Sirius yıldızından Kıbrıs’a: Tekneli fetih

Yayın Tarihi: 16/07/21 09:30
okuma süresi: 7 dak.
A- A A+

Kıbrıs Adası’nın Osmanlı İmparatorluğu tarafından fethinin 450. yıl dönümü dolayısıyla 23 tekne önceki günlerde Antalya’nın Finike ilçesinden yola çıktı.

Etkinlik kapsamında, Girne Limanı'na ulaştılar…

Sembolik, anlamlı…

Sırada ilk kez bu denli hem konjonktür hem de müstakbel içeriği nedeniyle “gürültüsü” bu kadar çok kopan 20 Temmuz törenleri var…

Peki, bu adayı en çok kim yönetti? İlk gemiler nereden kalktı?

Osmanlıdan evvel o kadar çok gemi kalktı ki bu adayı fethetmeye…

Bugün sözde AB müktesebatı içinde ve aynı anda –nasıl olabiliyorsa- Afrika tozları ile malulüz ama üzgünüm Kıbrıs Adasını tarihte en çok ARAPLAR idare etmiştir.

Sirius yıldızındaki (yani Yunan’ın yanlış anladığı Afrodit Kıbrıs’ta değil, O yıldızda: [*] putlarına anıtlar inşa etmek ve eski dünyadan devreden teknolojilerini geliştirmek için bakır (Cypre, Cuprum, Cyprus) kaynaklarını ‘sömürmek’ için  bizzat Kıbrıs’a sağ kolunu göndermeye layık bulan büyük putperest -bir kısmı kendi kızlarından doğan ismi belli 100 evladı olan- Mısır Firavunu II. Ramses’den alırsanız da bu böyle…

Sonradan, Müslüman Emeviler ile Memlukluların adadaki yönetimlerini toplarsanız da bu böyle…

Kıbrıs Adası’nın tüm meşhur kaleleri zaten “Arap akınlarına” yöneliktir.

Şimdilerde gezmeye yarar ancak bu kaleler –geri kalmış zanaatıyla- işe yaramamıştır son tahlilde…

Tarihlere bakın: VENEDİK, CENEVİZ hikâye...

İNGİLİZ yönetiminin kronolojide YERİ BİLE YOK kadar azdır.

Kıbrıs, “EN ÇOK” BİR ARAP ADASI olmuştur tarihte…

"Kıbrıs lezzeti” zannettiğimiz Molohiya’nın aslında klasik bir Arap yemeği de olması bundandır.

(Bugün Lübnan’ın 'milli yemeği' olmasına rağmen Dürzülerde Molohiya yemek yasaktır. Dürzülerin büyük önem atfettikleri Fatimi Halifesi, 10. yüzyılda Şiilerin düşman olarak gördükleri Muaviye’nin çok sevdiği yemek olduğu için Molohiya’yı yasaklamıştı.

**

Ada, İslam dünyasında 649 yılında, sonraki halife Hz. Osman döneminde -Müslümanların ilk deniz fethi olarak- gerçekleşti.

FİLİSTİN'İN AKKÂ LİMANINDAN KALKAN GEMİLERLE GELDİLER…

Filistin ile tarihi bağımız bu!

Bu bağı, -tüm kesintileri sadakatle yapan- İNGİLİZLER kopardı…

‘Tarihe sadık’ oldukları için tabi ki…

Ve fakat Raşid halifelerin ikincisi Hz. Ömer, KIBRIS’IN FETHİNİ UYGUN BULMAMIŞTIR!

Bir mektupla karşı çıkmıştır.

Ancak Muaviye dinlememiştir.

O, bilindiği gibi kimseyi dinlememiştir…

**

Kıbrıs'ın 1571'de, Sultan 2'nci Selim döneminde Osmanlı İmparatorluğu toprağı haline gelmeden evvel, o zamana kadar sırasıyla;

EMEVÎLER,

yeniden BİZANS,

HAÇLILAR,

CENEVİZLİLER,

MEMLÛKLAR ve VENEDİKLİLER tarafından idare edildi…

Tüm bu yönetimlerin, Doğu Akdeniz'deki hâkimiyetleri açısından Kıbrıs'ı vazgeçilmez kabul ettiklerini, adayı mutlaka ellerinde tutabilmek için yoğun çaba harcadıkları biliniyor…

600'lü yılların ortalarına kadar görev yapan Raşid halifelerin ikincisi Hz. Ömer, kendisinden -o dönem Bizans yönetiminde olan-Kıbrıs'ın fethi için müsaade isteyen Şam Valisi Muâviye Bin Ebu Süfyan'a (bizim 1. Muaviye) izin vermez!

