"İnşallah sen gülen..."

loading
5 Ağustos, Çarşamba
£

9.13

8.24

$

6.97

AKLIMA TAKILANLAR

Ulaş BARIŞ
ulasbaris1973@gmail.com
Ulaş BARIŞ
A- A A+

"İnşallah sen gülen..."

Berlin'de Adlon Kempinski Otel'de bu akşam Kıbrıs saatiyle 20.30'da başlaması planlan kritik liderlerler yemeği öncesi diplomatik hareketlilik artarken, hem Türk hem de Rum heyetin kaldığı otelde gündem dışı kısa sohbetler de yaşanıyor.

Misal, liderler sabah kahvaltıda karşılaşıp ayak üstü sohbet ederken, heyetin diğer üyeleri de sık sık otel içindeki çeşitli mekanlarda kısa sohbetler ve istişareler yapıyor.

Bunlardan bir tanesinden ben de nasibimi aldım.

Akşamüstü saatlerinde sevgili dostum Levent Kutay'ın programına canlı bağlantı yapacağım sırada, yanımda beliren Cumhurbaşkanının güleç yüzünü görünce haliyle ayağa kalktım.

Başkan "tanıdık bir sima görmek güzel" dedi, tokalaştık.

Ben lafa girip, 'durum nedir başkan?' diye sormadan, o söze girdi ve "bu akşamın sonunda inşallah sen gülersin" deyiverdi.

"İnşallah başkan" dedim.

Sonra sanki de yayınına katılacağımı bilirmiş gibi "Ne oldu, Levent Kutay'la atışıyorsunuz gene?" diye gülerek sorunca da, "Levent heyecan yapıyor" minvalinde gülerek cevap verdim

Başkan ayrılırken bir kez daha dönüp bana "inşallah sen gülen" deyince de ben bu kez "amin" diye yanıtladım.

Tabii ki ben de başkan da muhtemelen bu işlerin 'dua' ile olmayacağını biliyoruz.

Gerçekten de öyle.

Çünkü çözüm için gereken şey, en baştan liderlerin göstereceği iradenin yanı sıra, diğer ilgili tarafların da göstereceği iyi niyettir.

Öyle görülüyor ki, daha önce görülmemiş bir şekilde aynı otelde kalan iki lider, bunun getirdiği olumlu karşılaşmalarla birlikte daha bir samimi havaya sahipler. Cumhurbaşkanını da iyi ve moralli gördüğümü sözlerime ekleyeyim.

Bu iyi niyet ve morale her iki tarafın liderlerinin yanı sıra, Genel Sekreter Guterres'in de olumlu katkısı gerekmektedir.

Bu yüzden de bu akşamki yemeğin sonuna geldiğimizde, sanırım artık gerçeklerle yüzleşme vaktimiz de gelecek.

Zira 2017'nin 7 Temmuz sabaha karşı vakitlerinden itibaren başlayan 'reflection period' yani 'değerlendirme süresi' bu akşamki yemekle birlikte son bulacak.

Artık değerlendirecek bir şey kalmadı. Zaman karar verme zamandır.

İşte o noktada, iki şey olabilir gibime geliyor.

Ya federal çözümün 50 yıllık fantazi olduğu ortaya çıkacak ya da tam aksi bir şekilde, Taksim projelerinin birer fantazi olduğu ortaya çıkacak.

Post-Crans Montana sürecinde bir sürü modeli konuştuk.

Federal çözüm yönünde oldukça yaratıcı bir desentralize modelini de konuştuk mesela, gevşek federasyonu konuştuk...

Federasyon karşıtı cephenin, AB çatısı altında iki devletli çözüm modelini de konuştuk.

Artık konuşma bitti, karar anı geldi...

Şimdi hepimiz gerçeklerle yüzleşeceğiz…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.