Şu 'iş birliği' meselesi...

loading
28 Eylül, Pazartesi
£

10.01

9.10

$

7.80

AKLIMA TAKILANLAR

Ulaş BARIŞ
ulasbaris1973@gmail.com
Ulaş BARIŞ
A- A A+

Şu 'iş birliği' meselesi...

26 Nisan 2020 günü ilk turu yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı seçiminin propaganda dönemine damga vuracak söylemlerden birisi de sanırım 'iş birliği' olacak.

Dün aniden açıklanan seçim tarihi ile birlikte artık iyice kızışmaya başlayan seçim yarışında şu ana kadar ortaya çıkan adayların söylemlerine bakılırsa bu 'iş birliği' kelimesi sık sık kullanacak gibi durmaktadır.

Aslına bakarsanız, teorik olarak, Kıbrıs sorununun muhteviyatında yer alan Güven Yaratıcı Önlemler, çözüme ulaşmadan tarafların birbiri ile 'iş birliği' yapmasını öngörmektedir.

Bu bağlamda, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı'nın geçen yaz Rumlara yaptığı 'ortak gaz komitesi' teklifi meselesi de bir iş birliğidir.

Yine bütünlüklü çözüme alternatif olarak sık sık gündeme getirilen 'parça parça çözüm' de, iş birliği demekten başka bir şey değildir.

Ancak…Bu işin içinde bir bit yeniği vardır...

Bir kere, en son söyleyeceğimi, evveli baştan söylemem gerekirse, bu söylemi Kıbrıs Türk siyasetine sokan kişi Kudret Özersay'dır. Kendisini en çok eleştirenlerden birisi olarak bu konuda hakkını vereceğim.

Özersay, bu söylemini, her ne kadar parti programında yazdığı şekliyle 'kategorik olarak hiçbir çözüme karşı değiliz' üzerinden dillendirse de, bunu aslında federasyona alternatif, 'iki devletin iş birliği' şeklinde piyasa sürdüğünü iddia etmek hiç de yanlış olmaz.

Bu bağlamda, Kudret Hoca'nın, bana göre yaratıcı fikirlerinden birisi olan bu söylem, belli ki başka çevrelerin de dikkatini çekmiş gibi durmaktadır.

Bir kez daha altını çizerek yazmam gerekirse, Kudret Hoca'nın iş birliği anlayışı, federal bir iş birliği anlayışını değil, iki ayrı devlet iş birliği anlayışını 'arzulamaktadır.'

Bahse konu söylem, belli ki, ortağı ve eski statükocu UBP'nin de hoşuna gitmiş olsa gerek, Ersin Bey'in seçim manifestosunda kendine yer bulmuştur.

Bulmuştur ama, sanırım ortağı HP, buna tepkilidir.

Nitekim, HP'nin en ileri gelenleri,  sosyal medyaya aleni şekilde, "Biraz yaratıcı olun, bunları UBP'nin tezleri gibi anlatmaktan vazgeçin" diye yazmakta, söylemi sahiplenmektedir.

Olacak iş mi diyeceksiniz ama olacak iş işte, çünkü aleni yazılıyor.

Dolayısı ile sağ kanattaki partiler çok daha ortaya hitap eden, çok daha az hamaset içeren ve uzaktan baktığınızda sevimli görülen bu sözcüğe sarılmış durumdadırlar.

Ancak bu sözcüğe sarılanlar sadece hükümetin ortakları değildir. Bu durumda ilerleyen günlerde bu 'miras' kavgası büyüyecek gibi durmaktadır zira gördüğüm kadarıyla, CTP'nin adayı Tufan Hoca'da bu noktada, 'parça parça çözüm' diyerek, aslında GYÖ'lere, yani iş birliğine parmak basmaktadır.

Misal, Hoca Ekim 2019'da Güzelyurt'ta yaptığı bir kurultay hazırlığı konuşmasında, “Maraş'ın açılması bir GYÖ olabilir” derken, bunu 'çözüme giden yolda, çözüm olmuyorsa oturup beklemeyeceğiz' noktasına bağlamaktadır.

Cumhurbaşkanı adaylığı ile birlikte gündeme getirdiği 3 ayaklı stratejide de bunu görmekteyiz. Daha dün yaptığı bir bölge ziyaretinde, bölge okulların durumuna parmak basmakta, toplumsal seferberlikten bahsetmekte, konuyu Kıbrıs sorunundan uzaklaştırmaktadır.

Halbuki, CTP gibi çözümün lokomotifi olan bir partinin adayının, 'bütünlüklü çözüm' ve 'federasyon' dediğinde, ortalığı sarsması gerekir diye düşünmekteyim. 

Dolayısı ile federasyon yerine 'iş birliği', 'GYÖ' vurgusu, 'parça parça çözüm' ve 'oturup bekleyemeyiz' şeklinde döndürülen bu söylemler, federasyon kelimesinden nefret eden sağ kesimlerden oy devşirmeye yöneliktir.

Bir seçim stratejisi olarak buna belki saygı duyarım ama federasyonun varlık sebebi olduğu bir partinin başkanını bu gizli ajandadan dolayı eleştirmekten geri durmam.

Kısacası utangaç bir şekilde federasyon siyaseti güdülmesine karşıyım. Bunu, sevgili hocama 15 aylık başbakanlığı döneminde federasyon sözcüğünü kullanmaktan imtina ettiği yönündeki eleştirilerimi yaparken ve de haklıyken de söylemiştim. Yine aynı dönemde, “Rum tarafında geçmedim” diyen ben değildim, oydu. Haliyle, şimdilerde ağızlara pelesenk olan 'pro-aktif siyaseti' o günlerde hiç görmediğimizi unutmadığımı buraya not etmek isterim.

Lafın kısası, bir federalist olarak, federal çözümü savunanların bunu açık ve aleni şekilde yapması tarafındayım. Öyle seçim hesabı ile 'aman birileri gücenmesin' 'cepheleşme olmasın' üzerinden yapılan siyasete karnım toktur ve eleştirilerimi de yeri geldiğinde ortaya koyacağım.

Çünkü başımıza ne geldiyse bu ince koltuk hesapları yüzünden gelmiştir ve böyle giderse bundan ders alacağımız yoktur.

Federasyon, kendi felsefesi özünde iki ya da daha çok devletin ya da tarafın tek bir devlet ya da birlik durumuna gelmek için oluşturdukları siyasal birlik, devletler birliğidir.

İş birliği arıyorsanız, bunu savunun, ayrılıkçı tezlere hizmet eden iş birliklerini değil...

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.