Ortak Akıl

Mustafa ABİTOĞLU
mustafa@bitayka.com
Mustafa ABİTOĞLU

Gerçek bir vizyoner girişimci hikayesi: Bu dünyadan bir “Teksas” geçti!

Yayın Tarihi: 17/03/21 07:00
okuma süresi: 6 dak.
A- A A+

Piyasanın zorlu koşullarında sıfırdan başlayan bir girişimci olarak ayakta kalmanın gittikçe daha çok zorlaştığı bu pandemi sürecinde 1 yılı geride bıraktık. 

Hayat öylesine hızlı akıyor ki, günlerle haftalar birbirine geçmiş, ve biz farketmeden geçip gidiyorlar ömrümüzden. 

Kuantum çağındayız. 

Üstelik, bu çağın henüz başında olduğumuzu söylüyor uzmanlar.

Kuantum fiziği sayesinde gündelik hayatımızda bilgisayarlar, akıllı telefonlar, lazer cihazları ve MR tarayıcılarından faydalanıyoruz. 

Peki, bu yeni fizik bize yakın gelecekte neler vaat ediyor? 

Saatte 1000 km hızla yol alabilen trenlerle yolculuk etme; devletlerin dinlemesine takılmadan özgürce haberleşme; radyoaktif atık yaratmayan çevre dostu nükleer enerji üretme; doğayı mahveden barajlar yerine süperiletken bobinlerle enerji depolama; gün ışığını yavaşlatarak geceleri gündüze çevirme ve ışıktan hızlı iletişim kurma imkânı... 

Bütün bunlar hayal ya da bilimkurgu değil diyor uzmanlar! Kuantum fiziği! 

Ama bu, başka bir yazının konusu…

Bu dünyadan bir Teksas Geçti

Böyle bir giriş yapayım istedim çünkü gerçekten zamanın ruhuna adapte olmakta zorlanıyoruz. 

Bir yandan pandeminin yarattığı koşullarla mücadele ederken, beri yandan topluma mal olmuş değerlerimizi kaybetmenin, üstelik onların cenazelerine dahi katılamamamın derin hüznünü yaşıyoruz. 

Ne yalan söyleyim, içimden yazmak geçmedi 2 haftadır, affınıza sığınıyorum. 

2 hafta olmuş...

Aziz dayımız, nam-ı diğer Teksas’ın aramızdan ayrılışından bu yana.

Babamın yeğeniydi Aziz dayı. O Aziz dayı ki, okullar yolundaki sandviç büfesinde nesillere dokundu, nesillere babalık, abilik yaptı. Nesillerin ilk aşklarına ortak oldu, nasihatlarda bulundu. Güldü, güldürdü. 

O Aziz dayıya bir vefa, aziz hatırası önünde bir saygı duruşu bu yazı.

Babam anlatıyor Aziz dayıyı...

Çok küçük yaşlardan itibaren aykırı bir girişimciymiş Aziz dayı. İçi içine sığmazmış. 

Eskiler anlatır, duymuşsunuzdur. 

Hem iş arayan hem de maceraperest ruhlu genç Kıbrıslılar, dünyayı da gezmek ve ekmek parası çıkarmak adına tayfa yazılırlardı. Aziz dayı da tayfa olarak yazılmıştı. Daha çok genç yaşında dünyayı gezmiş, onun sırrını çözmüştü. 

Her konuşmasının satır aralarında görebilirdiniz bu yalın gerçeği.

Tayfa olarak dünyayı gezmişti söylediğim gibi. Çok fazla para yapamadan Kıbrıs’ a dönmüştü. 

Önceleri hepimizin çocukluğundan beri bildiği meşhur sandviççiler gibi arabasında sandviç-tost yapıp satmaya başladı. O zaman 20 Temmuz lisesinin önüne çekerdi arabayı, oradan servis verirdi. 

Daha sonra, açılan ihale sonrası okulun kantininin işletmesini üstlendi. Çok uzun yıllar 20 Temmuz’un Aziz dayısı olarak nam saldı. 

Parayla, pulla hiç işi olmadı Aziz dayının.

Uzun yıllar sonra hademelerin onu çaldığını farkedecek ve soğuyacaktı. Oradan yaptığı üç beş kuruşla okullar yolunda kendi büfesini açtı. 

Adına da, “Teksas Büfe” dedi.

Bugün düşünüyorum da, “Teksas” o ruhundaki kural tanımaz, ama yufka yürekli maceraperesti, o dünyayı iplemeyen, hiç bir zaman büyümeyen, sadece yeme içme ve muhabbetten beslenen genç Aziz’i anlatırdı hep. 

Yine düşünüyorum da, benim tutkulu karakterimin oluşmasında meğer ne çok etkisi varmış Aziz dayının..

Teksas Büfe’de dokunulan nesiller

20 yıldan fazla, o küçücük büfesinde sandviç, tostla yediden yetmişe nesiller boyu insanımıza dokunmuştu Aziz dayı. 

Muzip karakterdi. 

Özellikle genç kızlarla şakalaşmaya bayılırdı. Kızlar da ona bayılırdı. Hep ilk aşkların yaşandığı yerdi Teksas Büfe. Ve tabii İlk hayal kırıklıklarının.

Duvarlarında öğrencilerin yazdığı yazılardan geçilmezdi. 

Çünkü izin verirdi gençlerin kendilerini özgürce ifade etmesine. 

Bir küçücük büfeye sığdırdığı o koca yüreğiyle, nesilleri yetiştirdi. Vefatıyla yediden yetmişe ona akan sevgi seli karşısında ne kadar duygulandığımı size anlatmam olanaksız.

Kimisi çocukluğumu kimisi gençliğimi kaybettim dedi.

Duygulandım ilk hafta, yazamadım. Nedense, yazmaya cesaret edemedim.

Sen yaşarken ölümsüz olduğunu binlerce dokunduğun yürek sayesinde biliyordun, biliyorum Aziz dayı.

Aziz abi derdim gerçi ben..

İnşallah biyografini yazmak da nasip olur Aziz Dayım. 

Girişimciliğimde ve vizyoner bakış açımın oluşmasında emeğin çoktur. Bunları yüzüne söyleyemedim hayattayken, buradan kabul buyurmanı rica ederim. 

Sen hep farklıydın, fark yaratma adına farklı olmaktan geri durmamam gerektiğini öğrettin. 

İyi ki doğdun, iyi ki yaşadın iyi ki hepimize dokundun Aziz Dayı.

Dünya pisliktir derdin hep. Çünkü isyanın insanlığını, sevgiyi, saygıyı, muhabbeti paraya satan insanaydı hep.

Bugün daha iyi anlıyor ve sana yeğenin Mustafa olarak söz veriyorum.

Dünyayı daha güzel bir yer yapmak için daha çok çalışacağım. Gençleri bu yönde eğiteceğim, girişimci olmalarına yardımcı olacağım. 

Güle güle Teksas.

Olduğun yerden seni gururlandırmak adına gece gündüz çalışmaya ve daha fazla insanın hayatına dokunmaya devam edeceğim.. 

İyi ki dokundun hayatıma büyük vizyoner… 

Asla unutulmayacaksın...

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.