Žižek, Beatrix, korona ve kapitalizm...

loading
7 Temmuz, Salı
£

8.61

7.76

$

6.87

AKLIMA TAKILANLAR

Ulaş BARIŞ
ulasbaris1973@gmail.com
Ulaş BARIŞ
A- A A+

Žižek, Beatrix, korona ve kapitalizm...

Slovenyalı felsefeci ve düşünür Slavoj Žižek, korona virüsünün kapitalizmin sonu olabileceğini yazdı.

Hatta makalesinde benim çok sevdiğim Quentin Tarantino imzalı Kill Bill 2'nin muhteşem final sahnesine, Beatrix'in, kötü Bill'in canını aldığı mitolojik 'Beş Noktalı Avuç İçi Patlayan Kalp Tekniği' saldırısına atıfta bulundu.

Žižek, makalesinde Çin'deki totaliter komünist sistemin aynen Çernobil ile birlikte çöken Sovyet Rusya'nın akıbetini paylaşabileceğini, bunun da insanlığı bilime ve ilime dayalı sosyalizmi yeniden keşfetmeye zorlayabileceğini ve kapitalist sistemin karşısına dikilerek onu devirebileceğini yazdı.

Ayrıca Žižek, "Virüsün sahte haberler, paranoyak komplo teorileri ve ırkçılık gibi toplumlarımızda uykuda olan ideolojik virüslerin ortaya çıkışını tetiklediğini" ve bunun da kapitalist sisteme direk darbe olduğunu ifade etti.

Elbette kendimi Žižek'in bu 'optimist' düşüncesine karşı materyal ortaya koyacak kadar hadsiz hissetmiyorum ve onun haklı olmasını diliyorum.

Ancak olaylar pek de onun dediği gibi gitmemektedir.

Çünkü Çin, kısa süre öncesine kadar yaşadığı kaos ortamından uyguladığı sert karantina ve bu gibi büyük felaketlerin zararlarının minimuma indirilmesinin birinci şartı olan 'sevk ve idare' kabiliyeti ile en azında 'ilk darbeyi' göğüslemiş gibi durmaktadır.

Hiç kuşku yok ki, ne kadar eleştirsek de bunun bir numaralı sebebi, Çin'in insan haklarını pek de kâle almayan, tek tip, robotlaştırılmış komünist sistemidir.

Alabildiğine totaliter, alabildiğine parti elitlerini yücelten bu sistemin aldığı ve büyük bir disiplinle uyguladığı tedbirler, bugün salgının merkez üssü olan Wuhan'daki fabrikaları tekrardan çalışma noktasına getirmiştir.

Sonuç olarak bu ayın başından itibaren, Çin'deki vaka ve ölüm sayıları, Çin dışındaki rakamların altına inmiş, felaketin boyutları ve ciddiyeti azalmıştır. Pek tabii, bu bitti anlamına gelmemektedir.

Bu noktada, Žižek'in dediklerine dönecek olursak, Almanya Şansölyesi Angela Merkel'in geçen gün yaptığı açıklamaya da göz atmalıyız.

Gelecek yıl görevini devredecek olan Merkel, virüsün Alman nüfusunun yüzde 60-70'ine bulaşabileceğini söyleyerek, bir bakıma 'havlu atmış' gibi konuşmasının anlamı ne olabilir?

Merkel'in, 82 milyonluk Almanya'nın neredeyse 60 milyonunun hastalanacağı ve yüzde 3'lük ölüm oranını düşünürsek, 2 milyon civarında insanın hayatını kaybedeceğini söylediği bu açıklamayı nasıl okumalıyız?

Dünyanın en büyük ekonomilerinden, AB'nin motor gücü eğer bu hale gelirse, sistemin çarkları bu derece büyük bir tahribata uğrarsa, Žižek haklı olabilir mi?

