AKLIMA TAKILANLAR

Ulaş BARIŞ
ulasbaris1973@gmail.com
Ulaş BARIŞ

Bir anket ve onun garabet gerçekleri...

Yayın Tarihi: 15/02/21 13:01
okuma süresi: 7 dak.
A- A A+

Lipa Araştırma Şirketi'ne yaptırdığımız 'Pandemi Yönetimi ve Algısı' anketimizin ilk bölümünü bugün yayınladık.

Belki birçoğumuz anket denilince, KKTC'de sürdürülen sığ siyaset anlayışı yüzünden itibar görmeyen, çarpıtılan, paçavra niteliğinden öteye gitmeyen şeyleri hatırlıyoruz.

Gerçekten de içinde bulunduğumuz siyasi bataklığın doğasına uygun şekilde yayınlanan o anketlere inat yine de bu işleri tamamen bilimsel bir zeminde yapmaya çalışanların da olduğunu düşünüyorum.

Lipa anketine bakınca bunu açıkça görebilirsiniz.

Anketin ilk bölümünde ortaya konulan bilgilere bakılınca halkın pandemi yönetiminin başarısız olduğunu düşündüğünü görüyoruz. Fakat anketteki sonuçların birbirine çelişik gibi görülen ancak gerçeğin tezahürü olan verilerine bakınca, bu başarısızlığın temelinde nelerin olduğunu anlayabiliyoruz.

Yoksa ankete yansıdığı üzere, bir yandan genel anlamda pandemiyi yöneten hükümete güvenin en alt seviyelerde olup da o hükümetin bir parçası olan Sağlık Bakanına olan güvenin iki kat fazla çıkmasının anlamı ne olabilir?

Ortaya çıkan sonuçlarda en çok güvenilen kurum, hükümetin yetkilendirdiği ve atadığı Bulaşıcı Hastalıklar Üst Kurulu çıkarken, onu atayan hükümete güvenin yerlerde gezmesi nasıl açıklanabilir?

Aslına bakarsanız özellikle son 6 ayda yaşadıklarımıza baktığımızda bu soruların cevapları açıktır.

Ondan ötesi, hükümet edenlere karşı süregelen bu güvensizliğin, salgının başladığı ve nispeten başarılı bir şekilde yönetilmeye çalışıldığı Mayıs 2020'den beri aradan geçen 9 aylık sürede neredeyse dört kat azaldığını görüyoruz.

Salgının sağlık boyutunu düşünerek kararlar alan, çoğu zaman bu kararları doğru bulunan bakan ve kurula karşı tamamen popülizm yapan, kurum, sektör ve kişilerin isteklerine boyun eğen bir yönetimle karşı karşıyayız.

Tam da bu yönde ankete katılanların yüzde 56,6'sının kurulun aldığı kararları tatmin edici bulduğunu görüyoruz. Sağlık Bakanlığından memnun olanların oranı da yüzde 48 çıkmış. Bu iki makamın bağlı olduğu, bütünsellik içinde çalıştığını zannettiğimiz hükümetin kararlarını tatmin edici bulanların oranı ise yüzde 21,8 çıkmış!

Bana sorarsanız, bakan ve üst kurulun aldığı doğru kararları bozmaktan öteye gidemeyen hükümete verilen bu destek bile yüzüne gözüne fazladır diyeceğim.

Ancak beterin de beteri vardır.

Zira bu verilere baktığınız zaman haliyle 'bu hükümete muhalefet edenlerin oranı çok yüksek çıkmıştır' diye düşünebilirsiniz ama durum hiç de öyle değil. Çünkü ankete katılanların sadece yüzde 19,2'lik kesimi muhalefetin tutumundan 'tatmin olmuş' durumda.

Tamamen popülizme boğulmuş, Türkiye'ye bağlılık türküsü okumaktan ileri gidemeyen, içinde büyük kavgalar yaşanan ve halk tarafından hiç güvenilmeyen bir hükümetin karşısındaki muhalefetin durumu böyle aciz mi olur diye soru soranlarımız olabilir.

Bu sorulara, adına 'yapıcı muhalefet' denilen, ortaya karışık konuşmaktan ileri gidemeyen, hükümetin özellikle de Türkiye üzerinden sürdürdüğü popülizme, 'aman ilahlar kızmasın' titrekliği içinde cevaplar dizen 'iyi çocuk' görüntüsünün sizi getireceği yer işte budur diye cevap vereceğim.

Nitekim yine ankette sorulan 'en çok hangi kurum/kişilere güveniyorsunuz' sorusunun cevaplarında da muhalefete güvenin en son sırada olduğunu görüyoruz.

Yine bu soruda doktorlar ve bilim insanlarından sonra üçüncü sırada, hem de yüzde 71,4'lük bir güvenle yer alan Sağlık Bakanı Ali Pilli'nin durumuna bakınca içinde yaşadığımız sistemin garabetine bir kez daha tanık oluyoruz.

Garabet diyorum çünkü hükümete (%33,6) ve cumhurbaşkanına olan güvenden (%43), 1.5-2 kat daha fazla güvenilen Ali Pilli ile ilgili geçtiğimiz haftanın en çok konuşulan siyasi gündemi malumunuz olduğu üzere "görevden alındı, alınıyor" iddiasının olduğu bir sistem ancak bu şekilde tasvir edilebilir diye değerlendiriyorum.

Bu süreçte kendi adıma konuşacak olursam Ali Pilli'yi eleştirdiğim, yerden yere vurduğum çok oldu. Fakat Pilli, sağlık-ekonomi dengesini gözetmesi neredeyse imkansız olan, öyle bir erdem ve vizyonu bulunmayan bir sürü beceriksiz yetkili arasında en azından 'kötünün iyisi' bir görüntü çizdi demek gerekmektedir.

Dolayısıyla sağlık-ekonomi dengesinin sağlık terazisinde oturan Pilli ve üst kurula karşılık, ekonomi terazisinde dengesizlik yaratmaya çalışan bir hükümetle karşı karşıyayız demek doğrusu olur.

Çok uzağa gitmeden örnekle anlatmam gerekirse, yılbaşında yaşanan rezaletler sonrası ortaya çıkan vaka artışını kontrol için kapanma öneren, bunda direten ancak 3 hafta boyunca bakanlar kuruluna takılan Pilli ve üst kurulun bu tutumunun ne kadar doğru olduğu roket gibi artan vakalar sonrası ancak 'yaşanarak' öğrenilmiş, gelen kamuoyu baskısı nedeniyle en sonunda geç de olsa kapanmaya gidilmişti.

Açıkçası anketin verilerinin, insanlık tarihinin belki de en büyük kriziyle karşı karşıya kaldığımız pandeminin kötü etkilerini daha da artıran sığ kasaba siyasetinin hüküm sürdüğü KKTC'nin soğuk gerçeğini yansıttığını düşünüyorum.

Böyle düşününce de, coğrafik olarak bir ada olan ve nüfusu az sayılan ülkemizin pandemi karşısındaki bu doğal avantajlarını kullanamadığını, salgını kontrol altına alamadığını görüyoruz. Buna süregelen sığ siyaset ürünü kavgaları ve basiretsizliği de eklersek ortaya kötü bir görüntü çıkmaktadır.

Tam da bu yüzden gün geçtikçe aklıma düşen şey, bu salgın eğer bir gün kontrol altına alınacaksa, onu en son kontrol altına alacak olan ülkelerden biri olacağımız korkusudur…

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Ulaş BARIŞ yazıları