Tek elli ekonomist ve kaynak

Yayın Tarihi: 12/04/22 08:30
okuma süresi: 9 dak.
A- A A+

ABD tarihinde iki dönemden fazla başkan olarak görev yapan tek kişi Roosevelt’tir. Büyük Buhran ve II. Dünya Savaşı dönemlerinin efsanevi başkanının ölümü üzerine dönemin başkan yardımcısı Truman, Roosevelt’in yerine geçerek 34. ABD başkanı olmuştur. 1945- 1953 arası görevden bulunan Truman’ın ekonomistler ile ilgili ilginç bir yaklaşımı vardı!

"Bana tek elli bir ekonomist getirin" demişti bundan kasıt, ekonomistler, genellikle bir görüşü savunduktan sonra karşı argümanı olarak diğer taraftan… on the other hand demeleridir.

En temel makroekonomik sorunlar durgunluk( işsizlik) ve enflasyondur. Şu anda ikisi beraber yaşanmakta yani Stagflasyon ile karşı karşıya kalmış bulunmaktayız.

KKTC ekonomisi, 2020 yılında pandemin etkisi ile %16.2 daraldı, 2021’i henüz bilmiyoruz. 2019’ da 1 milyon 750 bin yolcu sayısı ve 1 milyon 150 bin olan konaklama sayısı, 2020’de sırası ile 288 bine ve 245 bine düşmüştü. Lokomotif sektör olan turizm de bu ölçüde bir daralma sonucunda milli gelirde %16.2’lik daralma kaçınılmaz olmuştur.

 Dünya Bankası, 2020 verilerine baktığımız zaman KKTC ile benzer özellikler taşıyan küçük ada ekonomilerinin de KKTC ile aynı oranda hatta daha fazla daraldığı görülmektedir.

Mart ayı enflasyon rakamları ile dünyada birinci sıraya yükseldik en azından ulaşılabilen veriler bunu göstermektedir. TL’nin değer kaybı, emtia fiyatlarındaki artış ve tedarik zincirinin kırılıp nakliye maliyetlerinin artışı, yüksek enflasyonun temel nedenlerinin başında gelmektedir.

İki sorunda da ne yapılacağını, Makroekonomiye Giriş dersini alıp, iyi bir not ile veren bütün öğrenciler tarafından da üç aşağı beş yukarı bilmektedir.

Durgunluk var ise genişletici politika, Enflasyon var ise daraltıcı politika uygulanmalıdır. İşin özü aslında bu kadar basit görünmekte ama işte tam da bu noktada on the other hand kavramı karşımıza çıkmaktadır.

Ülkemiz açısından baktığımızda bütçe dengesi-enflasyon-işsizlik trilema olayı ile yüzleşmekteyiz.  Genişletici politikalar sonucunda enflasyonu artırmak ve bütçe dengesini bozulmakta, daraltıcı politikalar ise işsizliği artırmaktadır.

Örneğin, CTP Milletvekili Barçın, asgari ücretin brüt 8 bin 879 TL olması gerektiğini açıkladı. Hesap makinesi kullanılarak kolaylıkla bu rakama ulaşılabilir. Fakat on the other hand, bu rakam işsizliğe nasıl yansıyacak? Raf fiyatlarına nasıl yansıyacak?

KIB-TEK’i yüzdürebilme açısından yapılan ilk zam tamam da ekonomik aktivitelere yaratacağı etki ne olacak?

Alkol fiyatlarında FİF için ilk yapılan fon artışı tamam da turizm nasıl etkilenecek? Güney ile olan ticaret nasıl etkilenecek?