Geçen gece çok sevdiğim bir arkadaşımla son zamanlarda sıkça yaptığımız beyin fırtınalarımızdan birinde, arkadaşım Merkel'in aslında bu açıklama ile kendi halkına bir gözdağı verdiğini, "Çin gibi sizi kilit altına alacağımıza, totaliter rejimlerdeki gibi yaşam ve hareket haklarımıza kısıtlama getirerek imajımızı yerle bir edeceğimize, durumun ciddiyetini siz anlayın, eve kapanın" anlamına gelecek ifadeler olabileceğini söyleyerek bana ne düşündüğümü sordu.

Ben de bu durumun Merkel'in canını sıktığını, tertemiz bir kapitalist sistem olan Almanya'nın böylesi bir felaket karşısında, Çin gibi hareket edemediği için bu işin sonunun felaket olabileceğini gördüğünü, bunun için de Avrupalı ve farkındalığı yüksek kültüre güvenerek bir kumar oynamış olabileceğini söyledim.

Yani sokakta hastalık yaymasın diye polis tarafından zor kullanılarak evine kapatılan ortalama Çinliye karşılık, ufak bir aksırık karşısında "Aman galiba hasta oldum, hastalığımı kamuya yaymadan, gidip eve kapanıyım" diyen kültürlü Alman denklemi.

Nitekim, AP Başkanı David Sassoli'nin İtalya ziyareti sonrası "Virüs kapmış olabilirim" diyerek kendini eve kapatmış olması, en üst düzey bir örnek olarak Avrupalılara mesajdır. Hastalığa yakalanan ve kendini izole eden İngiltere Sağlık Bakanı Nadine Dorries de buna örnek sayılabilir.

Bu durumda, eğer Merkel ve Avrupa elitlerinin, AB'nin üzerine kurulmuş olduğu temel hak ve prensiplerini bir kenara bırakmadan, 'farkındalık' çağrısı yapması ne kadar etkili olabilir? Avrupa'da yaşayan ve tam olarak Avrupa kültürü ile yoğrulamamış (hatta 70 yıldır oralarda yaşamasına rağmen zerre yoğrulmamış) göçmenleri düşünürsek bu iş zor gibime gelmektedir.

Ancak, bir an için Merkel'in yanıldığını, farkındalığın işe yaramadığını ve kapitalist sistemin sarsıldığını düşünelim.

Bu felaket ortamı Žižek'in makalesinde yazdığı şekli ile "'Alternatif bir toplum, ulus-devletin ötesinde bir toplum, küresel dayanışma ve iş birliği içinde hareket eden bir toplum'" gibi düşünceler geliştirmemizi sağlayabilir mi?

Çok güzel, çok heyecanlı sözler ama Wall Street'in kurtları çoktan Korona’dan para kazanmanın yolunu bulmuş gibi görünmektedir.

Çünkü tanrı, ne yerde ne de göktedir.

Tanrı, Amerikan Federal Bankası’nın yoktan para yaratan makinelerinin dişlileri arasındadır.

Dolayısıyla, bir an için kapitalist düzenin çarklarının duracağını, donacağını düşünsek bile, FED vasıtasıyla yoktan var edilecek olan para, insanlık tarihinin -maalesef-en yaratıcı sistemine her zaman olduğu gibi 'can suyu' olacak, aranan kan her defasında olduğu gibi yine bulunacaktır.

Büyük kapitalist ülke ve kuruluşların peş peşe açıkladığı 'faiz indirimi' nedir sanıyorsunuz?

Bilmiyorsanız söyleyeyim, şudur: Taze para bastık, piyasaya akıtıyoruz, size de faizi düşük şekilde bunları vermeye hazırız. Alın bu paraları, enflasyonist düzenin girdabına girin, büyük balıklar küçük balıkları yutsun, sınıf farkı daha da keskinleşsin, bir sürü sektör yok olsun, yenileri kurulsun, sistem kendini yenilesin, biz de cebimizi dolduralım…

İnsanoğlunun yedi ölümcül günahından birisi olan 'aç gözlülük' elbette bir kez daha galip gelecek ve yukarıda yazdığım süreç aynen işleyecektir.

Ama olsun, ben yine de Žižek haklı çıksın diyorum…

Öyle değil mi Beatrix?

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.