Yeni Parlamento binasına 50 sekreter, 50 danışman!

Yayın Tarihi: 23/07/21 09:30
okuma süresi: 7 dak.
A- A A+

Herkes KKTC’de verilecek müjdeyi büyüte büyüte hal olmuştu.

Bir değil, bin söylediler!

Başta Anadolu Ajansı, derlediği metinlerle piyasalara “uluslararası korku” saldı.

Anadolu Ajansı’nın dediğine göre sözde hem dünya, hem “Yunan-Rum ikilisi” tir tir titriyordu.

Üstelik Erdoğan, mecliste konuşacaktı.

Acaba ne diye oraya gelecekti?

Demek ki 20 Temmuz törenlerinde verilemeyecek, kocaman bir iş vardı ortada…

Karadenizdeki dev rezervi ya da benzer başka müjdeleri Koronavirüs ile ilgili tedbirlerle birlikte açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan KKTC’de nasıl bir müjde açıklayabilirdi…

Kafalar karışıktı.

Herkes bir hikmet aradı, bekledi.

Anadolu’dan KKTC’ye “100 yıllık hülya” su bile gelmişti ama böyle tantana kopmamıştı.

Bir tek HaberTürk’ten Muharrem Sarıkaya yazmıştı parlamento binası işini ve yine bir tek Kıbrıs Postası bir gün önce bu yazıyı kullanmıştı.

**

Böyle büyük beklentilerin ardından Meclis, Saray ve Millet Parkı tesellisi gelince, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ‘Mecliste konuşturmak’ fikrinin KKTC iç siyasetinde neye hizmet ettiğini de anlamış olduk.

Daha da anlayacağız…

Bunu da Köşe Karantina’da “vakitsiz öten horoz” misali tamamen meraklısı için adrese teslim meclis konuşmasından önce ele almıştık.

Meclisteki canlı yayını Türkiye'deki "Havuzdan" takip edenler fark etmiştir; Resmen afalladılar... Müjdeyi "yormak" için. 

Ağzı en çok laf yapanların teklediğine bizzat şahit oldum. 

Devamı 20 Temmuz'a 'yarına galiba' diye konuşanlar bile oldu...

Durum buydu... 

KKTC'ye -ciddi söylüyorum- "tarihin en büyük basın çıkarmasını" yapan 'havuz medyası' burada da afalladı. 

Bu arada Geçitkale daimi üs işi ne oldu? 

Mecliste de konu olmuştu... 

Deniz Üssü de deniyordu... 

Güme mi gitti!

BBC'yi kim gaza getirdi!

Zaten Kıbrıs'ta uluslararası mesaj cami çıkışı Afganistan konusu idi...

Kıbrıs değil.

**

Maraş meselesinde gündeme gelen aşamanın "müjde değil, bir alarm" olduğunu ayrıca ele alacağız. 

Gelelim müjdelere…

Saray işi ve Millet Bahçesi böylece “iki kez” müjdelenmiş oldu ki ‘Denktaş okulundan mezun olduğunu iddia eden’ ama Yavru Saraya çıkacak bir Ersin Tatar’ın “bir daha seçilemeyeceğini” bu köşede tafsilatıyla  ortaya koymuş;  fizibilite, yer analizi, saha ve proje çalışması için ayrılan 14 Milyon TL’lik kaynağın da eleştirilere konu olduğu basına çokça yansımıştı…

‘Tarih yazarken’ tarih yıkmamak gerektir ama Yüz yıllık Silahtar Burcu'nun bir “gecekondu” olduğunu idrak etmiş olduk faklı olarak bu kez…

‘Tahsis ettik’ dendi.

‘Mimarımız var’ dendi.

Bunlar bir kenara…

Türkiye’de de çokça eleştirildi: Bir yere misafir olup ‘burası ne biçim yer’ deyip sonra da ‘size daha iyisini yapacağız’ demek ayıptır, diye yazıldı, çizildi.

