Olmayan raydaki küçük kara tren...

loading
4 Temmuz, Cumartesi
£

8.57

7.72

$

6.86

AKLIMA TAKILANLAR

Ulaş BARIŞ
ulasbaris1973@gmail.com
Ulaş BARIŞ
A- A A+

Olmayan raydaki küçük kara tren...

Berlin zirvesi ile birlikte, tüm dünyanın bir kez daha teyit ettiği federasyon çözümü bazılarını çok üzmüş.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı'nın zirve sonrası yaptığı "Raydan çıkan süreci tekrar rayına koyduk" açıklaması üzerinden döndürülen muhabbet, yaratıcılıktan uzak ve aslında esas meseleyi gizlemeye yönelik bir refleks olarak göze çarpıyor.

Nedir o esas mesele peki?

Esas mesele bu arkadaşlarımızın yeni ve yapıcı formül olarak ortaya koydukları, zihnen 50 yıllık, teknik ve pratik olarak 36 yaşındaki ayrılıkçı tezlerinin bir kez daha kabul görmediği gerçeğidir.

Bu yüzden de son makaleme konu ettiğim üzere, bugünden sonra, Nisan 2020 seçimleri ve sonrası da dahil olmak üzere, Kıbrıs Türk halkını müzakere masasında temsil edecek olan kişi her kim olursa olsun ancak federal çözüm tahtında masaya oturabilir.

Bunu ben demiyorum, bilakis, BM ve hür dünyanın büyük çoğunluğu söylüyor.

Bu bağlamda, haliyle, 2020 seçimi sonrası da, eğer BM ve hür dünya, yeni bir duruma evet demezse, masadaki çözüm modeli federasyondan başka bir şey değildir.

Çünkü 2017 Crans Montana zirvesinden sonra ortaya çıkan değerlendirme dönemi (reflection period), Berlin zirvesi ile birlikte sona ermiş ve BM ile taraflar, federasyona bağlılıklarını teyit etmiştir.

İşte "Raydan çıkan treni, tekrardan raya oturtmak" bu durumun ifadesidir.

Bu yüzden de, Kıbrıs Türk halkının toplum liderliğine soyunan ya da müzakerecisi olamaya aday siyasilerin elindeki temel muhteviyat budur.

Dolayısıyla, 'federasyon öldü, cenazesini kaldıran yok' diyenlerin yapabileceği tek şey, propaganda döneminde bunu halka anlatmaları ve o cenazeyi nasıl kaldırtacaklarını söylemektir.

Ama ben bu rutin cenaze merasiminden önce, daha gündelik bir soru sorarak devam edeyim.

Bu arkadaşlarımız, kendi projeleri olan, iki devletli çözüm ya da AB sosuna batırılmış iki devletli çözüm formülündeki devletlerden biri olan KKTC'yi nasıl rayına oturtacaklarını bize anlatmak zorundadırlar.

Kurulduğu günden beri, hiçbir ray üzerinde yol almayı başaramayan KKTC'nin, nasıl olacak da kendine nezih bir ray bulacak ayrı bir muammadır.

Aslında ray yok ama kimin umurunda?

Kurulduğu tarihi baz alacak olursak, 36 yılda 30'dan fazla hükümet gören, siyasi istikrarsızlığın kaderden öte, kurulu bir düzen haline geldiği bu küçük coğrafyadaki bedbaht kader nasıl değişecek?

Sağlık, eğitim, çevre, güvenlik, trafik gibi konularda tamamen çökmüş olan, bütçe açığı 600 milyon TL olan, sadece bu yıl 350 milyon TL borç faizi ödemesi olan bu devletin hangi şartlarda yaşatılacağı bizlere bir anlatılsa da anlasak diyorum…

Bunu anlatırken, 20 milyar, yani 8.8 milyar TL olan KKTC bütçesinin 2.5 katı olan dış-iç borçların nasıl ödeneceği de anlatılsın.

Bu borcun ödemesi olan faiz miktarının bütçedeki sağlık ve eğitim bütçelerinden sonraki en büyük kalem olduğu gerçeğini anlatacak iyi bir 'çalışırız, yaparızcı' siyasetçi yok mu sahi?

Turizm sektörü lokomotiftir diye yeri göğü inletirken, bütçenin sadece yüzde 0.86'sını alan Turizm ve Çevre Bakanlığı bu lokomotifi nasıl yürütecektir, 'hade, hade' diye panayır panayır gezip selfie atan vekil arkadaşlarımız bir zahmet anlatsın.

Bakınız, turizmin yanında bir de çevre işi var, o kısım da yüzde 0.86'nın içinde, süpürgeciler bu konuyla da bir ilgilensin diyorum…

Yani arkadaşlar, Başbakanı Londra-Big Ben'den foto atacağını söyleyip, "Aha ben temizim, Cumhurbaşkanlığına aday olabilirim" gailesi içinde olan bir devletten herhangi bir köy ya da kasaba olabilir mi Allah aşkına?

Öte yandan, madem konu açıldı, bir arsa için hükümet bozan buz kaymak parti HP, ortağının hakkında çıkartılmış 2015 tarihli bir tutuklama kararı olmasına ne diyecek? Dün dündür, bugün bugündür?

Dahası, kendini aklamak için önce Strasbourg, ardından da Londra'ya 'resmi' ziyaretlerde bulunan başbakanımızın bu gezi masraflarını kim, hangi şekilde karşılıyor?

Devlet mi?

Öyleyse, hayırdır, beraber mi kazanıyoruz da, işimiz gücümüz kalmadı, şahsi meselelerin temize çekilmesinin faturasını da biz ödemeye başladık?

Velhasıl kelam, tam bir trajedi, tam bir komedya…

İşte tam da bunun için, sonunda kadar federasyon, sonuna kadar çözüm diyoruz…

Olmayan rayda gidermiş gibi yapan küçük kara trenden bize hiç ama hiç umut yok çünkü…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.