Dezenflasyon sürecine ihtiyacımız olduğu aşikâr

Yayın Tarihi: 06/07/21 08:00
okuma süresi: 4 dak.
A- A A+

İktisatta, fiyatların genel seviyesinde sürekli bir artış enflasyon, düşüş ise deflasyon olarak tanımlanmaktadır.  Dezenflasyon ise fiyatların genel seviyesinde yani enflasyon oranında düşüş anlamına gelmektedir.

KKTC İstatistik Kurumu’nun dün açıkladığı verilere göre; “Tüketici Fiyatları Genel Endeksi’nde, bir önceki aya göre % 3.14, bir önceki yılın Aralık ayına göre % 8.83 ve bir önceki yılın aynı ayına göre % 19.93 değişim gerçekleşmiştir”.

İthalata dayalı ekonomimizde döviz kurları TÜFE  üzerinde baskı uygulamaktadır. Haziran 2020-2021 arası enflasyon oranı % 19.93 olarak hesaplanmıştır.  30 Haziran 2020’de 6.84 olan dolar kuru % 27.29 değer kazanarak 30 Haziran 2021 tarihinde 8.70’e yükselmiştir.

Son Anayasa Mahkemesi’nin kararı ile hükümet hayat pahalılığını ödemek zorundadır yani hükümetin Temmuz ayı sonunda maaş ve maaş nitelikli  yükümlülükleri % 8.83 artacaktır.

Hükümet bunu bir şekilde çözecektir benim esas endişem büyük çoğunluğu ekonomik sıkıntıda olan yerel yönetimlerimizin bunu nasıl karşılayacağıdır!!!

12 ana mal ve hizmet grubuna göre hesaplanan TÜFE’de bir önceki aya göre lokanta ve otellerdeki % 8’lik ve ulaştırmadaki % 7.68’lik artış dikkat çekmektedir.

Lokanta ve otellerdeki fiyat artışı et, tavuk ve balık fiyatlarındaki artışın yanı sıra ithal ürünlerindeki fiyat artışı ile açıklanabilir. Haziran ayında güney ile kapıların açılması ve güney kaynaklı aşırı talep nedeni ile fiyatlar artmıştır. Ulaştırmadaki artışın nedeni akaryakıt fiyatlarındaki artıştır. Örneğin 30 Haziran 2020’de 5.40 olan Euro Dizel’in fiyatı % 20.74 artış ile 21 Haziran’da 6.52’ye yükselmiştir.

Enflasyon ve işsizlik en temel iki makroekonomik sorundur. Bunun sebebi enflasyonu düşürücü politikalar uygulandığında işsizlik artmakta, işsizliği düşürücü politikalar uygulandığında ise enflasyon artmaktadır.İktisat Teorisinde Kısa Dönem Phillips Eğrisi bunu açıklamaktadır. İki göstergenin aynı dönemde artması ise stagflasyon olarak adlandırılmaktadır. İktisat tarihine 1973 OPEC Krizi ile giren bu sorun bütün ülkelerin en son karşılaşmak istediği sorundur.

KKTC’de işsizlik oranının 2020 yılında %6.3’den %10.1’e yükselmesi yılın ilk altı ayında enflasyon oranın % 8.83 olarak açıklanması stagflasyon sorununun habercisi olabilir. Bu yüzden dolayı acil olarak enflasyonun düştüğü dezenflayonist bir döneme ihtiyacımız vardır.

Türkiye’de de % 17.53 ile beklentilerin üzerinde ve son iki yılın zirvesinde çıkan enflasyon oranı nedeni ile ekonomik akıl faiz indirimini mümkün kılmamaktadır.

Bu nedenden dolayı belli bir süre yüksek işsizlik, yüksek enflasyon, yüksek kur ve yüksek faiz ile geçireceğimiz bir dönem bizi beklemektedir.

Bu durumda yapılması gereken KKTC’de sosyal devlet olgusunu güçlendirmektir. Bunun kaynakları da;

  • Ekonominin düzelmesi için açılım gerekiyor bunun içinde doğru ve planlı aşılanma.
  • Nepotizmden uzak devletin kesinleşmiş alacaklarını iş insanlarından tahsil etmesi.
  • Hükümetin başta atamalar olmak üzere elzem olmayan harcamaları dışında ciddi tasarrufa gitmesi.
  • KKTC Merkez Bankası’nın dengeleri koruyarak devlete uzun vadeli kredi sağlaması.
  • Her ne kadar 2020 yılında ticari bankaların kârı azalsa da hâlâ daha en kârlı sektörlerin başında gelmektedir. Ekonominin sürdürebilirliği adına kârlarının bir kısmından feragat etmelidirler.
  • Hükümet belirsizliğinin ortandan kaldırılarak Türkiye’den kaynak akışının sağlanması ve 2022 yılı Mali İşbirliği Protokolünün en kısa sürede hazırlanması.

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Kaan KUTLAY yazıları