Ortak Akıl

Mustafa ABİTOĞLU
mustafa@bitayka.com
Mustafa ABİTOĞLU

“Ortak Akıl” yolculuğuna çıkıyoruz: Var mısınız?

Yayın Tarihi: 25/11/20 07:53
okuma süresi: 9 dak.
A- A A+

Microsoft’un kurucusu Bill Gates ve Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg gibi günümüz dünyasını şekillendiren önemli aktörlerin mutlaka okunması gereken kitaplar listesinin başında bir kitap dikkat çekiyor: ‘Mindset: The New Psychology of Success.(Zihniyet: Başarının Yeni Psikolojisi)’ Stanford Üniversitesi’nde psikoloji profesörü olarak görev yapan ve bu köşede sıklıkla atıfta bulunulacak olan Prof.Dr.Carol Dweck’in kaleme aldığı kitapta Prof. Dweck, insan beyni ve başarıya ilişkin onlarca yıl süren kapsamlı çalışmalar sonrasında insanların öğrenme ve anlama konusundaki temel inanışlarını tanımlamak için “sabit zihniyet” ve “gelişim zihniyeti” kavramlarını ortaya attı. Dweck’e göre, ‘sabit zihniyetli insanlar zekanın göz rengi gibi doğuştan gelen bir özellik olduğuna ve değişimi için çok fazla yapılabilecek bir şey olmadığına dolayısıyla insanların asla değişmeyeceğine inanırken, gelişim zihniyetine sahip olan insanlar ise  tıpkı kaslar gibi egzersiz yaparak, zorlukların üstesinden gelerek zekanın gelişebileceğine dolayısıyla insanın değişip, dönüşebileceğine  inanırlar.’

Temel mesele zihniyet: Hepimizin paradigması farklıdır

Hepimizin dünyaya bakış açısı, onu algılayışımız birbirinden farklıdır. Bu farklı bakış açıları ve algılar insanların yetişme tarzları, aldıkları eğitimler, içerisinde yeşerdikleri çevre gibi birçok farklı faktörle doğru orantılıdır. Özetle, dünyaya her birimiz farklı paradigmalardan bakarız. ‘Paradigma’ sözcüğü Yunancadan gelir. Başlangıçta bilimsel bir terim olmasına rağmen günümüzde daha çok bir model, kuram, algı, varsayım ya da değer yargısı anlamında kullanılmaktadır.

‘Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı’ adlı dünyaca ünlü eserinde liderlik gelişimi uzmanı Profesör Stephen Covey paradigma mevzusunu şöyle izah eder:

“Paradigmalarımız dünyayı görme tarzımızdır –gözle görmek değil; algılamak, anlamak, yorumlamak anlamında. Paradigmalardan kastettiğimiz şeyi anlamanın en basit yolu onları birer harita gibi görmektir. Hepimiz, ‘haritanın arazi olmadığını biliriz. Harita sadece arazinin belirli özelliklerinin bir açıklamasıdır. İşte paradigma da tam tamına budur. Bir kuram, bir açıklama ya da başka bir şeyin modelidir. Hepimizin kafasının içinde birçok harita vardır. Bunlar iki ana gruba ayrılabilir: Şeyleri oldukları gibi gösteren haritalar, yani gerçeklikler; ve şeylerin nasıl olmaları gerektiğini gösteren haritalar, yani değerler. Yaşadığımız her şeyi bu zihinsel haritalara göre yorumlarız. Ender olarak doğru olup olmadıklarını kendi kendimize sorarız; genellikle bunlara sahip olduğumuzun farkına bile varmayız. Yalnızca gördüğümüz şeylerin gerçekten öyle olduklarını; ya da öyle olmaları gerektiğini varsayarız.’

