Asgari ücretteki kısır döngü

Yayın Tarihi: 11/08/21 12:05
okuma süresi: 6 dak.
A- A A+

Dünkü yazımda KKTC’de son haftalarda en fazla tartışılan ekonomik konuların; elektrik zammı, asgari ücret ve hükümetin çıkardığı Nakdi Varlıklar ile ilgili Yasa Gücünde Kararname olduğunu yazmıştım ve elektrik zammı ile görüşlerimi dilim döndüğünce anlatmaya çalışmıştım.

Bugünkü yazımda ise asgari ücreti ile ilgili görüşlerimi paylaşmaya çalışacağım. Platon’dan beri  sözü edilen asgari ücretin tanımı,  TDK’ya göre  “ İşçilere bir çalışma günü karşılığı olarak ödenen ve işçinin gıda, konut, giyim, sağlık, ulaşım, kültür vb. gereksinimlerini günün  fiyatları üzerinden en az düzeyde karşılamaya yetecek ücret” olarak açıklanmaktadır.

KKTC Çalışma Bakanlığı sayfasında ise “ İşçilere normal bir çalışma günü karşılığı olarak ödenen ve işçi ile eşinin ve üç veya beş çocuğun yeterli beslenme, sağlıklı konut, giyim, aydınlatma ve ısıtma, ulaşım çağdaş düzeyde sağlık servisi, eğitim, kültür, dinlenme, eğlence ve benzeri temel gereksinimlerini geçerli fiyatlar üzerinden karşılamaya yetecek miktardır”.

Üç veya beş çocuk nasıl bir mantık ile yazılmış açıkçası anlamadım. Eğri oturup doğru konuşsak da, doğru oturup eğri de konuşsak 1 Şubat 2021’de açıklanan 3.828 TL’lik net asgari ücret ile yukarıda bahsedilenlerin büyük çoğunluğu yapılamaz.

1 Şubat tarihinde 516 dolar olan asgari ücret, 10 Agustos’da 443 dolara düşmüştür.

Yazının başlığı Asgari ücretteki kısır döngü, kısır döngü maalesef burada da karşımıza çıkmaktadır. Gönül ister, asgari ücrette ciddi bir artışın sağlanmasını fakat maalesef bu artışın ekonomi üzerinde olumsuz etkileri olacaktır.

Öncelikle 2020 yılı sonunda %6.3’den %10.1’e yükselen işsizlik oranı daha da artacaktır. 2021’in 8. Ayındayız ve henüz son işsizlik oranını görmedik pandemininde etkisiyle birlikte bu oranın artması kuvvetle muhtemeldir.

Ekonominin iyi olmadığı dönemlerde ücretlerin artması işsizliği artırmaktadır. Bu konu tam bir Dilema’dır, yüksek asgari ücret yüksek işsizlik oranı mı yoksa düşük asgari ücret düşük işsizlik oranı mı?

Bu konuya dikkat etmek gerekmektedir.

Asgari ücretin artmasının diğer olumsuz yanı ise işletmelerin maliyetlerinin artmasıdır ve bu  raf fiyatlarına mutlaka yansıyacaktır. Örneğin asgari ücret %20 artarsa çalışanların “nominal” olarak geliri artacaktır fakat bu artış sonucunda fiyatların genel seviyesinde yani enflasyon da %25’lik bir artış gerçekleşirse asgari ücretle çalışanların “reel” olarak gelirleri düşecektir ki; önemli olan "reel" gelirdir.

Kamu maliyemizin durumu ortada Anayasa Mahkemesi’nin kararına göre enflasyon artış oranı Hayat Pahalılığı (HP) olarak maaş ve maaş nitelikli ödemelere yansıtılmalıdır.

Enflasyon oranındaki artışın yüksek miktarda olması bütçe açığımızı artırmaktadır, diğer taraftan devletin topladığı harçların ve cezaların asgari ücret üzerinden olması kamu gelirlerini bir nebzede olsa artırmaktadır.

Asgari Ücret Komisyonu’nun defalarca toplanıp bir sonuca varamadığına çok defalar şahit olduk. Bu konuya ve bu komisyona son vermek aslında çok kolay. Eğer asgari ücret de kamu maaşları gibi HP’ye bağlanır ise altı ayda bir otomatik olarak değişecektir ve bana göre en adil yöntemdir.

Başta da söylediğim gibi 3.828 TL’lik asgari ücret insanca yaşamak için son derece yetersizdir. Maalesef de ekonomik dengeler ciddi bir artışı mümkün kılmamaktadır. Bu durumda Anayasamızın 1. Maddesinde geçen Sosyal Devlet olgusu ortaya çıkmalıdır. KKTC Çalışma Bakanlığı sayfasında yer olan Asgari Ücret’in tanımının önemli bir bölümü Sosyal Devlet ile gerçekleşebilir ve gerçekleşmelidir. Bu bugün yarın olabilecek bir konu değil ama olması için başta ekonomiyi kayıt altına alarak ve  gereksiz harcamaları kısıtlayarak sağlanabilir.

Asgari ücret konusunu, 2014 yılında başka bir gazetemizde rakamlar ile irdelemeye çalışmıştım. O yazıma 2018 yılında vefat eden duayen ekonomist Güngör Uras’ın köşesinden bir fıkra ile son vermiştim. Açıkçası 2014 yılından beri bu konuda bir gelişme yaşanmadı ve bu yazıma da yine rahmetli Güngör Uras’ın 2008 yılında Milliyet Gazetesi’ndeki köşesinde yayınladığı fıkra ile son vermek istiyorum.

“New York’ta bir ilkokul öğretmeni çocuklara görev vermiş. “ Noel Baba gelecek. Fakirlere yardım edecek. Çevrenizdeki en fakir ailelerin nasıl yaşadıklarını yazın. Tanıdığınız en fakir ailenin hayatından söz edin ki, Noel Baba onların evine gitsin. Onlara yardım etsin” demiş. Öğrenci, ertesi günü ödev kâğıdını öğretmene teslim etmiş. “Mahallemizin en fakir ailesi o kadar fakir ki... Çok çok fakir. Annenin şoförü fakir. Babanın şoförü fakir. Hizmetçileri fakir, aşçıları fakir. Hatta bahçıvanları bile fakir...”.

(http://www.milliyet.com.tr/Yazar.aspx?aType=YazarDetay&ArticleID=1033870&AuthorID=54&b).

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Kaan KUTLAY yazıları