AKLIMA TAKILANLAR

Ulaş BARIŞ
ulasbaris1973@gmail.com
Ulaş BARIŞ

2020, kopma anı...

Yayın Tarihi: 19/11/20 12:39
okuma süresi: 9 dak.
A- A A+

Aşağıda okuyacağınız makale, 10 Haziran 2017'de yazılmıştır.

Konusu ise, Kıbrıs Türk siyasi tarihinin tam bir kırılma anı olan 1981 senesinde peş peşe iki seçimde yaşanan müdahaleler ve KKTC'nin kuruluşuna giden yolun hangi taşlarla döşeli olduğudur. Dolayısıyla başlığını "1981, kırılma anı" diye atmıştım.

Aradan geçen 39 yılın ardından bugünlerde yaşadığımız müdahale ve dizaynın kötü bir kopyası olan o süreç, kuşku yok ki hem siyasi aktörleri hem de tarihe geçmiş kimi olayları ile içinde yaşadığımız kısır döngüye örnek teşkil etmektedir diye değerlendiriyorum.

Bu yüzden de bugün başlığını değiştirip, "2020, kopma anı…" olarak, biraz da endişe ile atıyorum. Endişem ise, o kırılan parçanın artık kopup gitmek üzere olması yüzündendir. Bu bağlamda, umarım 3 yıl sonra da "2023, bitme anı…" diye bir makale yazmam…

Öte yandan, o zamanın muhalefeti ile şimdinin muhalefetini yan yana koyduğum zaman, ortaya çıkan ağırlık farkı, düzey farkı, cesaret farkı ve siyasi duruş farkı çok dikkat çekicidir diye düşünüyorum.

Kıbrıs Türk solunun her biri ayrı ayrı dev isimleri olan, Alpay Durduran, Naci Talat ve Özker Özgür gibi muhaliflerin mücadele ettiği o süreç, pek tabii ki entrika, ihanet, demokratik teamüllerin ayaklar altına alındığı ve halkın iradesinin bir elinden alındığı bir süreç olarak tarihin sayfalarında yerini almıştır.

Öte yandan, olayın sağ aktörlerine bakıldığında ise, Rauf Raif Denktaş gibi tabiri caizse Türkiyeli yetkililerin bile önünde ceket iliklediği bir ismin baş rolde ve bugünkü biatçı sağ anlayıştan çok ötede olduğunu söylemek mümkündür.

Daha anlaşılır olması manasında, zamanın Denktaş'ı, müdahaleyi bizzat organize eden, onu neredeyse yöneten bir noktadayken, bugünün sağ cenahı yapılanların sadece taşeronu olmaktan ileriye gidemeyecek durumdadır.

Daha fazla uzatmadan, yukarıda bahsettiğim seçimlerin ikincisinden başlayan bu yazı, yakın ve uzak tarihimizdeki olaylara kısa bir anekdot niteliğindedir.

Son olarak, yazının içerisinde "Bu yazıda anlatacağım olaylar nasıl cereyan etmişse bugün de aynen cereyan etmekte ve bu cendere altında gelecekte de cereyan etmesi kaçınılmaz şekildedir" şeklinde bir ifadem var. Kısır döngü dediğimiz şeyin tanımı bu olsa gerek...

***

28 Haziran 1981 tarihinde yapılan Kıbrıs Türk Federe Devleti (KTFD) seçimlerinde, 1976'dan beri meclis çoğunluğunu elinde tutan UBP ilk kez bu üstünlüğünü kaybeder ve o zamanın sayısı ile 40 kişilik mecliste sadece 18 sandalye kazanır.

Aynı seçimlerde Toplumcu Kurtuluş Partisi (TKP) 13, Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) 6, Demokratik Halk Partisi (DHP) 2 ve Türk Birliği Partisi (TBP) 1 vekil çıkarır.

Seçim öncesinden aralarında anlaşmış olan TKP, CTP ve DHP toplamda 21 sayısına ulaştığı için hükümeti kurma hakkını da elde eder.

Bugün siyasi irade hayalleri içinde çeşitli PR çalışmaları içinde yaşayan arkadaşların bilmediği şey, o iradenin daha üstüne bir iradenin bu topraklarda hüküm sürdüğüdür.

Bu yazıda anlatacağım olaylar nasıl cereyan etmişse bugün de aynen cereyan etmekte ve bu cendere altında gelecekte de cereyan etmesi kaçınılmaz şekildedir.

