Vietnam’da Rambo, bizde Bir Zamanlar Kıbrıs…

Yayın Tarihi: 02/04/21 09:31
okuma süresi: 4 dak.
A- A A+

“Büyük politikada olsun, ticarette olsun her şey yeterince temiz değil”

Beş Paralık Roman, Bertolt Brecht

 

Savaş…

Savaş coğrafyası…

Sosyolojisi…

Ekonomisi…

Savaşın kendisi, siyaseti…

Lojistiği…

Velhasıl sonuçları itibariyle ‘tarihi’ karmaşık bir şeydir.

“Çok” kelimesi az.

Pek çok yönlüdür…

Çünkü “kana susamış olan” büyük âlim master Şeytandır.

“Has âlimin” işlerini çözmek zordur, perspektifi sever.

Bu nedenle savaş coğrafyalarında –baktığınız yere göre- meşruiyete referans “öykü” bitmez.

Asıl numara burada yatmaktadır ki savaş, “bir bakış açısı” olduğu için kanla kutsanır.

Şeytanın işleri çıkmaz sokaktır ki yasaklanmıştır.

**

TRT’nin ülkemizde çektiği, “Bir Zamanlar Kıbrıs” dizisi elalemin dilinde bir kaç yönü ile dolanıyor…

Şimdiden sıktı bu durum.

Biri malum galası ile pandemi şartlarında yoğun konuklu, misafirli tedbirlerin hükümetimiz eliyle çiğnenmesi üzerine odaklı…

Bu bir noktaya kadar anlaşılabilir bir şey…

Ve fakat gerisini anlamak kolay değil.

**

74 öncesi ve 1974’e giden “kurgu” içerikle ilgili meseleler ise henüz izlemeden, fragman üzerinden eleştiriliyor…

Bilmek lazımdır ki bu bir kurgudur.

Tüm kurguların gerçekten ilhamı konusu ise tartışmalı bir şeydir zaten.

Bu, “vesikalı belgeseller” için de geçerlidir üstelik…

Hollywood’da “Rambo” bir Vietnam hikâyesi anlamaktadır ki hepinizin malumu…

40 senedir beyaz perdede anlatılan bir Yahudi Soykırımı davası da var ki, bir türlü bitmeyen, dinmeyen sözde acılar…

Pişir pişir ye…

**

Bir Zamanlar Kıbrıs, TRT eliyle olacağı için elbette ki hamaset yapılacak.

Konjonktürü elbette ki besleyecek, kollayacak.

İhtimalle de prodüksiyonun başına “gerçeklerden ilham alınarak kurgulanmıştır” gibi bir şey yazacak…

300 kelimelik bir köşe yazısı bile herkesi memnun edemediğine göre görsel bir senaryo elbette çoklarına yaranamayacaktır.

Üstelik de acıların bu denli taze olduğu bir savaş toplumunda…

Bilhassa kadınların “subaylı aşk öyküsünü” dikkatle takip edeceği bir dizi film ise söz konusu olan, tartışma bitmez…

**

Türkiye’de ‘Muhteşem Süleyman’ın başına ne geldi ise Kıbrıs’ta da “Bir zamanlar Kıbrıs’ın” başına o gelecek anlaşılan…

Etrâkın her şeyi ciddiye alma eğilimi var;

Bilindiği gibi ‘Muhteşem Süleyman’da Sultan, gerçek hayatında cephelerde at sırtından inememiş olduğu halde, sarayda “kadın koynundan düşmeyen”, haremde müptelay-i aşk bir şahsiyet olarak tasvir edilmiş, bu konu çok eleştirilmiş, hatta koca koca tarihçiler de bunu uzun televizyon programlarında tartışmış, şirket ise bunun bir “eğlence” olduğunu bir türlü anlatamamıştı

**

İlk film cihazına 'büyülü fener' diyerek sinemayı icat edenler, trajedi sanatının seyirci üzerindeki sistematik etkisini anlatan 'Katarsis' ve 'Katarsis Eğrisi'ni sonradan derleyip toplayan Brecht'in yolundan şaşmadılar ki…

“Korku” kategorisi dâhil sinema filmleri eğlencedir…

“Hazla” ilgilidir…

O halde;

Bu pandemide işimiz, gücümüz yok ama keyfimizde yerinde…

Var mı bir sıkıntı?

Yok.

O halde bu gündem tam bize göre bence…

Hele ki bir başlasın dizi…

Belli ki büyük izlenme rekorları da kıracak.

Konuş konuş, didiş didiş…

Nedir ki başka işimiz…!...

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.