Yüzüncü vaka ve bazı başarı öyküleri…

loading
7 Temmuz, Salı
£

8.59

7.75

$

6.87

AKLIMA TAKILANLAR

Ulaş BARIŞ
ulasbaris1973@gmail.com
Ulaş BARIŞ
A- A A+

Yüzüncü vaka ve bazı başarı öyküleri…

Dünyayı kasıp kavuran Korona salgının etkilemeye başladığı Kıbrıs adası, bugün itibarıyla 100. vakasına ulaştı.

Ocak ayının başından beri artarak devam eden bu korkunç tehdit karşısında her ulaşılan rakam bir dönüm noktası olarak kabul edilir ve bu rakamlar arası veya ilintileri dikkate alınarak salgın hakkında veriler elde edilir.

Biz de öyle yapalım.

Mesela 1. vaka (bilinen ilk vaka Aralık başında teşhis edildi) ile 100.000 vaka arasında geçen 97 günün ardından, bu rakam sadece 12 günde 100.000'den 200.000 rakamına ulaştı.

Bugün şu ana kadar 25 bine yakın vaka bildirimi yapıldığına göre, salgının iyice hız kazanmaya başladığı kendiliğinden ortaya çıkar. Muhtemelen önümüzdeki 3 gün içerisinde 300.000, gelecek hafta sonuna kadar ise 500.000 rakamına ulaşması veya daha yukarı çıkaması muhtemeldir. Öte yandan ben bu satırları yazarken, ölü sayısı bir başka dönüm noktası olan 10 bin rakamının yakınındadır. Muhtemelen yarına bu rakam aşılacaktır. 

Peki, salgını nispeten kontrol altına almaya başaran Çin, Singapur, Güney Kore ve Japonya, 100.vakanın ardından nasıl tedbirler alıp bu salgını yavaşlatarak kontrol altına almayı başardı?

Dün, yani 18 Mart günü salgının merkez üssü olan Wuhan'da sıfır hasta bildirimi yapıldı.

Daha önceki makalelerimde, Çin Halk Cumhuriyeti'nin belki de tarihin en büyük sevk ve idare operasyonunun yapıldığı o kritik günlerde salgını son derece sert tedbirlerle, yüz milyonlarca insanı karantinaya alarak başardığına değinmiştim.

Sadece 6 günde hastane yapma mucizesini gerçekleştiren Çin, sokaktan zorla insan toplayarak, 100. vakanın görülmesinin ardından 28. güne geldiğinde rakamı 65-68 bin seviyelerinden yavaşlatmaya başladı ardından da 80 binlerde salgını kontrol altına almayı başardı. Mesela bugün şu ana kadar Çin'den bildirilen vaka sayısı sadece 34'tür.

Bu hiçbir şekilde salgın bitti anlamına gelmemekle birlikte, son günlerde yurt dışından dönen Çinlilerin sayısının artması ile birlikte biraz endişe yaratsa da, rakamlar sabitlenmiş görülmektedir.

Bir başka nispeten başarı sayılabilecek öykü ise Güney Kore'den gelmiştir.

100.vakanın görülmesinin ardından başlayan test programı bir ara vahim şekilde artan rakamları 10.gün yavaşlatmış, nihayetinde 8000. vakadan sonra seyir oldukça düşük boyutlara inmiştir.

Bu noktada yapılan yüz binlerce Korona testi sonrası, bulunan vakalar karantina merkezlerine alınmış, tedavilerine orada devam edilmektedir.

Yine salgının başlaması ile birlikte ilk günlerde artış gösteren ve kısa sürede 100. vakaya ulaşan Japonya ise maske kullanımındaki yoğunluğun yanı sıra toplumun alınan ev karantinası, hijyen gibi tedbirlere gösterdiği çok yüksek riayet, salgını kısa sürede kontrol altına almış, bugün rakam 1000 rakamına dahi ulaşmamıştır.

Bu noktada, Japonların gelenekselci yapısı, kurallara uymada gösterdiği disiplin takdire şayandır.

Salgın ile birlikte ilk anlarda korku yaşayan ve çok sayıda Çinli nüfus barındıran ada devleti Singapur ise 100. vakanın ardından ada olmasının verdiği avantajı kullanarak ülkeyi hemen karantina almış, bununla da kalmayarak ortaya çıkan vakaların temas ettiği insanları bulma konusunda son derece hızlı hareket etmiştir.

Bu kişileri de hemen test eden Singapur, toplam vaka sayısında 350'yi bile bulmamıştır.