Uzatmayalım, koalisyon partileri 28 Haziran seçimlerinin ardından Başbakanlığın Alpay Durduran başkanlığındaki TKP'ye verilmesini, ardından da üçlü koalisyon kurulmasını beklemektedir.

Ancak zamanın devlet başkanı Rauf Denktaş ve Türkiye'nin böyle bir 'sol' hükümete 'evet' demeyeceği muhakkaktır.

Böylece müdahale başlar.

Önce DHP vekili İsmet Kotak aranır ve kibarca "UBP'den başka alternatifi olmadığı" hatırlatılır.

Ardından DHP lideri Nejat Konuk ve arkadaşları adada bulunan Kolordu Komutanı Doğan Kromörs tarafından makama çağrılır. Komutan net konuşur: "CTP ve TKP ile olmaz..."

Seçim döneminde "UBP'ye koltuk değneği olmayız" diyen DHP dört bir yandan baskı altındadır.

Bundan kurtulmak isteyen Nejat Konuk ortaya olmayacak bir koalisyon teklifi atar: "Başbakanlık bizde olursa olur..."

18 kişilik parti dururken üç kişilik partiden başbakan olması olanak dışıdır.

Dolayısıyla Denktaş görevi Konuk'a vermez ve UBP 18 kişi ile azınlık hükümetini kurar.

Azınlık hükümetinin programı mecliste okunmadan hemen önce 21 Ağustos 1981 günü, Çatalköy'de Villa Fırtına denilen yerde Türkiye Dışişleri Bakanı İlter Türkmen'in himayesinde UBP dışındaki parti liderleri ile bir toplantı yapılır.

Kıbrıslı Türklerin siyasi tarihine kara bir leke olarak geçecek olan bu toplantıda Türkmen, CTP ve TKP'ye açık açık "siz hükümet kuramazsınız" diyecek, halkın seçim iradesi yerle bir edilecektir.

Böylece kurulan azınlık UBP hükümeti yine de türlü baskıya rağmen 7 Aralık 1981 günü güvensizlik önergesi ile düşürülür.

Muhalefet Türkiye'ye meydan okumaktadır.

Devreye yine Türkiye ve adadaki kolordu girer.

Bir gece vakti Boğaz'daki evinin telefonu çalan Nejat Konuk'a söylenen şey açıktır: "Vekillikten istifa etseniz iyi olur."

Telefonun diğer tarafındaki ses dönemin Güvenlik Kuvvetleri Komutanı (GKK) Kemal Yavuz'dur.

Konuk ertesi gün vekillikten istifa eder ve böylece koalisyonun 21 sayısı ortadan kalkar.

Ancak aynı Konuk bir süre sonra istifasını geri çekecek, önce bağımsız olarak devam edecek, ardından da UBP koalisyonuna katılacaktır.

98 gün boyunca hükümetsiz tam bir kaos ortamı yaşanan o dönemde, Türkiye, Durduran'a hükümeti kurma görevini asla vermemiş, CTP'yi de koalisyonun tamamen dışında tutmuştur.

En sonunda Mustafa Çağatay başkanlığındaki UBP hükümeti, bağımsız Konuk, DHP'den Kotak ve TBP'den bir vekille kurulmuş, Kıbrıs Türk halkının irade gaspının o bölümü tamamlanmıştır.

Rahmetli Özker Özgür'ün, tarihçi Ahmet Billuroğlu'nun "Kripto Geldi mi?" adlı kitabından alıntıyla, 16 Şubat 1982'de Yenidüzen'deki köşesinde yazdıkları ise tarihimize o dönemle ilgili ışık tutacak niteliktedir:

"Tarihçiler UBP azınlık hükümetinin nasıl kurulduğunu, Konuk'un 21'leri nasıl yüzüstü bıraktığını, TKP-CTP-DHP koalisyonu ile ilgili belgeleri ve İlter Türkmen'in 81 Ağustos'unda Villa Fırtına'da UBP dışındaki partilerle yaptığı toplantıyı mutlaka incelesinler. KTFD'de demokrasi hakkında olumlu sonuç çıkmayacaktır."

KTFD'nin devamı olan KKTC'de de demokrasi hakkında olumlu sonuç çıkmadı, çıkmayacaktır.

Eğer o gün, o seçimde, halk iradesi başa gelmiş olsaydı ve buradaki işbirlikçi tayfa olmasaydı bugün çok daha değişik bir sistem içinde olacağımız muhakkaktı.

Ama olmadı ve bitti.

Acı gerçek budur.

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.