Açılma, saçılma, salgın ve rekorlar...

loading
24 Kasım, Salı
£

10.60

9.44

$

7.95

AKLIMA TAKILANLAR

Ulaş BARIŞ
ulasbaris1973@gmail.com
Ulaş BARIŞ
A- A A+

Açılma, saçılma, salgın ve rekorlar...

Biz kendi küçük dünyamızda, eski durumumuzu muhafaza etme özlemi ve gayreti içinde açılıp saçılma ile tekrar o mesut günlere dönme coşkusunu yaşarken, Dünya Sağlık Örgütü (WHO), dün yaptığı açıklamada, salgın başladığından beri günlük en yüksek vaka sayısının kaydedildiğini açıkladı.

106 bin olarak kaydedilen bu günlük rekorun yanı sıra, yine dün tarihi bir eşik daha aşıldı ve dünya genelinde bildirilen vaka sayısı 5 milyonu aştı.

Elbette gerçek rakamın bu olmadığı konusunda tüm uzmanlar hemfikir durumda. Hatta, gelmiş geçmiş tüm salgınları inceleyen kimi uzmanlar, bildirilen vakaların gerçekte olan tüm vakalara oranının 6/1 olduğunu söylüyorlar. Bu durumda dünya genelinde 30 milyondan fazla vaka vardır demek mümkündür.

Öte yandan John Hopkins Üniversitesi rakamlarına göre şu ana kadar ölüm sebebine 'Korona' diye yazılan kişi sayısı 328 bini aşmış durumdadır ve bu noktada yine uzmanların ortak görüşü gerçek rakamları bilmenin mümkün olamayacağıdır.

Uzmanlar salgının zengin Avrupa'da etkisi kaybedip, sağlık sistemi daha zayıf ülkelerde patladığında işi boyutu çok daha dramatik bir hale geleceği noktasında hemfikirdirler. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in geçenlerde yaptığı "salgın sağlık altyapısı zayıf olan ülkeleri çok daha ölümcül vuracak" açıklaması bu tehlikeye parmak basmaktadır.

Örnek vermek gerekirse, içecek su bile bulamayan ama hijyen kuralları gereği günde en az 6 kez elini yıka çağrısı yapılan Afrika ülkelerindeki durumu kestirmek imkansızdır. Afrika'nın bir çok ülkesinde sağlık sistemi yok denecek boyutlardadır ve bunun yanı sıra Lassa, Ebola ve diğer kadim salgınlar kıta genelinde cirit atmaktadır. Ortada doğru dürüst bir iletişim durumu da olmadığından, kıta genelindeki rakamları edinmek imkansız gibi bir şeydir.

Yapılan araştırmalar, kara kıtanın diğer ülkelerine nazaran daha düzgün bir sağlık sistemi olan Güney Afrika Cumhuriyeti için bile yıl sonuna kadar en az 40 bin kişinin Korona'da öleceğini ortaya koymaktadır ve bu iyimser senaryo rakamlarıdır.

Afrika'nın okyanus aşırı komşusu Güney Amerika'da da işler çığırından çıkmıştır.

Faşist Bolsanaro yönetimindeki Brezilya, şu sıralarda pandeminin yeni merkez üssü olmaya namzettir. Dün itibarıyla 1200'den fazla kişinin Korona'dan öldüğü Brezilya, ulaştığı bu rakamla birlikte ABD'nin günlük ölü sayısının ardından (1500+) ikinci sıraya yükselmiştir.

Güney Amerika'nın en kalabalık ve büyük ülkesi olan Brezilya'nın bu durumu, Şili ve Peru gibi çevre ülkelerde de etkisini göstermekte, buralarda da vaka-ölüm sayıları roket gibi yükselmektedir.

Ülkenin en büyük şehri olan Sao Paolo'daki hastanelerin doluluk oranı yüzde 90'ları aşmış, ülkenin sağlık sistemi çökme noktasına gelmiş ve son 1 ay içinde iki sağlık bakanı görevi bırakmıştır.