Yine Hong Kong, ki Çin ile organik bağı söz konusudur, salgının çıkmasının ardından hemen tedbilerini almış, okulları kapatmış sonrasında ise karantina uygulamasını başlatmıştır.

Bu noktada Hong Kong halkı bu uygulamaya son derece yüksek oranda uymuş ve sonucunda bugün şehirde 200'ün biraz üzerinde bir rakamda durum sabitlenmiş gibi seyretmektedir.

Tekrarlamak gerekirse, bu örnek verdiğim ülkedeki salgınlar sona ermiş değildir.

Olan sadece salgının nispeten kontrol altına alınmış olmasıdır.

Bu bağlamda aşı ya da tedavi yöntemi geliştirilmezse ve bu tedbirler ortadan kaldırılırsa salgının hemen artacağı kesin bir bilgidir.

Maalesef KKTC sosyal medya ve siyasetinde bu konuda kafa karışıklığı yaşanmakta, salgının kontrol altına alınmış olması sanki de bitmiş gibi düşünülmektedir. Bu bilgi kesinlikle gerçeği yansıtmamaktadır.

Bir kez daha bu ülkelerin yaptıklarına bakacak olursak, karantinaya almak ve test yapmak çok elzem iki metot olarak görülmektedir.

Bu noktada biraz geç de olsa adanın her iki tarafında da adaya girişler dondurulmuş, sokağa çıkmama çağrıları ise yoğun oranlarda karşılık bulmuştur. Ancak yetersizdir.

Bu akşam LTB Başkanı Mehmet Harmancı'nın yaptığı "zabıtalarımız iş yeri kapatmaktan eve gidemiyor" açıklaması bu yetersizliğe bir emsaldir. Yine bir çok kişinin sosyal medyada yaptığı paylaşımlar moral bozmaktadır. Böyle giderse sokağa çıkma da dahil daha sert tedbirler alınması kaçınılmaz olacaktır.

Öte yandan okulların kapatılması noktasında kuzeydeki hükümet hızlı hareket ederek iyi bir adım atmıştır. Güney biraz geç de olsa buna uymuştur.

Yine önemli bir yol olan test yapma konusunda ise eldeki imkanlar dahilinde başarı sayılacak bir adım henüz yoktur.

Sağlık Bakanı elimizde 850 test kiti olduğunu açıklamış, 1500 tane de sipariş verildiğini söylemiştir. Bu rakamlar çok ama çok yetersizdir. Güney ise test yapma konusunda çok daha hızlı hareket etmekte, elindeki imkanları değerlendirmektedir.

Halbuki, Korona testi kitlerinin hemen tedarik edilmesi, bunların hızlı bir şekilde halk üzerinde denenmeye başlaması çok hayati bir durumdur.

Umarım bu konuya bir çözüm bulunur.

Bir diğer kritik mevzu olan hastaların temas ettiği kişilerin takibi konusunda yine başarılı olunduğu söylenemez. Bu noktada yaşanan çeşitli noksanlıklar, teknolojik imkanların kısıtlı olması elimizi kolumuzu bağlamaktadır.

Ben bu konuda transparan olmakta fayda görmekteyim.

Sadece devletin değil, vatandaşların da transparan olması, eğer şüpheli bir kişiyle temas edildiyse bunu yetkililere bildirmesi hayat ya da hayatlar kurtaracaktır diye düşünüyorum.

Japonya örneğine gelince.

Bu tam bir halk başarısı sayılabilir.

Japonların gelenekçi tutumları, biat etme kültürleri, disiplinli yapıları gerçekten takdire şayandır.

Bugün yaz olimpiyatlarını iptal etmeyip, "daha 4 ay var" diyen Japon yetkililerin kuşku yok ki güvendiği şey halkıdır.

Ancak kabul etmek gerekir ki, tüm dünyada Japon disiplini yoktur, haliyle tehlike çok büyüktür.

Yani anlayacağınız, salgın bu yukarıda saydığım ülkelerde nispeten kontrol altına alınmıştır ve bunu da yine saydığım tedbirlere başarmışlardır.

100. vakaya ulaşan Kıbrıs'ın iki tarafının da bu yoldan gitmesi, bu başarıları örnek alması durumunda, ada olmamızın getirdiği avantajla birlikte salgını kontrol altına almamız mümkündür.

Eğer bunu başarabilirsek, bu ölümcül salgının tedavi yöntemi ya da aşısının bulunmasını beklerken en azından kayıpları minimize edebiliriz.

Bu yüzden de lütfen yapılan çağrılara kulak verelim, hijyene dikkat edelim ve kamusal sağlığı ön plana  alalım.

Aksi takdirde yaşanacak olan felaketin boyutu korkunç olabilir.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.