Ortak Akıl

Mustafa ABİTOĞLU
mustafa@bitayka.com
Mustafa ABİTOĞLU

Vizyon, başkalarının göremediğini görebilme sanatıdır: Şimdi, liderimize layık bir halk olma zamanı (1)

Yayın Tarihi: 07/04/21 09:44
okuma süresi: 7 dak.
A- A A+

Yaklaşık 3 yıldır kalem oynatan, köşe yazıları yazan bendeniz; bu satırları yazarken ilk kez bu kadar çok duygulanıyor ve sorumluluk hissediyorum. Bir Kıbrıslı Türk girişimci olarak, ortak akıl adlı köşemde, özellikle liderimiz Doktor Fazıl Küçük’ten ilham alarak halkımızın içte ve dıştaki dinamik potansiyelinin bilinciyle, 21.yy’a değer katan Kıbrıs Türk halkını oluşturma vizyonunu hayata geçirmek adına yazılar yazma misyonunu üstlendim. Toplumsal birlikteliğin tesisi ve ortak akılla meselelerimizi ele almaya kendimce  katkı yapma gayretindeyim. Bu yazı ve beraberindeki devam nitelikli yazıları liderimize saygı ve toplumsal ve tarihi bir sorumluluk duygusuyla kaleme almaya çalışacağım. 

Erenköy mücahidi babam Dr. Küçük’ü anlatıyor…

Kıbrıslı Türklerin tarihinde şanlı bir yere sahip olan en karanlık dönemimizde 500’ü aşkın Üniversite öğrencisinin yazdığı Erenköy Direnişi’nin mimarlarından babam, Dr. Küçük’le olan bir anısını paylaşıyor... 

Henüz ilkokul öğrencisiyken, bir milli gün dolayısıyla şiir okumak üzere seçiliyor. Doktor da izleyiciler arasında. Doktor, oldukça duygulu bir şekilde şiirini okuyan babamın yanına gelip onu tebrik ediyor. Adını soruyor, “Pazartesi, yanıma gel, isterim seni” deyince babam duygulanıyor, ama çocuk aklıyla Doktor’un davetine icabet etmiyor. 

Gözleri dolarak anlatıyor babam bu anısını, doktorun ne denli insancıl bir yapıda olduğunu, halkı için ömrünü adayan büyük bir lider olduğunu vurgularken.

Bir musibet, bin nasihatten evladır...

Kendini bilmez bir müptezelin liderimiz için sarfettiği buraya yazmaktan hicap duyduğum sözleri halkımızın her kesiminde büyük bir infiale yol açtı. Gün boyu ve akşam sosyal medyada profil fotoğrafları Dr. Küçük fotoğraflarıyla değiştirildi, sağcı, solcu normalde etleri aynı tencerede kaynamayan tüm toplumsal unsurlar ortak değerimize yapılan bu çirkin saldırı karşısında yek vücut oldu. Karşı durdu.

Liderimize yapılan saldırıları şiddetle kınıyorum ve malum şahsın yargılanması için bir yurttaş olarak devletimizi yönetenlere açık çağrı yapıyorum. 

Büyük Atatürk’ün çok sevdiğim sözlerindendir…

“Çalışmadan, yorulmadan ve üretmeden, rahat yaşamak isteyen toplumlar; evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini daha sonra da istiklal ve istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar.”

Önce eğri oturalım, doğru konuşalım ve şunu kendimize açıkça  itiraf ederek başlayalım. Sağcımız solcumuz KKTC kuruldu kurulalı, içte ve dışta var olan potansiyelimizi, insan kaynaklarımızı bir toplumsal başarı hikayesi yaratma adına doğru ve verimli kullanmayı başaramadık, halen daha özeleştiri yapacağımız yerde birbirimizi suçlar dururuz. 

Bu zihniyet ve bakış açısı bizi bir adım ileriye götürmeyeceği gibi toplumsal varlığımızı da artık ciddi şekilde tehdit eder noktaya geldi. 

