Kamil Paşa’dan Kenan Poleo’ya, Tatar’dan Boris’e Britanyalı olmak!

Yayın Tarihi: 21/09/21 09:30
okuma süresi: 7 dak.
A- A A+

“Osmanlı yönetimi son derecede demokratikti ama gene de bir kâfir yönetimi idi”

İngiliz Diplomat Sir Ronald Storss

 

Kıbrıslı Türklerin gerçekten de nicesi dünyaya dağılmış haldedir. Diaspora, asıl memleket adadaki nüfusun 3-4 katı olduğu zannediliyor…

Pakistan, Ermenistan misali dünyada diasporası “asıl merkez nüfusu” kat kat aşmış nice ülke var.

Çoğu siyasi orta/uzak mazileri nedeniyle böyle.

-Kıbrıslı Türkler ve kısmen Rumlar da- gerçekten de çoğu tarihi ve hal-i hazır gerçekler nedeniyle yurtdışındadırlar.

Genel olarak “Adalıların” zaten önemli bir kısmı “adadan kurtulmak, bir ana kara bulmak” psikolojisi ile doğar.

Bu Rodos’ta da böyledir.

İskoçya açıklarında da…

Kıbrıslı Türkler, önemli bir kısmı İngiltere ve Avustralya’da olmak üzere artık 3. nesil pek çok farklı alanda, nice saymaya değer farklı ülkelerde hayata tutunmuş, 35 yaşını aşmış, bulundukları devletlerin hükümetlerinde, ticarette ve sanatta önemli yerlere gelmiş ve “imza” atmışlardır.

İngiltere'nin yeni İstanbul Başkonsolosu “Kıbrıslı Türk” Kenan Poleo da bunlardan biri…

**

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nu ziyareti ardından “hem biz O’nu öğrenmiş” olduk hem de “sempatik halleri” ile de çok “ünlü” oldu.

Poleo ile İmamoğlu İstanbul, Türkiye ve -İmamoğlu’nun KKTC’deki “bilinmez geçmişinde” yer aldığını kendisinin reklam ettiği futbol maceraları- nedeniyle futbol konulu bir sohbet gerçekleştirmiş olduklarını açıkladılar…

Poleo’nun “Kıbrıslılığı” ya da “Kıbrıslı Türk oluşu” çok meşhur ve sosyal medyada da “takdirle” ilgi görünce hem “işin ucu fazla kaçmasın” hem de KKTC’deki ilgi “karşılık bulsun” diye gayet hoş bir video çekti ve sosyal medyada paylaştı.

Kendisini, ailesini ve sair “Türkçe” konuşarak anlattı.

Hepimiz izledik, ilgiyle.

“Biz baya kendisi ile övündük” ama söze ben yüzde yüz Britanyalımdiyerek giren Kenan (Poleo) “köken atfı” ile bitirdiği videosunda neticede haliyle “bir İngiliz elçi” olduğunu vurgulama ihtiyacı hissetmiş gibi davrandı.

Böyle yapınca kendisini makul görenler de, kınayanlar da aldırmayanlar da oldu.

Tıpkı Rum “vatandaşlığı”, geçmişte Ortodokslukları Türkler tarafından kurtarılan şimdiki Rumlar tarafından adeta yüzüne fırlatılan “İngiliz vatandaşı” ama “Osmanlı torunu”, kendi iması ile “Türkoğlu Türk” KKTC 5. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar gibi Kenan Bey’in de durumu…

Ama şu halde tersten oluyor heralde!

KKTC-Türkiye ilişkilerinde yeni dönemde kök izi “batum-culuk” konseptinde gizli “Gürcülük” nepotizmi esas ama ilginç ki Türk-İngiliz-Osmanlılık uluslararası konjonktürde pek bir popüler…

Düşünsenize İngiliz Başbakan Boris Johnson’un dedesi vatana ihanetten -Atatürk kendisini kurtarmak istedi çok ama gücü buna yetmedi- parçalanarak öldürüldü.