Bunlar işin farklı bahisleri…

**

Evvela Meclis, KKTC’de de 7 gün olarak yaşanan 1 haftada sadece 2 gün çalışması umulan bir yerdir…

Çoğu kez de nisabı yoktur.

Milletvekili çalışma odalarından bahsedildi…

KKTC’de mecliste meyhane de olması gerekir eğer siyasetten söz ediyorsak BİR.

İKİNCİSİ: Özel oda demek çok şey demek.

Türkiye’de TBMM’de milletvekillerinin olduğu binaya “Halkla ilişkiler binası” denir.

Bizde böyle bir olay yok.

Nitekim herkes birbirini tanır.

Mecliste ziyaret, kulis diye bir olayımız yok yani.

O odalar halkla ilişkiler namına kullanılmaz, bizde özel hayata tahsis edilir.

Dediğimiz gibi bütçe hariç haftada 2 gün…

10’da başlaması gerekirken 11’de başlıyor ve 2 -3 saatte bitiyor.

Çapı uygun tek muhabir tüm meclisi tek başına yazabilir hatta…  

Türkiye’de meclis bazen 24 saat aralıksız çalışır ama bizde asıl çalışmanın olması gereken komitelerde  bile mesai yoktur.

**

Daha beter bir durum var;  

Yeni bina demek, yeni 50 oda demek.

Yani personel, istihdam demek.

Sekreter, odacı, çaycı demek…

Daha neler demek, neler…

50 sekreter, 50 danışman!

Tam sendikal bir olay var ortada anlayacağınız yeni bina ile…

Yani sendikaların desteklemesi gereken bir durum söz konusu ama yanlış yerde duruyorlar! .

KKTC’de siyasileri böyle binalarla şımartmak, onları daha Ana-vatancı yapmayacağı gibi mevcut âtıl yasama faaliyetlerine de hız katmaz.

Şahsen kefilim: Hepsi dost sohbetlerinde ‘bu binaya gerek yok. Biz istemedik’ diyeceklerdir...

**

Anlaşılan yeni parlamento binası yeni Yavru Saray’ın yanı başında olacak…

Arazi tahsisine göre öyle!

Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçişin fiziki hali müjdelenmiş gibi bir yandan!

Daha evvel Fuat Oktay ile Ersin Tatar’ın eş zamanlı “müjdelediği” ARMA modeline de uygun bir girişim yeni parlamento binası!

O modeldeki amaç ekonomik katma değerle yüksek projeleri hayata geçirmekti.

Çok ilginç usulü de şu idi; “KKTC kurumları bu model kapsamında taleplerini yazılı olarak iletecek”.

Şimdi bu meclis binası, ARMA modeli esas ve usulünü uygun mu?

Katma değeri yüksek mi?

Ya da ortada bunca yeni istihdamı gerektirecek böyle yazılı bir talep var mı?

Acaba yoksa ARMA modeline gerek yok mu?

**

Tarihi bir hatırlatmayı da yapalım bitirirken;

Dr. Derviş Eroğlu başbakan olduktan sonra kendisinden önce  “atanan” üç başbakan dan farklı olarak Başbakanlık binasını "gecekondu"dan ayırıp, yeni bir başbakanlık yapmıştı…

Böylece Rauf Denktaş’in renkli kalemle gelen direktiflerinden uzaklaşıp -Denktaş'a rağmen- KKTC’nin en uzun başbakanı olmuştu.

Madem Ersin Tatar’a bu kadar destek var; “Reis”ten bundan sonraki beklediğimiz müjde Başbakanlığın da "yeni yere" taşınmasıdır…

Böylece yeni sisteme de ‘kendiliğinden’ geçebiliriz belki…

Biri İNGİLİZ olmak kaydı ile pasaport zengini, ‘Türk oğlu Türk’ Ersin Tatar’dan ‘bir Denktaş’ çıkarsa tabi!

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.