AKLIMA TAKILANLAR

Ulaş BARIŞ
ulasbaris1973@gmail.com
Ulaş BARIŞ

Sınır ayarlaması ne demektir, hangi bölgeleri kapsamaktadır?

Yayın Tarihi: 30/11/20 13:16
okuma süresi: 7 dak.
A- A A+

Hafta sonu Kathemerini'ye, konuşan Ersin Tatar iki devletli çözüm için 'sınır ayarlaması' önermiş.

Rum basınına göre, Kıbrıslı Türkler, 1974'ten beri ilk kez içinde 'sınır ayarlaması' olan bir çözüm önerisini masaya getirecekmiş.

Habere göre Tatar "Kimse bizden artık kabul edemeyeceğimiz toprak tavizleri beklemesin. Sınır ayarlamasına evet ama halkımızı yeniden göçmen durumuna düşürecek düzenlemelere hayır diyoruz" demektedir.

Doğrudur, böyle bir öneriyi yaptığımızı hatırlamıyorum ancak bu ifadeler Ersin Bey'in konuyu ilk kez gündeme getirişi değildir.

Bu yılın başında bir dizi skandal gelişmenin ardından neredeyse 30 yıl sonra gittiği İngiltere'de, Sunday Express'e konuşan Ersin Bey'in "iki devletli çözüme karşılık, topraklarımızı yüzde 36'dan 30'a indiririz" şeklinde sonradan yalanladığı ifadeleri olmuştur.

O haberle ilgili "toprak vereceğimiz konusundaki ifadeler yanlış bir çıkarımdan kaynaklanmaktadır" diyen Tatar, söz konusu 'sınır ayarlamaları' konusunu Cumhurbaşkanlığı seçim manifestosuna yazdığını da ilgili yalanlama haberinde vurgulamıştır. Gerçi seçim döneminden bu hususu dillendirdiğini bir kez bile duymadım ama gene de merak ediyorum.

Sınır ayarlaması ne demektir?

Toprak verilecek demek değil midir?

O değilse ne demektir?

Sınırın bazı yerleri yamuk yumuktu da, karşılıklı şekilde toprak alıp verip alarak bu yamukluk düzeltilecek mi demektir?

Cumhurbaşkanının mensubu olduğu partinin resmi yayın organı, bugünkü sürmanşetinde bu 'sıkıntılı' ifadelere açıklık getirmeye çalışmıştır.

Deniliyor ki "sınır ayarlaması, toprak tavizi değildir…"

O zaman nedir?

Çocuk mu kandırıyorsunuz?

Bu soruların cevabı bence bellidir ve bunun cevabı ise toprak tavizinin yapılmak istenmesidir.

Geçtiğimiz Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde, bizzat Ersin Bey'in de bayıla bayıla dillendirdiği ancak özellikle Türkiye basınının "federasyoncular toprak verecek. Türk topraklarını peş keş çekecek, kan döktük vermeyiz" şeklinde sürdürülen kara propaganda sonrası bu ifadeler nasıl ambalajlanacak doğrusu bilemiyorum.

Ancak bildiğim ve her gün yaptığım programlarımda sık sık anlattığı olgu şudur: Eğer ortada iki devletli, egemen eşitlik denilen kavram üzerine kurulacak bir model varsa verilecek tavizler de vardır ve bunlar federasyon modelinde konuşulan 'tavizlerden' başka bir şey değildir.

Yani, velev ki, Rumlar imana geldi ve bu modeli konuşmak için masaya geldi diyelim.

Sizde isteyecekleri şeyler gene bellidir: Omorfo, Maraş, bir sürü köy ve en önemlisi, 1974'ten beri devam eden durum vesilesiyle ortaya çıkan tazminatlar.

Bunun dışında Rumlardan "siz orada kalın, biz burada kalalım, benim mallar da senin olsun, helali hoş olsun" gibi bir tavır içinde olması bekleniyorsa, sanırım çok büyük bir hayal kırıklığına hazır olmak gerekmektedir.

Ama ortaya çıkan tek sorun bu değildir çünkü yıllar yılı federal çözüm müzakerelerini karalamak, çözüm karşıtlığı yapmak için oluşturulan siyasi söylemler, iki devletli çözüm müzakereleriyle taban tabana zıt olacaktır.

Dolayısıyla, federasyoncuların Rum'a peş keş çekmek için uğraştığı 'kutsal' topraklarımız her türlü, her şekilde müzakere konusudur.

Türk basının anlı şanlı, hafıza malülü kalemlerinden bu durum karşısında "Rum'a toprağımızı veriyorlar" şeklinde bir saldırı beklemiyorum ancak o günlerde yazılanların ne kadar boş söylemler olduğu gerçeği de apaçık ortadadır.

Fakat Ersin Tatar aynı röportajında utangaç bir şekilde dillendirdiği toprak tavizi vereceği anlamına gelen 'sınır ayarlaması' hususu dışında, "Mülkiyet rejimini konuşuruz ama bizim verdiğimiz tapuları hiçe sayan, bunca yıldır yaşananları boşa çıkaracak düzenlemelere evet dememiz mümkün değildir" da diyor.

Yine anladığım odur ki, Ersin Tatar'ın röportaj sırasında yerin dibine soktuğu Crans Montana zirvesi sırasında, bizzat Türkiye'nin de oturduğu masada ortaya çıkan Guterres kriterlerinin mülkiyetle ilgili başlığından ya haberi yoktur ya da bu hiç umurunda değildir.

Çünkü o formül, Ersin Bey'in 'sınır ayarlamaları' dediği toprak tavizi sonrası, iade edilecek olan mallarda ilk söz hakkını esas sahiplerine verirken, iade edilmeyecek olan Girne gibi yerlerde ise taşınmazların bugünkü kullanıcısına ilk söz hakkını vermektedir. 

Bir karşılaştırma yapmam gerekirse, Taşınmaz Mal Komisyonunda görülen dosyalarda ilk söz hakkı her zaman malın ilk sahibindedir. Yani Rumlarda. Dolayısıyla ilk söz hakkı olarak iade, tazminat ve takas istemeye onlar karar vermektedir.

Gerçi yıllardır süren fetih zihniyeti üzerinden 'benim malım da benim malım, Rum'un malı da benim malım' şeklinde sürdürülen ve Türkiye'nin AİHM'de başını türlü belalara sokan anlayıştan halkın yararına bir gelişmeye sahip çıkmasını beklememek lazımdır.

Ama benim bu makaleyi yazmamın sebebi sınır ayarlaması denilen şeyin ne olduğunu anlamaktır.

Haliyle pek muhterem Cumhurbaşkanımızdan yıl başından beri ikinci kez basına yansıya bu ifadelerinden ne kastettiğini beklemek, bu ülkenin bir evladı olarak hakkımdır diye düşünüyorum.

Gerçi benim için sorunun cevabı açıktır çünkü sınır ayarlamasında kastedilen 'toprak tavizi' yani 'toprak vermekten' başka bir şey değildir ama olsun belki de ben kötü niyetli bir şekilde konuşuyorumdur. 

Bu yüzden de Sayın Cumhurbaşkanımıza soruyorum: Sınır ayarlaması ne demektir? Hangi bölgeleri kapsamaktadır? Lütfen bizi aydınlatın...

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.