Bir zamanlar ekonominin yeni mucizesi olarak ün salan Sambacıların ülkesi, 1990'ların ikinci yarısından itibaren girdiği resesyonun da etkisi ile eski günlerinden çok uzakta büyük bir ekonomik krizle boğuşmaktadır. Bu krizin sonucunda iktidara gelen eski işkenceci Bolsonaro yönetimindeki Brezilya için durum gerçekten kritiktir.

Orta Amerika ve Meksika'daki durum da kritiktir. Dünyanın en yüksek cinayet oranlarından birine sahip, neredeyse bir çete devleti olan Ekvador'da, Korona'dan ölenlerin cesetleri sokaklarda çürümeye terk edilmektedir.

Yine bir suç cenneti olan Meksika'da bir günde kaydedilen en yüksek ölüm rakamı dün itibarıyla gerçekleşmiştir.

Oradan daha yukarı çıkacak olursak, Trump gibi ne yapacağı bilinmeyen, dünyanın en iyi sağlık sistemlerinden birisinin bulunduğu ABD'de ise ölü sayısı 100 bine doğru gitmektedir. Ancak kendi sağlık uzmanlarının tavsiyelerine kulak asmayan ve yan etkileri ölümcül olan sıtma ilacı hidroklorin kullandığını açıklayan Trump'ın derdi 3 Kasım'da yapılacak olan seçimlerdir.

Korona'ya karşı lakayt davranan, gerekli önlemleri almak yerine dalga geçen Trump'ın tek derdi salgın hızla devam etmesine rağmen hayatı normalleştirip, Kasım seçimlerinden paçayı kurtarmaktır. Bu noktada KKTC siyaseti ile Amerikan siyasetinin benzerlik gösterdiği sanırım gözden kaçmamaktadır.

Bu ülkelerin dışında Hindistan gibi, ne durumda olduğunu tam olarak bilemediğimiz İran gibi, Korona'nın şeytan emperyalistlerin icadı olduğunu söyleyip duran ülkeler de vardır.

Bu ülkelere, dünyanın en yüksek vaka sayısı sıralamasında ikinci sırada bulunan ancak ölüm oranlarında oldukça düşük seviyelerde bulunan Rusya'nın belirsiz durumunu da eklemek lazımdır.

Yani bir yandan akla 'acaba Ruslar işe yarayan bir şey mi geliştirdiler de bu kadar az ölüm var' şeklinde sorular gelirken, öte yandan rakamların gerçekliği tartışılmaktadır.

Yani anlayacağınız varsa, 31 Aralık 2019'da ilk resmi bildirimi yapılan, 28 Ocak 2020'de acil durum ilan edilen ve nihayetinde 11 Mart'ta pandemi boyutuna yükselen Koronavirüs salgını, bizim küçük coğrafyamızda yaşanılan 'bitti, gitti, kurtulduk' şeklindeki sanrının yerine, tüm hızıyla devam etmektedir.

Gerçekteki durum bizdeki ilk vakanın tespit edildiği 10 Mart tarihinden daha kötü bir haldedir ve salgın kontrolden çıkmıştır.

Sınırlarımızın kapatılması, kapalı devre bir sistemde karantina altında geçirdiğimiz günlerden sonra, ada olmanın verdiği avantajla birlikte şüpheli de olsa ortaya çıkan bir takım iyimser durumlar, Korona belası bitti şeklindeki hissiyat, içte yaptığımız açılımla daha da rehavete girmemize neden olmuştur.

Ama inanın bana, kendi kendini idame ettirmesi imkansız olduğundan illa ki dışa açılmak zorunda olunulması tamamen başka bir anlamdadır ve aşı bulunmadan atılacak her adım çok büyük riskleri de beraberinde getirecektir.

Şimdi bu bilgileri kaleme alıyor, bir gazetecinin yapması gereken şeyi yapıyor ve sizlere doğru ama maalesef hayırsız bilgiler veriyorum diye bazıları beni felaket tellalı olmak gibi şeylerle suçlayacaklardır.

Pilavdan dönenin kaşığı kırılsın...

Varsın suçlasınlar...

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.