Boris köküm Türk diyor.

Bir yandan İngiliz vatandaşı, Türkçe müfredatı bile asıl tahsil hayatında pek az bilen Bir “Osmanlı” torunu!

Bir de başımıza “yüzde yüz Britanyalıyım” diyen bir Kıbrıslı Türk çıktı!

Bu ilginç siyasi soy-sop magazin olayları bana tarihte yaşamış ve yeryüzünde gezmiş “en güçlü Kıbrıslı Türk” ünvanlı Sadrazam Mehmed Kamil Paşa’yı hatırlatıyor…

**

Kıbrıslı sadrazam Mehmed Kamil Paşa Devlet-i Aliyye’de 30 sene görev yaptı. 

Üst düzey bürokrasinin çeşitli kademelerinde...

7 yıla yakın çoğu 2. Abdülhamid döneminde dört kez Sadrazamlık. 

Başbakan yani.

İngilizlerle arasının –her halde Kıbrıslı olduğu için- iyi olduğu kabul görmüştür.

Bu nice atıflarla yazılıp çizilmiş bir gerçektir de…

Dönemin "müstakbel" süper gücü neticece…

Aman deniyor hakkında, devamlı surette (topçu yüzbaşı Salih Ağa'nın oğlu) sadrazam o olsun ya da ‘devam’ etsin İngilizler onu tutuyor ve sair.

Bu gerekçelerle İttihat Terakki döneminde de belli bir süre devam etmiştir Sadrazam Kamil Paşa.

Sonra kurtuluşu yok, ipi çekilmiştir.

Kıbrıslı Türklerin belki de ilk ciddi “nepotik” teşebbüsüdür: “Bizim” Kamil Paşa, Abdülhamid dönemi padişaha oğlunu tavsiye eder, devlette iş için.

Bir mektup yazar…

Devletlüm der, benim mahdumum Paris’te öğrenim gördü, İngiltere’de bilmem ne yaptı…

Nice lisanı vardır.

Şöyle böyle…

Alttan girer üstten çıkar münasip mıntıkayı da kendi söyler: Hariciyede der, padişaha mahdumum pek işe yarar.

‘Ah vah bizim gençliğimizde…’ diye de ekler ukalaca: Nerede böyle tahsil Avrupa’da dil öğrenme ve sair…

Tüm hareket ve ilişkileri 24 saat takip ve kayıt altındaki Sadrazama Abdülhamid kızar

Oğluna çekmeye çalıştığı kıyak için!

Cevap verir: İyi de, der paşam mahdumunuzun ecnebi lisanı işini anladık da sizin, der nice vakit Türkçe öğrenmenize mâni olan ne idi?

**

Diyeceğim Türkiye’de Türk milliyetçiğinin siyasal kurucusu Alparslan Türkeş de Kıbrıslı Türk…

Son Türk devletini kuran Rauf Raif Denktaş da…

Evet evet, eski neslinden merhumlarıben İngiliz’im yahu” diye gezse de Ersin Tatar da Türk…

Boris de Osmanlı ama!

İstanbul Başkonsolosu Kenan ve fakat yüzde yüz Britanyalı!

Adı geçenlerin bir kısmı “gerçek olan her şey maddidir, gerisini son tahlilde geçiniz… diyen ve dünya felsefe tarihine Stoacılığın kurucusu olarak imzalayan “Kıbrıslı Zenon”un soyundan olmasın?

İşte tüm bunları “yaşamış en muktedir Kıbrıslı Türk” Sadrazam Mehmed Kamil Paşa bilir…

(Kıbrıslılığını daima itina ile gizleyen ünlü tiyatro ve sinema sanatçısı merhum Zeki Alasya'nın annesi Seniha Alasya, Sadrazamın yeğenidir)

Allah, ölülere rahmet eyleyendir… 

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.