığım günlerde, eski senyörüm evlilikle ilgili bir benzetme yapmıştı. Evliliği, dışardaki bülbüllerin içeriye girmek istediği, içerdekilerin de dışarıya çıkmak istediği altın bir kafese benzetiyordu. Bu benzetme hiç aklımdan çıkmadı.

Bizde, avukat, işadamı, politikacılık gibi pozisyonları işgal eden erkeklerin veya zaman zaman bu pozisyonlardaki kadınların dahi hovardalık, çapkınlık, evli iken gayrı meşru münasebet tesis etmesi hem ilgi çekici, hem de merak uyandırıcı bir durum olarak değerlendiriyor. Kuşkusuz, bu muzırlıkları yapanların sayısal olarak az ama övünme ve gürültü olarak fazla olduğu da başka bir gerçek...

Benim bu taraklarda bezim olmadı ömür boyu ve inançlarım, değer yargılarım böylesi bir hain davranış biçimini kabullenmeme de imkan vermiyor.

Peşin söyleyim. Kanımca, evine, ailesine, eşine yasak bir aşk veya heyecan uğruna ihanet etmekle vatana, millete, devlete ihanet etmek arasında hiç bir fark yok...

***

Bizde politika sanatını, zanaat ve geçim kapısı olarak görenler, koltuk hastalığına ve makam ihtirasına düşerler. Bu da memlekete sıfır hizmet olarak geri döner.

Sonra, politikanın getirdiği şöhret ve kudret ile bazıları zenginleşme, çapkınlaşma ve şehvet derdi ile yanıp tutuşur. Yasak aşkların şehvetli anlarını anlatmak ya da duyurmak nevi şahsına münhasır başka şöhretler kazandırır da, bu tipler ne koltukları bırakmak ister, ne de memlekete hizmet eder.

***

Bir de, meclisi altın kafes olarak görüp içeri girmek isteyenlerle, içerde olup da hem içerili hem de dışarılı olmak isteyenler meselesi var.

İçerdekiler, meclisle bağları kesilmesin ama meclisle ilgileri de olmasın ister. Böyle olmasa, yüce meclis toplanıp çalışmaz mıydı?

Bizde vekillik, halk ile yapılan bir evliliğin, makam ihtirası ile olan şehvetli yasak aşk ile yara almasıdır.

Partiler, vekiller hep meclisi çalıştırmamak hususunda mutabık kalırlar.

Adına parti disiplini derler. Partilerin tek disiplinli kararı meclisi çalıştırmamaktır.

Kimsenin kimseye gülmeye yüzü yok. Ülke, meclisi toplayıp çalıştıramayan bir hükümetin yasa gücünde kararnameleri ile yönetilirken, muhalefet, boyuna yasa gücünde kararnameleri eleştiredursun, meclisi çalıştırmamak için disiplinli kararlar alıyor.

Sorsanız, hepsi de memleket aşığı. Hepsi de memleketle, adanmışçasına evli. Hepsi de, makam ile olan yasak aşkları ile evli oldukları memleketi aldatıyor. 

Halk, sokakta çare beklerken, rejimin itici gücü meclis, disiplinli bir biçimde bertaraf ediliyor.

Bir vekil, bütçe zamanları hariç, yılın dokuz ayında her hafta en fazla dört gün meclis çalışmalarına katılmak için tam maaş alıyor. Onu da yapmadan, adına siyaset diyerek maaşlarını eksiksiz alıyor.

Haftada altı gün ezilircesine çalışan özel sektör emekçileri ise, hasta olup işe gidemedikleri günün maaşını kaybediyor. Sigorta öder demeyin, çünkü, sigortanın ödeme yapması hem zaman alır hem de emekçiyi koşturtmaktan anasını ağlatır.

Makam aşkınız size kalsın. Bize nemleket sevdası yeter. Ama çalışmadan maaş almayı da bırakacaksınız!

Hükümet nisap sağlar veya sağlamaz, muhalefet meclise girmeyerek halka nanik yapmayacak. 

Hükümet de mecliste yasa yapacak güçte değilse, ya muhalefetle işbirliği yapacak ya da durumunu gözden geçirip gerekirse seçime gidecek.

Yanlış anlamayın! Bu söylediklerim sadece bugünler için değil. Maalesef bizim ülke hep böyle...

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Av. Feyzi HANSEL yazıları