Adım adım felakete gidiyoruz...

loading
30 Mayıs, Cumartesi
£

8.42

7.57

$

6.82

AKLIMA TAKILANLAR

Ulaş BARIŞ
ulasbaris1973@gmail.com
Ulaş BARIŞ
A- A A+

Adım adım felakete gidiyoruz...

Güney Kutbu, yani Antartika, Şubat ayı başında tarihinin en yüksek sıcaklığını kaydetmiş:18.3 derece!

Bundan önceki rekor, 2015 yılı başında 17.5 derece olarak kaydedilmiş. Ondan önceki rekor, inanmayacaksınız ama 1971 yılında 14.1 derece ile gerçekleşmiş.

Aradan geçen 50 yılda, rekor neredeyse 4 derece artmış bulunuyor. Ancak esas dikkat çeken şey, ilk rekorla ikinci rekor arasında 44 yıl bulunurken, 2. ve 3. rekorlar arasındaki sadece 5 yıl fark var…

İklim değişikliği denen şeyin, son yirmi yılın 18'ini tarihin en sıcak yılları olarak kayda geçmesinin ardından, iklimimiz geri döndürülmesi gittikçe zorlaşan ve son derece hızlı bir şekilde değişiyor.

Rakamlarla konuşacak olursa, dünya genelinde 2019 yılı yaz mevsimi tarihin en sıcak mevsimi olmuş. 2019 yılı Haziran ölçümler başladığından beri kaydedilen en sıcak ay olmuş! Yani tarihin en sıcak ayı!

Yine 2019 Eylül, Ekim ve Kasım ayları, o aylar bağlamında tarihin en sıcakları olmuş.

Yeni yılla birlikte rekorlar devam ediyor!

Ama daha kritik veriler de mevcut. Mesela, Aralık 2019'da,  Antartika'daki erime hızı tarihin en yüksek oranlarına ulaşmış.

Buna göre 14 milyon kilometrekarelik koca kıtanın buzlarının yüzde 15'i bir ay içinde ermiş!

Bunun sonucunda 2017'de kopmaya başlayan ve adına A-68 denen dünyanın en büyük buzdağı, geçen hafta ana kara ile tamamen ipleri koparmış, denize açılmasına ramak kalmış durumda.

BBC'nin haberine göre tam 6 bin kilometre karelik yüz ölçümü ile Kıbrıs adasının 3/2 büyüklüğünde olan buz kütlesinin, ilerleyen yıllarda özellikle Güney Atlantik bölgesinde gemicilik faaliyetleri açısında büyük tehlike yaratacağından korkuluyor. Bu noktada dünya gemicilik tarihinin en büyük kazası sayılan ve batacağına asla inanılmayan Titanik'in bir buzdağına çarparak battığını hatırlatmam lazım.

Öte yandan uzmanlar, özellikle Batı Antartika bölgesinde yaşanan bu hızlı erimenin, eğer bir şekilde durmazsa, 2050 yılına kadar deniz seviyesini 3.5 metre yükseltecek bir etki yaratacağını düşünüyorlar.

Bu da, aralarında Kalküta, Bangkok, Saygon, Şangay ve Mumbai gibi yüz milyondan fazla insanın yaşadığı kentlerin büyük kısmının sular altında kalacağı anlamına geliyor. Bunlar sadece projeksiyonu yapılan yerleşim birimleri!

Maldivler, Kirbati, Cook Adaları, Endonezya, Fiji gibi yerler de bu yükselmeden nasibini alacak ki hali hazırda bu etkiler görülmeye başlandı bile.

Tabii bu yerler bize uzak diye ilk bakışta "canım, oralar okyanus kıyısı, biz Akdeniz'de güvendeyiz" şeklinde bir yanlış düşünceyi akıllara getirebilir.

Ancak 2019 Ekim'de New York Times'ta çıkan bir makaleye göre, okyanusta yükselen suların, iç denizlerde de yükselme anlamına geleceği ve misal, Mısır'ın İskenderiye kentinin sular altında kalacağı yazılıyor.

Bu durumda, ortalama rakımı 10 metre civarında olan Kıbrıs adasının büyük kısmının da sular altında kalacağını öngörmek mümkündür.

Yani Girne, Larnaka, Baf, Mağusa, Limasol gibi yerleşim birimlerimiz sular altında kalacak, bizler de Beşparmak ve Trodos'un  tepelerinde yeni yerleşim birimlerinde, tabii ki tıkış pıkış yaşıyor olacağız.

Keşke sadece tıkış pıkış olsa, onu bir şekilde çözerdik.

Çünkü buna bir de açlık, susuzluk, barınak ve ulaşım sorunlarını da eklememiz gerekecek.

Açlık derken, yine geçenlerde okuduğum bir makalede, daha sular yükselmeden ve ekili alanlar sular altında kalmadan önce başka bir tehlikeden bahsediliyor.

Bu felaket senaryosuna göre, yüzyılın başından itibaren 0.8 ile 1.3 derece arasında artan ortalama dünya sıcaklığı, eğer 1.3-2.6 derece bandına doğru devam ederse, 2029'dan itibaren dünya tarımı büyük mahsul kayıplarına uğrayacak. Hatta 2030'lu yılların ortasında itibaren bu durum 'sürekli' hale gelecek.

Dünya genelinde büyük bir açlığa yol açacak bu durum, beraberinde büyük göçler, savaşlar ve salgın hastalıkları da getirecek.

Eğer sıcaklık artmaya devam ederse, mercan resifleri ölecek, yağmur ormanları ölecek, tropikal bölgelerde yaşayan bütün böcek cinsleri ölecek, kuş cinslerinin büyük bir kısmı yok olacak.

Kısacası böyle giderse, 15 yıl içinde dünyamızdaki hayat yok olmaya yüz tutacak.

Biz de içinde…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.