Suni krizlerde neyi gizliyorlar?

Yayın Tarihi: 29/03/22 09:00
okuma süresi: 5 dak.
A- A A+

“Bazı birlikler ilerlerken, bazıları geri çekiliyorsa bu bir tuzaktır”

Savaş Sanatı, Sun Tzu

1995’te KKTC’de elektrik kesintileri aslında bitmişti.

Arada sadece kısa bir hikâye yaşandı…

Şimdi neredeyse 30 yıl sonra tekrar elektrik kesintileri ile karşılaşmak, çok ciddi bir geri gidiş mesela KKTC’de...

Kimse bu kısmını konuşmuyor…

Bakışlar dar.

O kadar sarpa sarmış ki herşey…

İhtiyaç duyulan yüksek saatlerde, elektriğin yarısını, şimdilerde “iki devlet” yolunda Güney Kıbrıs’tan alıyoruz.

**

Yerim dar ve hem vakit de yok.

Kitabın ve gerçek durumun orta yerinden yazalım…

**

Türkiye-KKTC ilişkileri düzlemi, yaşanan krizleri ile nasıl olabiliyorsa; ama her seferinde ve şaşmaz bir şekilde her konuda “İşlerin içinden çıkılmaz hale geldiği” bir noktaya geliyor.

Farkında mısınız?

Tabi bu soruyu, meraklısına ama en çok da iyi gözlemleyen, bu konuları dert edebilenlere soruyoruz…

Bu tuhaf bir şey…

Yani neden ant içmiş gibi “KKTC’DE HER ŞEYİ YERLE BİR ETME, YIKMA” ajandası güdülüyor?

Sakın zannetmeyin; bir hikmet var diye düşünmeyin ki yeni bir şey inşa etmek için bunlar...

Bütün meselelerde yeni bir düzen tesisi için “tetiklenmiyor” tüm yaşananlar…

Sadece ama sadece “her şeyi yıkmak” için…!

Bunun için de ara krizler gerekiyor tabi…

Kabine krizi olmasa başka bir kriz…

Fark etmez.  

Hangi konu kriz yaratmaya, onun nabzını yükseltmeye müsaitse rahatlıkla yaratılabiliyor.

Bu kimin ajandası?

Meraklısına söyleyelim: Bu kim Türkiye’yi “Türkiye’de hapsetmek” istiyorsa Onun da Kıbrıs ajandası…

Bu semiyotik bir ilişkinin izdüşümü…

Bu Kıbrıs’a mahsus da değil üstelik…

**

İşler içinden çıkılmaz hale gelince ne olur?

Kimse o işi üstlenmek ve yanaşmak istemez tabi ki…

Kimse de bu işi ben düzeltirim, diyemiyor.

Kimse düzlemin ne denli bozulmuş olduğunu bilmiyor zaten…

Mesela tamamen bu nedenle ve bu konsept çerçevesinde Cumhurbaşkanlığı seçimi için KKTC’de bir “ikinci kurtuluş hikayesi”; ‘yeni 1974 hali’ yaratıldı…

Mustafa Akıncı seçilmesin, bu seçilsin…

KKTC elden gider, gitti gidiyor, deniyordu.

Ama şimdi iki senede Ersin Tatar’a Akıncı muamelesi yapılıyor.

“Seçtirilen” adamın “yüzüne” bakılmıyor!

UBP’de kurultay da böyle idi.

Aslında tek bir favori vardı ama krizi tetiklemek için bu “söylenmedi”, yani "ilan" edilmedi ve “gelecek olan” beklendi.

O da gelince işte al sana bir güzel kriz daha…

Tepe tepe döndür, çevir.

Türkçesi; aslında Taçoy destekleniyordu ama “ifade” atmediler.

Sucuoğlu’nu beklediler…

Ki oradan bir kriz çıksın…

KKTC’de savrulma şaşmasın, şaşırtmasın.

**

Daha net ifade etmek icap ederse;

Sürekli vaatte bulunuluyor.

Tatar’ı seçerseniz, şu destekleri veririz…

Tacoy’u seçerseniz şöyle olur.

Ertuğruloğlu bakan olursa sizi ihya ederiz…

Ama bu vaatlerin hiç biri gerçekleşmiyor…

Çünkü masada hep “üretilmiş” suni krizler var.

Sıra, verilip de tutulmayan sözlere gelmiyor….

**

Kaos, rant ve gayri hukukilik.

KKTC’de adı konmamış bir OHAL var…

Ama “valisi” belli değil!

KKTC’yi 90’LARIN GÜNEY DOĞU’SUNA ÇEVİRMEK İSTEYENLER OLDUĞU GERÇEK BİR “BİLGİ”DİR.

90’larda Güney Doğu’yu “seferberlik” haline getirdiler…

Kıbrıs’a da bu yapılmak isteniyor.

Uyuşturucunun, yolsuzluğun haddi hesabı yoktu orda da söz gelimi…

Bu durum ve konsept, BU COĞRAFYADA YETİŞEN VE BURAYA AİT İNSANLARIN ORGANİZASYONLARINA AİT BİR AKIL DEĞİL…

Bu çalışma yönteminin kökü başka.

Statüko dediğimiz şey, kişisel rant ve menfaatleri de sigortalayan bir şeydir; bunu da hatırlatalım.

Artık zaten yatırımcılar da KKTC’de sadece siyasilerle fotoğraf çekilip ayrılıyor.

Eskiden Ticaret Odası’na da giderlerdi, ekonomik örgütleri yoklarlardı…

**

Bir şey isteyip almak ve bunun karşılığında bir şey vermek değil, konu…

Mesela özelleştirme yapılıyordu.

Özelleştirme yapılırsa para vereceğiz, diyordu Türkiye…

Ve veriliyordu…

Reform destekleme ödeneği…

Bunun bir ilkesi kalmadı, ilkeler yerle bir edildi.

Kim etti?

Nasıl razı gelindi?

Eylem planı yapılmadı, meselesi...

2018’e kadar yapılan eylemlerin karşılığında bir para, bir ödül vardı.

Eylem karşılığı bir havuç!

Şimdi yap deniyor, ama havucu da yok!

Sağ’dan ya da Sol’dan; ağzımızla kuş da tutsak fark etmeyecek gibi…  

KKTC hükümetleri adeta “kapıya” bağlanmış halde; Ne içeri girmesine, ne de dışarı çıkmasına izin verilmiyor…

Mesela Ercan Havalimanı yakında el değiştirecek, biliyor musunuz?

**

Velhasıl "Her şeyi yıkacağız" ama şunu yapacağız, yok.

Var mı?

Yalan görünüşlü bir gerçek karşısında insan çenesini tutmalı tabi elinden geldiğince…

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Levent Kutay
Levent KUTAY'dan
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.