Halifenin valisine cevap yazmadan önce Amr Bin Âs'tan (Mısır'a başkentlik yapacak olan Fustat'ı, bugünkü Kahire'yi kuran komutana) Akdeniz'de düzenlenen seferler ve kullanılan gemiler hakkında bilgi istediğini (yani lojistik);

Daha da önemlisi halifenin, fetihlerde acele edilmemesi;

düşman topraklarına dair ayrıntılı bir "stratejik planlama" yapılması;

ve "elde tutulamayacak bölgelere seferlerin geciktirilmesi gerektiği" düşüncesini aktarır…

**

Kıbrıs Adası’nın Osmanlı İmparatorluğu tarafından fethinin 450. yıl dönümü kutlanıyor ama Osmanlı bakiyesi Türkiye, Kıbrıs’ta son yıllarda büyük yanlış işlere imza atıyor.

Doğrusunu yaptığını zannederek!

Öyle ki Kıbrıslıların Türkiye'nin nüfûz alanından ve gölgesinden çıkmak artık “en ana-vatancı milliyetçilerinin de” temel hedefi durumunda…

Sadece sessizler!

Elbette işin askeri, ekonomik, siyasi, sosyal, demografik birçok boyutu var.

Bunları herkes biliyor.

**

Sınırların dışında kalan bir toprak parçası, ancak iki yolla elde tutulabilir;

BİRİNCİSİ RİSKLİ VE BOL MASRAFLI olanıdır: ‘Silah ve asker gücünü’ kullanmak.

DİĞERİYSE;

Eekonomik ve kültürel hegemonya tesis ederek DOLAYLI DENETİM kurmak.

Türkiye, geldiğimiz aşamada Kıbrıs'taki nüfuzunu ancak kültürel ve ekonomik hegemonya yoluyla koruyabilir.

Ama artık bunu da yapamıyor!

Duygusal olarak kaybedilmiş, halkının da gönlü her an karşı tarafa kaymaya müsait bir Kıbrıs, ara çözümler üretilerek ve dünyada birilerinin ciddiye aldığı şüpheli siyasal yapılar oluşturulup desteklenerek elde tutulamaz…

Yapılması gereken şey, en acil ve âdil biçimde, KKTC halkının tercihlerinin ortaya çıkmasına imkân vererek, Ada'da ULUSLARARASI SİSTEMİN MUHATAP KABUL EDECEĞİ BİR YÖNETİM KURMAYA ÇALIŞMAKTIR.

Hz. Ömer'in Bin 500 yıl evvel Kıbrıs için "B PLANIN VAR MI?" diye sorarak –geleceğin çoklarına göre zalim kralını- Valisini uyardığı gibi Halifenin, Kıbrıs'a ilişkin LOJİSTİĞİN STRATEJİDEN ÖNCE GELMESİNDEN KAYNAKLANABİLECEK AKSİLİKLERE dikkat çekmesi boşa değil…

Yani, ayrıntılı bir stratejik planlama olmadan “elde tutulamayacak bölgelere” seferler sıkıntılı…

Muaviye’ye yapılan tarihi mektuplu uyarıyı, bugünkü Türkiyeli yetkililer iyi okumalı!

***

Sirius yıldızı farklı toplumlarda farklı isimle anılmıştır. Bunlar; “Şi’ra” (Araplar’da), Sothis” (Eski Mısırca adının Grekçe’ye uyarlanmış hali), “Sigi” (Dogonlar’da), “Sigo” (Bambara’larda), “Seirios” (Yunanlar’da), “Sirius” (Romalılar’da), “Kak-si-sa” veya “Kak-si-di” (Asur-Babil’de), “Kak-si-si” (Hititler’de), “Tistirya“, “Tishtrya” veya “Tiştria” (Zerdüştçülüğü benimsemiş kavimlerde), “Sima Kayne” (Bozolar’da), “Sirona” (Galyalılar’da), “Hu-Şi” (Çinliler’de) olarak sayılabilir.

*”Şi'ra'nın Rabbi de O'dur.” Necm.49

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.