Geleni görmek lazım - II

Yayın Tarihi: 03/06/22 08:50
okuma süresi: 5 dak.
A- A A+

Yine bu köşede, 25 Nisan 2021 tarihinde yazdığım köşe yazısının başlığı, Geleni Görmek Lazım’dı (Kaan Kutlay - Geleni görmek lazım). Aynı başlık, benim için bugün hala daha geçerli. Bu yüzden başlığı Geleni Görmek Lazım-II olarak kullandım.

Pandemi ve TL’de yaşanan değer kaybından dolayı en kötü ekonomik senaryolar olan stagflasyon ve hiperenflasyon son dönemde KKTC’de tartışılmaktadır.    

Stagflasyon: Yüksek işsizlik ve yüksek enflasyonun aynı dönemde yaşanmasıdır.

Hiperenflasyon: Aylık enflasyon oranının en az %50 olmasıdır.

Ekonomik durum kötü, hepimiz zor bir süreçten geçiyoruz ve haklı olarak şikâyet ediyoruz.

Nisan 2022’ye göre enflasyon oranı yıllık %88.81, 2021 sonunda işsizlik oranı %7.8. İşsizlik oranından daha önemli olan ise genç nüfusta işsizlik o oranda  %21.4. Açıkçası bu veriler ile henüz stagflasyon sürecine girdiğimiz söylenemez. Ama girmeyeceğimizin maalesef garantisi yok.

KKTC, 1994 yılında Türkiye’de alınan 5 Nisan Kararlarından dolayı %215 enflasyon oranını tecrübe etmiştir. O dönem iktidarda bulunan koalisyon ortakları DP ve CTP bunun bedelini sonraki seçimlerde ödemiştir. DP, 1993 seçimlerinde gösterdiği başarıyı sonraki genel ve yerel seçimlerde gösterememiştir. Aynı şekilde CTP’de, Annan Planı’na kadar sürekli oy kaybetmiştir. Şu an ki verilerde henüz hiperenflasyonun uzağındayız Ama yaşanmayacağının maalesef garantisi yoktur.

Dünya ekonomi tarihinin gördüğü en önemli ekonomik krizlerden biri 1929 yılında ABD’ de başlayıp tüm dünyayı etkileyen Büyük Buhran o dönemde, ABD’de işsizlik oranı %25’e yükselmiş, enflasyon oranı ise - %10 yani deflasyon olarak gerçekleşmiştir. O dönemde ABD ve dünya, Klasik Ekonomik sistem hegemonyası altındaydı yani müdahale etmeyin ekonomi dengeye gelecektir. Fakat gelemedi ve ekonominin babası olarak kabul edilen Adam Smith gibi adalı olan Keynes’in müdahale edilmesi gerektiğinde hükümetin ve merkez bankasının bunu yapması gerekir görüşü, önerileri ve teorileri ile dünya bu sorunu atlattı. 

2.Dünya savaşı sonrasında 50’li ve 60’lı yıllar Golden Age ( Altın Çağ) olarak adlandırılmaktadır. O dönemin Hollywood filmlerini hatırlayacak olursak, büyük arabalar, partiler, eğlenceler….

1973 yılına kadar OPEC Krizine kadar özellikle liberal ekonomiyi benimseyen ülkelerde adeta balayı havası yaşanmıştır. 1973’de İsrail ve Arap Devletleri arasında gerçekleşen Yom Kippur savaşı sonrasında, Arapların kontrolündeki OPEC, İsrail’i destekleyen batılı devletlere petrol ambargosu uygulamıştır. Yıl 2022, petrol hala daha önemli bir girdi maddesi fakat 49 yıl önce çok daha önemliydi. Petrol fiyatları nominal olarak değil ama reel olarak en yüksek seviyeye ulaşmıştı. İran’da 1979 yılında yaşanan Devrim ile birlikte başta ABD ve batılı güçlerin İran’a uyguladığı petrol ambargosu bu sürecinin uzamasına neden olmuştur.

 Petrol fiyatlarındaki artıştan dolayı üretim azaldı, fiyatlar ve işsizlik oranı arttı ve dünya stagflasyon ile tanıştı.

Keynezyan ekonomik görüş bu sorunu çözmede yetersiz kalması üzerine Keynes’in ezeli rakibi olan Milton Friedman “ Parasalcı Yaklaşım” ile Neo-Liberalizm üzerine önermelerini ortaya koydu.

Bu akımın siyasi önderleri ise dönemin ABD başkanı Ronald Reagan, Birleşik Krallık ’da en uzun süre başbakanlık yapan ve ilk kadın başbakan olan Margaret Thatcher ve dönemin Batı Almanya Şansölyesi Helmut Kohl’du.

Neo- Liberal politikalar sonucunda, ülkelerin makroekonomik göstergeleri düzelirken Piketty’nin, Kapital kitabında vurguladığı gibi gelir dağılımındaki adalet yerle bir olmuştur.

ABD’de 2008’de Lehman Brothers’ın batması ile başlayan ve tüm dünyayı etkileyen finansal kriz ise  Keynezyan politikalar ile aşılmaya çalışılmıştır.

2020 yılında Pandemi’nin etkisi ile başlayan ekonomik krizin sona ermesine ramak kalmışken Ukrayna- Rusya savaşı bütün hesapları alt üst etmiştir.

KKTC için bu dışsal şokların yanında TL’de yaşanan değer kaybı bütün dengeleri olumsuz olarak etkilemiştir. Elimizde en güncel milli gelir verisi 2020 yılına ait ve %16.2 daraldık.

Ciddi bir daralma ama Dünya Bankası verilerine göre KKTC ile benzer özellikleri olan küçük ada ekonomileri bu süreçte aynı oranlarda veya daha fazla daraldığını gördük.

Stagflasyon ve hiperenflasyon çözülmesi en zor olan makroekonomik sorunlar, gelecek yazımda KKTC’nin bu sorunlara ne kadar yakın veya uzak olduğunu anlatmaya çalışacağım.

İyi bir hafta sonu geçirmeniz dileğiyle.

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Levent Kutay
Levent KUTAY'dan
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Kaan KUTLAY yazıları