Dünyamızdaki büyük değişimlere kayıtsız kalamayız

Dünyaya birçok alanda yön veren uzmanlar mutabık: insanlığın daha evvel karşılaşmadığı, paradigmalarımızı kökünden sarsan, teknolojinin mobil hale bürünmesiyle hayatımızın, işimizin, ilişkilerimizin kısacası her şeyin baş döndürücü bir hızla değişip dönüştüğüne her an şahitlik ediyoruz. Bilgi ve iletişim teknolojileriyle anılan üçüncü sanayi devrimini hazmetmeye çalışırken kendimizi yapay zekalı robotların, arttırılmış gerçekliğin, algoritmalarla alışkanlıklarımızı değiştiren büyük verinin girdabında bulduk. Bir başka deyişle, insanlık olarak üçüncü sanayi devrimini yaşarken kendimizi dördüncü sanayi devriminin içinde bulduk. Farkında olsak da olmasak da. 5G teknolojisiyle bir filmi internetten indirme hızının saniyelere indiğini biliyoruz. Bu, aynı zamanda hologram teknolojisine geçişi de simgeliyor. Çocukluktan itibaren şekillenmeye başlayan paradigmalarımızı, yani dünyaya bakış açılarımızı dolayısıyla kendimizi değiştirmek, hayatta kalma adına hiç olmadığı kadar kaçınılmaz bir hal aldı.

Artık yeni şeyler söylemek lazım

Eski, geçerliliğini çoktan yitirmiş ezberler, sabit, gelişime kapalı zihniyetlerle yolumuza devam edemeyiz. İnsanlığın ilerleyişinden geri kalmama adına toplum olarak dijital çağın karmaşık sorunlarını anlamak, anlamlandırmak, ortak akılla çözümlemek ve zihinlerimizi sürekli değişim, dönüşümlere adapte eder konuma sokmak zorundayız. Özetle, yaşam boyu öğrenmek ve adapte olmak hayatımızın merkezinde olmalı. Daha net bir ifadeyle, kendimizi sil baştan yaratmak zorundayız. Yalnız bireyler değil; işletmeler, medya organları, devletler, kurum kuruluşlar kısacası tüm aktörler kendilerini yenilemek, değişmek, dönüşmek zorundalar. Bu ‘yıkım’ çağında, değişim ve dönüşümleri her gün anlayıp adapte olamamak yok olmakla eşdeğer hale geldi çünkü.

Kıbrıs Postası gazetesinde Çarşamba günleri ‘ortak akıl’ adını verdiğim köşemde sizlerle buluşup birçok konuda ortak aklı birlikte aramaya hatta yaratmaya çalışacağız. Zihniyetlerimizin dönüşümü, dünyada yalnızca ekonomik alanda değil, yaşamın her alanında vuku bulmakta olan büyük değişim-dönüşümler, yeni nesil trendler, teknoloji ve yaşam, işletmelerin kurumsallaşması, dijital dönüşüm, espor ve dijital oyunlar, yetenek ve liderlik gelişimi, dördüncü sanayi devriminin dinamikleri, yerli üretimin geleceği,  girişimcilik, yeni nesil girişimcilik (start-up’lar) vb konular bu köşede enine boyuna değerlendirilecek, toplumsal bir tartışma ortamı yaratılmasına mütevazı bir katkı yapılmaya çalışılacak. Ayrıca, dünyada ve ülkemizde çalıştıkları alanlarda fark yaratan, toplumsal gelişimimizi engelleyen en ölümcül hastalık olarak değerlendirdiğim öğrenilmiş çaresizliğe meydan okuyan Dünyalı Kıbrıslı Türkler, başarı hikayeleriyle zaman zaman bu köşede ve Kıbrıs Postası Gazetesi sayfalarında şahsımın kaleminden kendilerine yer bulacak.

Hoş bulduk Kıbrıs Postası ailesi

Birlikte hayırlısıyla büyük bir değişim ve dönüşüm yolculuğuna başlıyoruz. Darwin’in dediği gibi; ‘Ne en güçlü olan tür hayatta kalır, ne de en zeki olan... Değişime en çok adapte olabilendir, hayatta kalan.’

Kıbrıs Türk halkı çağımızın dayattığı köklü değişim ve dönüşümlere adapte olup küllerinden yeniden doğabilecek mi, yoksa kısır gündemlerin peşinden sürüklenip adapte olamayıp yok mu olacak? Halk olarak tartışmamız gereken, bu köşede kafa yorulacak bir numaralı temel mesele budur.

Hoş bulduk Kıbrıs Postası ailesi..

19’uncu doğum gününde bu büyük ve güzel ailenin bir parçası olduğum için heyecanlıyım.

Ortak akıl yolculuğumuzda, haftaya görüşmek üzere..

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.