Bir cevabın analizi...

loading
5 Ağustos, Çarşamba
£

9.13

8.24

$

6.97

AKLIMA TAKILANLAR

Ulaş BARIŞ
ulasbaris1973@gmail.com
Ulaş BARIŞ
A- A A+

Bir cevabın analizi...

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, dün uzunca bir açıklama yaparak, hem Berlin zirvesi hakkındaki düşüncelerini dile getirdi hem de son günlerde sağdan-soldan artarak devam eden karalama operasyonlarına cevap verdi.

Akıncı, açıklamasında, ilk olarak Başbakan Ersin Tatar'ın çelişik ifadelerini işaret ederek “Kıbrıs Türk halkını temsil etmediğimi söyleyen Başbakan, şimdi ise Kıbrıs Türk halkını temsil ettiğimi ve sözlerime dikkat etmem gerektiğini söylüyor. Elbette herkesin ağzından çıkacak olanları önceden ölçüp tartması gereklidir. Hayatım boyunca önce konuşup sonra düşünenlerden olmadım. Ya da sufle alarak konuşma ihtiyacı hissetmedim" diye konuştu.

Gerçekten de Kıbrıs Türk siyasi tarihinin en renkli ama en tutarsız Başbakanı olma özelliğini şu kısacık sürede açık ara ele geçiren Sayın Tatar'ın çelişkili açıklamalarına artık alıştık.

Bu yüzden de bu alışkanlığımıza bir süre daha mecburen devam etmek durumunda kalacağız.

Buna örnek vermem gerekirse, önce Maraş'ı hemen açıp Las Vegas yapacağını, sonra 10 yılda ancak açacağını, şimdi de 2020 sonuna kadar açacağını söyleyen Başbakanın bahse konu durumu işte kurduğum bu uzun cümledeki ifadelerdeki gibidir.

Dolayısıyla bu tutarsız durumun gayet farkında olan Cumhurbaşkanının biraz da bıyık altı gülerek yazdığına emin olduğum açıklamasındaki "Başbakan" kısmı dışında cevap verdiği 'ağır gradolu' bir başka siyasetçimiz daha vardır.

Kıbrıs Türk halkının, Türkiye ile ilişkileri noktasında tarihe mal olmuş talihsiz "Türkiye, (müzakere masasına) otur deyince otururum, kalk deyince kalkarım" şeklindeki biatçı anlayışın ada siyasetine iyice sirayet etmesine sebep olan Mehmet Ali Talat da, Cumhurbaşkanı Akıncı'nın verdiği cevaptan nasibini almış.

Sayın Talat'ın, geçmişte Kıbrıs çözüm müzakerelerine yaptığı büyük katkıyı göz ardı edecek değilim. Rahmetli Hristofiyas ile yaptığı uzun görüşmelerden belki bir sonuç çıkmadı ama ikilinin ulaştığı fikir birliktelikleri bugün hâlâ daha müzakereler için önemli bir zemin oluşturuyor.

Ancak Sayın Talat, yaptığı o unutulmaz katkılarla anılacağına, son günlerde, tam da bizim jurnalci, tipik sağ cenah popülizmin muhteviyatı olan 'Türkiye'ye şikayet' minvalinde açıklamalar yapmakla kalmıyor, bu açıklamalar yanlıştır diyen kendi taraftarlarının ısrarına rağmen yanlışta inat ediyor, aynı şekilde açıklamalarını sürdürüyor.

Bunun üzerine Mustafa Akıncı da dünkü açıklamasında, 'Bunlar artık cevapsız kalamaz' deyip "Öte yandan son zamanlarda İkinci Cumhurbaşkanı Sayın Mehmet Ali Talat’ın, düzenli olarak şahsıma yönelik gerçekleri çarpıtarak bazı suçlamalar yönelttiği ve bu şekilde gündem yaratmaya gayret ettiği dikkat çekiyor" şeklinde ifadelerle mevzuya dalıveriyor.

Cumhurbaşkanı açıklamasının ilgili kısımda devamla, yapılan tüm müzakerelerin Türkiye ile istişare edildiğine parmak basarken, gerektiğinde de inisiyatif aldığını söylemekten çekinmiyor. Yani kısaca "birileri" otur dediğinde oturmadığını, kalk deyince de kalkmadığını anlatıyor. Ve bunları Kıbrıs Türk halkından aldığı yetki ile yaptığını da ifade ediyor.

Sonra da "Bunca gelişmeden sonra Kıbrıs sorununun halen niçin çözülemediğini anlamak için derin analizlere gerek yoktur. Buna karşın 'Akıncı’nın Türkiye ile olan ilişkileri Kıbrıs’ta çözümü imkansızlaştırıyor' demek, hem gerçeklerden hem ciddiyetten uzak bir tavırdır" diye de ekliyor.

Aynen katılıyorum.

Ama bence Cumhurbaşkanının açıklamasının özünü şu ifadeleri oluşturuyor: "Ben Kıbrıs Türk halkının ne istediğini; Kıbrıs Türk halkı ise benim ne için çalıştığımı, nerede nasıl konuştuğumu iyi biliyor. Kendi kafalarındakini başkalarına empoze ederek, sürekli ayar verme telaşıyla hareket edenlere tavsiyem, yüzlerini halka dönmeleri ve toplum iradesine saygı göstermeleridir."

Evet, Kıbrıs Türk halkı siyasi eşitliğe dayalı bir federasyon istiyor.

Kıbrıs Türk halkı iradesine saygı gösterilmesini istiyor.

Kıbrıs Türk halkı, çözüm, barış, istikrar ve huzur istiyor.

Bunu anlamayan sağlı-sollu statükocuların, bugüne kadar olduğu gibi, bu halka zerre kadar yararları olmayacağı açıktır.

Onun için, Diyojen'in, Büyük İskender'e verdiği tarihe mal olmuş cevap gibi, "İyisi mi siz gölge etmeyi bırakın, başka ihsan istemeyiz…"

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.