Bırakın bunları artık…

loading
9 Temmuz, Perşembe
£

8.66

7.75

$

6.86

AKLIMA TAKILANLAR

Ulaş BARIŞ
ulasbaris1973@gmail.com
Ulaş BARIŞ
A- A A+

Bırakın bunları artık…

Gökten boşanırcasına yağan bir yağmur ve onun yarattığı kaos...

Aslına bakarsanız, bu kadar şiddetle yağan bir yağmura dayanacak bir alt yapı belki dünyada bile yok denecek kadar azdır.

Pek tabii o türden bir alt yapısı olmayan KKTC'yi, böylesi bir yağmurun içine koyarsanız, ortaya daha da vahim manzaralar çıkması kaçınılmazdır.

Çözümü olmayan, bu uzaktan kumandalı sistem altında devam ettiğimiz sürece de hiçbir şekilde olmayacak olan o manzaraların yarattığı çaresizlik artık zihnimize bir bıçak gibi saplanmış orada durmaktadır.

Ancak dün, kaderin bir cilvesi olarak gerçekleşen garip bir tesadüf, içinde bulunduğumuz saçma sapan duruma bir başka trajik komik örnek olması açısından üzerine makale yazmaya değerdi diye düşünüyorum.

Günlerdir duyurulan, sosyal medya üzerinde örgütlenen gençlerin öncülüğünde oluşturulan ve katılımcı sayısı kısa sürede 30 bine ulaşan bir eylem, eylemin yapılma sebebine takıldı.

Yani dün ada genelinde ortaya çıkan  bilindik manzaralar, KKTC'nin yol problemine tepki amacıyla yapılması planlanan söz konusu eylemin de ertelenmesine sebep oldu.

Yapılan açıklamada, yağmurun dert olmadığı ancak yağmur sebebiyle 'andek göndek' olan yollardan gelecek olan eylemcilerin 'can güvenliği tehlikeye atılmasın' diye ertelendi denildi.

Yani kısacası, "yol yok" eylemi, yine "yol yok" diye yapılamadı…

Siz hayatınızda böyle çarpıcı bir ironi gördünüz mü?

Göremezsiniz…

Peki siz yakın ya da uzak tarihte böyle bir "devlet" gördünüz mü?

Onu da göremezsiniz.

Ama daha kritik sorular sorabiliriz.

Mesela, siz hiç yolu başka bir devlet tarafından yapılan, ihaleleri başka devletin başkentinde açılan ve haliyle oluşan haksız rekabet ile herhangi bir yerli şirketi yol yapamayan bir devlet gördünüz mü?

Görmediniz.

O ihaleyi alan, o yolu yapan o devletin şirketinin yarım bırakıp gittiği yolda ölen çocuklar gördünüz mü peki?

Sanmıyorum.

Sonra, o yarım bırakılan yolda meydana gelen o cinayet gibi kazanın araştırılması için kurulan komitenin, yine o yolu yapan sorumlu kişileri bulamadığını gördünüz mü peki?

Bunu da görmediniz, göremezsiniz de.

Okey, hadi bunları görmediniz, peki siz bir Başbakan Yardımcısının, bahse konu yollardan sorumlu bakanın maddi yetersizlik sebebiyle 'kendi cebinden ödeyip asfalt satın aldı' diye bir cümle kurduğunu gördünüz mü hiç?

Gördüyseniz dilimi ısıracağım çünkü görmediniz.

Ya siz hiç bir belediye başkanının, bakanlıktan "1 kamyon asfalta ihtiyacım var" diye istekte bulunduğunda, cevaben "asfaltımız yok" dediğini işittiniz mi?

Koskoca bir devletin bir kamyon asfaltı nasıl olmaz arkadaş?

Olmaz işte, olmaz.

Vallahi maraz ediyorum artık, üzülüyorum.

Bu düzenden bir cacık olmayacağını bildiğim halde samimiyetle düzeltmek için nafile uğraş içinde olanları görünce içime hüzün düşüyor.

Bir yandan devlet bütçesi diye, normal ülkeler gibi prosedürleri yerine getirip aylarca bütçe için çalışıyoruz, öte yandan bağlı olduğumuz üst yönetim para göndermiyor diye aynı bütçemizde delikler açılıyor.

O açılan deliklerden akan irademiz Akdeniz'in serin sularına karışıyor, yerine talimatlar geliyor...

Sonra o bütçenin genel gelirler kısmında toplanan paraları, yine genel bütçeye aktarıp, başka kalemlere aktarmaya ve günü kurtarmaya çalışıyoruz ama gene olmuyor.

Bu masal, bu kahredici kısır döngü yıllardır devam ediyor, sonra birden bire olayların farkına varıp yine eylem yapalım filan diyoruz.

Arkadaşlar, gerçekten yeter artık.

Dünkü eylemi yapsak ne olacaktı? Hiçbir şey.

Onun için bu devlete normal bir devlet muamelesi yapmayı bırakmalısınız.

Bunu yapacağımıza, bu sistemin kökten değişmesi için, sorunlarımızın kökten çözümü için gerekli güçlü bir başlangıç zemini için uğraşalım…

Talimatla değil, kendi irademizle, kendi ayaklarımız üzerinde durmak için uğraşalım…

Tüm bunların yolunun geçtiği Kıbrıs sorununun çözümü için uğraşalım…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.