Bir anket ve olmayacak dualar...

loading
1 Ekim, Perşembe
£

9.98

9.05

$

7.71

AKLIMA TAKILANLAR

Ulaş BARIŞ
ulasbaris1973@gmail.com
Ulaş BARIŞ
A- A A+

Bir anket ve olmayacak dualar...

Güneyde dün yayımlanan bir anket, Kıbrıs sorununun çözümü konusunda hangi çözüm modellerinin hayal, hangisinin ise gerçekçi olduğunu bir kez daha ortaya koyması açısından dikkat çekiyor.

Bu anket, bizdeki para karşılığı yapılan anketler gibi bir anket değil.

AB'nin 30 ülkede düzenli olarak yaptığı, son derece ciddi ve güvenilir Avrupa Sosyal Araştırmalar Anketi (ESS), toplumların genel trendlerini ortaya çıkarırken, çeşitli sorunlar ve çözümleri için de ciddi veri sağlıyor.

Ekim 2018-Nisan 2019 ayları arasında 800 denekle yapılan ankette de, Kıbrıslı Rumlara 'Kıbrıs sorununun çözümü' üzerine sorular yöneltilmiş. Çıkan sonuçlar ise çarpıcı.

Buna göre Rumların iki bölgeli iki toplumlu federal çözüme gösterdikleri destek yüzde 27 oranında çıkarken, yüzde 38.1'i ise, bu çözüme karşı olmadığını beyan etmiş. Yüzde 35'lik bir kısım ise federal çözüme karşı.

2004 Annan Planı referandum sonuçlarına baktığımız zaman, federal çözüme hayır diyenlerin oranının yüzde 76'dan, yüzde 35'e gerilemesi çok dikkat çekicidir. Ve yine, karşı olmayan kişilerin oylarını da dağıtsak, neredeyse yüzde 50'ye yakın bir oranda federal çözüm destekçisi olduğunu görmek sevindiricidir.

Bu bağlamda, adanın, Annan Planı referandumu sonrası devam etmek zorunda kalan statükosuna karşı oranların oranı ise yüzde 50.8 olarak duruyor. Plana hayır demenin bir başka pişmanlık nişanesi gibi duran bu oran, aradan geçen 15 yıllık sürede, Kıbrıslı Rum toplumunun nasıl bir değişim içinde olduğunun göstergesi olarak altı çizilmesi gereken bir husustur.

Öyle ki, şu anki statükodan memnun olan Rumların oranı sadece yüzde 18 olarak ankete yansımış durumda.

Ancak anketin en çarpıcı sonucu, Rumların iki devletli çözüme karşı gösterdiği karşı çıkış olarak dikkat çekiyor.

Son dönemlerde, kuzeydeki statükonun kadim bekçileri ile yeni tip statükocuların oluşturduğu koalisyon hükümetinin protokolüne de yazıldığı şekliyle 'AB çatısı altında iki devletli çözüm' türü bir çözüme Rumların yüzde 72.4'lük ezici bir kısmı karşı durmaktadır. Öte yandan bu çözüm modeline destek veren Rumların oranı ise sadece yüzde 13.9 oranındadır.

"Federasyon öldü" diyerek halka yalan söyleyen ve yeni, yaratıcı formül olarak ortaya eski yemekleri tekrar ısıtıp sunan statükocu cephemiz elbette Rumların böylesi bir çözüme karşı çıkacaklarının fakındadırlar.

Çünkü onlar, "biz her şeyi önerdik, yaptık ama onlar çözüme yanaşmadı" diyerek, yıllardır masada federasyon görüşür gibi yapıp iki devletli çözümü savundular. Aynı yemeği tekrar tekrar masaya koymaktan kastım tam da budur.

Şimdi geldikleri noktada, federal çözüm ihtimalinin bu kadar ete kemiğe bürünmesinden son derece rahatsız oldukları için, artık masaya federasyon için oturmaktan bile imtina etmeye çalışmaktadırlar.

Amaç, tüm anketlerden belli olacağı üzere, Kıbrıslı Rumların hiçbir zaman yanaşamayacağı bir çözüm yolu içine girerek, çözümsüzlüğün daha uzun yıllar ada üzerinde egemen olmasını sağlamaktan başka bir şey değildir.

Berlin zirvesine 2 haftadan az bir zaman kala daha da artan bir şekilde federal çözüm taraflarını ve haliyle Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı'yı hedefe almalarının sebebi elbette budur.

Hoş bu konuda yalnız da değildirler.

Zira adanın güneyinde, aynen kuzeyindeki egemen çevreler gibi çöreklenen statükocu cephe, işte geçtiğimiz hafta sonu olduğu gibi zirve öncesi 'umutsuzluk' pompalamaya başlamışlardır.

Öyle ki, hafta sonu çıkan ve Rum hükümetine yakın bir kaynağa dayandırılan haberde, Berlin zirvesinin ardından, gayrı resmi bir beşli görüşmenin yapılmayacağı, çünkü bunu Türkiye'nin istemediği iddia edilmektedir.

Haberde bu husus çarpıcı bir biçimde "beşli zirve olmayacak, çünkü Türkiye gelmeyecek" ifadeleri ile verilmektedir.

Ancak bu konudaki son resmi açıklama, bizzat Türkiye Dışişleri Bakanı tarafından yapılmış ve o da "biz beşli görüşme talebimizi BM'ye ilettik" demiştir.

Hatta Anadolu Ajansına (28 Eylül 2019) konuşan Bakan Mevlüt Çavuşoğlu, "Laf olsun diye müzekere dönemi bitmiştir. Önce 5+1 toplantısı yapacağız. Gayrı resmi görüşme yapıp karara bağlayacağız. Ondan önce BM+2 ülke toplantısı önerildi, biz de olabilir dedik" şeklinde ifadeler kullanmıştır.

Hal böyle iken, son resmi açıklama bu iken, kalkıp da kaynağı belirsiz haberlere inanmak ne kadar doğru olur?

Çok belli bir şekilde, Rum tarafında yapılan bu algı operasyonu, Mustafa Akıncı'nın son dönemde yaşananlara istinaden sergilediği tavır sonucu, özellikle güneyde artan popülaritesinin önüne geçmek amacı taşımaktadır.

Amaç, "Akıncı, Türkiye'nin kuklasıdır" şeklindeki kadim karalama yöntemine devam etmektir.

Sanırım 25 Kasım Berlin zirvesine kadar bu türden haberleri Rum basınında sık sık göreceğiz.

Dolayısıyla bunlara çok da kulak asmadan, önce Özel Temsilci Jane Holl Lute'un bu hafta yapacağı ziyaret, ardından da Berlin'e bağlanmış umutlarımızı canlı tutmaya devam edeceğiz.

Başka şansımız da yok zaten...

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.