Bu kısır döngüden çıkmak için,

  • Mevcut kaynakların dışında dış kaynaklara ihtiyacımız vardır. Bunun adresi de bellidir, Türkiye. Sadece Türkiye'den kaynak değil aynı zamanda özel yatırımcıları da ülkemize çekmeliyiz.
  • Gelmesi muhtemel yatırımcılar ve yerli yatırımcılar, hâlâ daha hantal bürokratik yapımız ile uğraşmaktadır.
  • Müttehitler Birliği yıllardır söylüyor. Emlak’ta 94.000 sözleşme bekliyor ve bu işlemlerin tamamlanması ile maliyenin kasasına 20 milyar TL civarında kaynak girişi olacaktır. Birlik Başkanı Gürcafer, her platformda bunu vurgulamaktadır. Başkanın bahsettiği rakamın %25’i, 5 milyar TL’ye tekabül etmektedir. 2022 için öngörülen bütçe açığı 4.6 milyar TL.
  • Ticari bankalarımızın topladığı mevduatın bir kısmını krediye dönüşmemektedir, takribi 7 milyar TL olan bu kaynak merkez bankasında atıl olarak durmaktadır. Merkez Bankamız bu atıl kaynağa %13.75 faiz ödemektedir. Bu oranın birkaç puan üzerinde uzun süreli borçlanma kamu maliyemize rahatlama getirecektir. Tabii bundan kastım bu kaynağın maaş ve maaş nitelikli ödemeler için değil de reel sektör için kullanılmasıdır. Burada söylemek istediğim, finansal sistemi zora düşürmeyecek bir miktarın bütçe yasına göre Maliye ve Merkez Bankası tarafından belirlenmesidir.
  • Doğrudur veya yanlıştır, Maraş’ta bir açılım gerçekleşti ve Maraş şu an bir değerimizdir ve açılalı 1.5 yıl oldu buradan nasıl gelir elde edilebileceği konusunda karar vericilerin bir yol haritası çizmesi gerekmektedir.
  • Artık kamuda, gelen siyasilerin sadece müsteşarı ve özel kalemi ile gelip gitmelidirler. Bu konu toplumsal barış içinde son derece önemlidir.
  • Güney komşularımızın, bıraktığı kaynak piyasamız için son derece önemlidir. Sosyal medyada dün gördüğüm bir fotoğrafta, Lokmacı Sınır kapısında sadece 1 görevli çalışmaktaydı ve metrelerce uzayan bir kuyruk. Güney zaten Kuzey’e geçişleri azaltmak için elinden geleni yapmakta bari biz olsun geçiş yapacak olanlara elimizden geldiğince kolaylık sağlayalım.
  • Çiçeği burnunda hükümetimiz, kripto para ve sanal bet gibi konularda yasal düzenleme yapıp maliyeye kaynak yaratılacağını ifade etmiştir. Yasal düzenlemelerde sona yaklaşıldığını duymaktayız, bu konu bir önce hayata geçirilmelidir.
  • KKTC’de mevduatın %80’i dövize dönmüş durumda ve bu piyasada TL sıkışıklığına neden olmaktadır. TCMB ile yapılan SWAP anlaşmalarının hacmi ve süresi az, sadece dolar cinsinden yapılmaktadır bu mutlaka revize edilmelidir. DİBS ihalelerine son dönemlerde verilen düşük tekliflerinin nedenlerinden biri de piyasadaki TL kıtlığı.
  • Merkez Bankası eli ile tahvil ve bonolar için ikincil piyasalar oluşturulabilir. Şu an derinlik yeterli seviyede değil ama derinlik için olmazsa olmaz bir adımdır.
  • Ticari bankaların mahkemelerde sonuçlanmış davaları sonucunda önemli sayıda gayrimenkulün satışı gerekmektedir fakat bu satışlar bir türlü sonuçlanmamıştır. Mahkemede sonuçlanan davalar için satış işlemleri başlatılmalıdır. Sonuçta bankalar bu zararı kredi kullananlara daha yüksek faiz oranı olarak yansıtmaktadır.
  • Kalkınma Bankası, Merkez Bankasının denetimine açılmalı ve ticari bankaların tahvil alma zorunluluğu tekrar gözden geçirilmelidir.
  • Türkiye ile kur korumalı mevduat programını ivedilikle konuşmalıyız.
  • Türkiye ile TL üzerinden ticaret lafta kalmamalı.
  • Yastık altındaki altınları ekonomiye kazandırmak için fiziki altın bankacılığı KKTCMB ve şübe bankanları ile değerlendirilmelidir.
  • 90 gün ödenmeyen kredilerin takibe düşmesi Türkiye'deki gibi 180 güne çıkarılabilir.
  • Emlak vergileri artık bölgesel olarak değerlendirilmelidir.
  • Emlak vergisi demişken, kirada 1 tane konutu olan ile 15 konutu olan aynı oranda stopaj ödememeli. Kiradaki konut sayısı artıkça kademeli olarak bu oran artırılabilir.
  • Bankacı dostlarımız ve mevduat sahipleri kızabilirler ama 100 bin TL mevduatı olan ile 5 milyon TL mevduatı olan kişiler aynı oranda stopaj ödemesinler, mevduat miktarı artıkça stopaj oranı da artırılabilir.
  • Vergi ödeme, bir bağış veya lütuf değildir. Devlet her işletmenin kar ortağıdır. Maliyenin kesinleşmiş 700-800 milyon TL vergi alacağından bahsedilmektedir. Devlet mutlaka bu alacağının peşine düşmelidir.
  • Vatandaş olarak bize de görevler düşmektedir. Her yıl vergi verenler listesi şefaf bir biçimde açıklanmaktadır. Yaşam standartı ve ödediği vergi arasında uçurum olan işletmelere ve/veya kişilere tüketim tercihlerimiz ile tepkimizi göstermeliyiz.

Gerek küresel gelişmeler ve pandemi gerekse TL’de yaşananlardan dolayı ekonomimiz ciddi yara aldı. Tüm olumsuzluklara rağmen bittik mahvolduk gibi söylemler kimseye bir şey kazandırmaz. Halk olarak bugüne kadar bir şeyler de başardık. Unutulmasın ki bizim gibi küçük ekonomilerin toparlanması daha hızlı olur.

Yukarıda naçizane görüşlerimi paylaşmaya çalıştım. Yaptığım önerilerin önemli bir bölümü yıllardır zaten belli kesimler tarafından dillendirilmektedir.

Bu süreci dağıtarak değil bölüşerek atlatabiliriz ve yeni kaynaklar yaratılmadığı sürece alınacak her ekonomik karar sonrasında on the other hand diyeceğiz.

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Levent Kutay
Levent KUTAY'dan
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Kaan KUTLAY yazıları