Peki kimdi toplumsal varoluş ve özgürlük liderimiz Dr. Fazıl Küçük?

Bu köşenin sınırlarını aşar ama tanımayanlar için çok özetle bakalım kim olduğuna liderimizin..

14 Mart 1906’da, Lefkoşa’da doğdu. 1934’te İsviçre’deki Lozan Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olup doktor oldu. Kıbrıs’a döndükten sonra yükselmekte olan Kıbrıs’ın Yunanistan’la birleşmesi seslerine karşı 1942 yılında Kıbrıslı Türklerin sesini duyurabilmek amacıyla Halkın Sesi gazetesini çıkarmaya başladı.1943’te Lefkoşa Belediye Meclis üyesi olarak seçilerek 6 yıl boyunca bu görevi yürüttü. 23 Nisan 1944’te Kıbrıs Milli Türk Halk Partisi’ni kurdu ve parti başkanlığını üstlendi. 1955’te EOKA’nın Kıbrıs’ta eylemlerini başlatmasının ardından ilk önce Kıbrıs Türk Mukavemet Birliği’ni daha sonra da “Volkan” adlı gizli örgütü kurdu. 1958’de kurulan Türk Mukavemet Teşkilatı’nda (TMT) “Ağrı” kod adıyla en üst rütbede görev aldı. 1959’da Londra’da 17 Şubat’ta yapılan konferansta Kıbrıs Türk halkını temsil etti ve 19 Şubat’ta Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruluş anlaşmalarını imzaladı. 16 Ağustos 1960’ta kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanlığı Yardımcılığı’na getirildi. 1963’te Kıbrıslı Rumlar’ın ENOSİS’i gerçekleştirme adına Kıbrıslı Türklere yönelik başlattığı saldırılar üzerine Kıbrıslı Türk halkının direnişini örgütlemek için çabaladı ve oluşturulan Genel Komite’nin başkanı oldu. 28 Aralık 1967’de kurulan “Geçici Kıbrıs Türk Yönetimi”nin Başkanlığına getirildi. 15 Ocak 1984’te Londra’da tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti, ve Kıbrıslı Türklerin varoluş ve özgürlük lideri olarak ölümsüzlüğe terfi etti. Hangi makama geldiyse gelsin, halkın arasından hiç kopmadı, halkı bedava tedavi etti. Kendine ait arazileri sosyal konut yapılsın diye devlete bağışladı. Tek derdi Kıbrıslı Türk halkının varoluşuydu. 

Bir defasında şöyle seslenmişti kafasındaki Kıbrıs Türkü vizyonunu ortaya koyarken halkına ve dünyaya…

“Biz, Kıbrıs Türkü; büyük Türk milletinin yılmaz ve ayrılmaz bir parçası olarak asırlardan beri onun harekatını adım adım takip etmiş, acıları ve sevinçleri bizim de acımız ve sevincimiz olmuştur. Türk milletinin bir parçası olan Kıbrıs Türkü, ecdadımızın yarattığı eserlerin bir mislini bizim de yaratmamız ve yaşatmamız bugün ve yarın hepimize düşen bir vazifedir.”

Peki biz, Kıbrıs Türkleri doktorun vasiyetini ne derece yerine getirdik? Ecdadımızın yarattığı eserlerin üzerine eserler inşa edebildik mi? Toplumsal birlikteliğimizi sağlayıp insanlığa faydalı değerler üretmeyi dert edindik mi? Yurt içi ve yurt dışındaki yetişmiş insan kaynaklarımızı doğru değerlendirebildik mi?

O müptezel bir şekilde yargılanacak, ama doktor yatılı yerde huzur içinde uyumaya devam edebilecek mi?

Artık liderimizin vizyonunu hayata geçirme zamanı geldi..! Bugün liderimize ve son dönemlerde ortak değerlerimize yapılan saldırılarda birleştiğimiz gibi, üretimde de, birliktelikte de iç barışta da tek vücut olmayı başarmamız tarihi sorumluluğumuzdur. 

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.