Dalga farkı…

loading
27 Mayıs, Çarşamba
£

8.25

7.40

$

6.78

AKLIMA TAKILANLAR

Ulaş BARIŞ
ulasbaris1973@gmail.com
Ulaş BARIŞ
A- A A+

Dalga farkı…

Sağlık Bakanı Doktor Ali Pilli, Türk Ajansı Kıbrıs’a (T.A.K) konuştu ve pandemi süreci, açılımlar, testler, olası ikinci dalga gibi başlıklardaki soruları yanıtladı.

“Ülkede korona virüs bitti diyebilir miyiz?” sorusu üzerine Pilli, “Bunu kesinlikle söyleyemeyiz. Covid-19 dünyada bitmedikçe bizde de bitmeyecek” dedi.

Sağlık Bakanı Pilli devamla “Kaç gündür test yapıyoruz, korona virüs vakası görülmüyor ama bu vaka yok anlamına gelmez” diyerek vatandaşlara ‘tedbirleri elden bırakmayın’ çağrısında bulundu. 

Bakan Pilli olası bir ikinci dalga konusunda da açıklamada bulundu ve “Tedbir alırsak ikinci dalga olmayacak, olsa bile hafif geçecek. Bu şekilde devam edip, hiçbir şey olmayacak gibi hareket edersek ikinci dalga gelebilir, daha kötü de geçebilir” ifadelerini kullandı.

Sözlerinin devamında Bakan Pilli,  “Bana göre açılan sektörlerde sıkıntı yok. Asıl sıkıntı kurallara uyulmazsa yaşanacak. Herkes tedbirleri bıraktı. Özveri sürmeli. İnsanlar bu işin bittiğini düşünüyor ama bitmedi. Toplumun yüzde 70’i maske, sosyal mesafe kurallarına uymuyor. Bunu gördükçe üzülüyorum. Açıkçası huzursuzum ve korkuyorum” şeklinde konuştu.

Sayın Bakan'ın korkularını endişelerini haklı buluyorum, kendisini de anlıyorum. Bu süreç içerisinde eleştirilecek çok noktası olmasına rağmen canla başla elinden geleni yaptığını da düşünüyorum. Nihayetinde bir doktordur, Hipokrat yemini etmiştir ve doktorluk siyasi kimliğinin önünde gelir.

Ancak Sayın Bakan kusura kalmasın, ülkedeki rehavetin boyutu bu hale geldiyse, bunun en büyük sorumlusu Başbakanı Ersin Tatar ve onun bir kısım şakşakçısından başkası değildir.

Çünkü yukarıda alıntıladığım ifadeler arasında yer alan "İkinci dalga Korona gelir mi?" sorusuna Bakan Pilli'nin verdiği cevap bilimsel gerçekler ışığındadır. Fakat aynı soruya Başbakan Tatar'ın verdiği cevap "Birinci dalga oldu mu ki ikinci dalga olsun?" şeklinde, salgınla dalga geçer niteliktedir.

Yine Başbakanın söz konusu ifadeleri kurduğu cümlenin içinde "Kaldı ki pek çok şeyi yaptık bu süreçte. Devlet hastanemizde 170 tane pandemi için yatak hazır. Bunun yanında Girne Amerikan Hastanesi satın alındı. 160 yatağı var. Projesi hazır. İhaleye çıkma noktasında…Önceden bu kadar rahat değildim. Tamamen yalnızdık….Çok daha güvenli noktadayız. Öyle bir dalga geldiğinde halledebiliriz düşüncesindeyim" gibi ifadeler vardır.

Ancak Bakan Pilli, ikinci dalga için pek iyimser konuşmamakta, rehavet devam ederse "İkinci dalga çok daha kötü geçebilir" demektedir.

Yine Başbakan Tatar gibi sosyal medya ve basın üzerinden ahkam kesen kimileri, KKTC'yi, Covid-19'u yenen tek ülke, bitiren tek sistem gibi lanse etmeye çalışmakta, ülkenin hiçbir tehlikesi kalmadı demektedirler.

Başbakan ile aynı dili konuşan, akıllarında Cumhurbaşkanlığı seçiminden başka bir şey olmayan bu çevreler, siyasi ihtiras ve planlarını sağlığın önüne koymakta, bilimsel gerçekler göz ardı edilmektedir.

Kısacası Başbakan ile Sağlık Bakanı arasında çok açık şekilde "dalga farkı" vardır ve bu dalga farkı ülke halkını kontrpiyede bırakmaktadır.

Dolayısıyla Sağlık Bakanı'nın yukarıda ifade ettiği "İnsanlar bu işin bittiğini düşünüyor ama bitmedi" şeklindeki durumun en birinci müsebbibi bizzat Başbakandan başkası değildir.

Hatta Başbakanın söz konusu zafer ilan etme konusunda tek başına kaldığını söylemek bile mümkündür, zira ortağı, Başbakan Yardımcısı Kudret Özersay söz konusu durumu "ihtiyatlı iyimserim" diye ortaya karışık bir şeklinde geçiştirmektedir.

Açıkçası Kudret Hoca'nın ihtiyatlı iyimserliği yerine Ali Pilli'nin korkusunu tercih ederim. Çünkü geçtiğimiz Çarşamba gününden itibaren açılan mekanlardan gelen görüntülere baktıkça, insanların ne maske ne de mesafe kuralına uymadığını gördükçe iyimserlik yerini zaten kendiliğinden korkuya bırakıyor.

Dünyada salgın hız kesme bir yana, daha da süratlenirken, şu anda ağır aksak da olsa devam eden kapalı devre sistemin ilerleyen haftalarda sırf ekonomik ve siyasi gaileler yüzünden bozulacağı muhakkaktır. Böylece dışa açılımla birlikte bu korkular daha da büyüyecektir.

Bu noktada 'umarım, duacıyım, inşallah kötü olmaz' iyimserliği içinde olmayacağım. Çünkü iyimser olmanın, pozitif düşünmenin bilimsel gerçekler karşısında hiç işe yaramadığını bilecek kadar kendimdeyim.

Dolayısıyla, iyimserlik yerine sıkı denetim ve kurallara uymayı daha münasip buluyorum…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.