AKLIMA TAKILANLAR

Ulaş BARIŞ
ulasbaris1973@gmail.com
Ulaş BARIŞ

Hem hükümet, hem de siz sevgili muhalefet... Gölge etmeyin...

Yayın Tarihi: 26/02/21 12:13
okuma süresi: 6 dak.
A- A A+

Covid'in pençesinde geçirdiğimiz neredeyse bir yıllık süreye baktığımız zaman, halkın siyasete ve siyasetçiye olan güveninin düzeyinin iyice düştüğünü, sürdürülemez bir noktaya geldiğini görüyoruz.

Ekonomi-sağlık dengesinin ayarının bir türlü tutturulamaması yüzünden bu garip tahterevallinin tam ortasında kendini yapayalnız hisseden koca bir halkın psikolojisi de her geçen gün bozulmaktadır.

Gerçekten de hükümet edenler, bir gün halk sağlığını düşünerek ve onu ön plana alarak kararlar alırken, ertesi gün bu dengenin ekonomi aleyhine bozulması sonrası sektörlerin baskılarına dayanamamakta, aldığı kararlardan çark etmektedir.

Yukarıda yazdığım denge, ekonomiyi ferahlatmak için alınan kararların düzgün uygulanamaması sonrası sağlık aleyhine bozulunca bu kez de halk nezdinde tepkilere yol açmakta, kararlardan tornistan edilmekte ve bu dengesiz tahterevalli oyunu sürüp gitmektedir.

Haliyle hükümetin ya da hükümetlerin halk nezdinde herhangi bir kredibilitesi kaldığını iddia etmek çok güçtür.

Yukarıdaki giriş cümlesinde vurguladığım şey ise bunun en üzücü tarafıdır.

'Neden?' derseniz, Siyasi Bilimler Fakültesi mezunu birisi olarak "siyasetin 'hile' dolu bir şey olduğu, siyasetçilerin ise 'sahtekar, düzenbaz' olarak anlatıldığı bir ülkede sorunlara çözüm bulmak zaten imkansızdır" derim.

Dolayısıyla, meclis konuşmaları sırasında bile insanların birbirlerine 'siyaset yapma' diye çıkışması tam bir trajedidir, başka da bir anlamı yoktur.

Çünkü siyaset, sorunları çözmek için kullanılan bir enstrümandır ve kuşku yok ki siyasetçi olmak en başta bu enstrümanı adil olarak kullanmayı gerektiren bir uğraştır.

Elbette, siyaseti bir tek adil şekilde yapmak da yetmez. Çünkü Plato'nun öğretilerinde de bize anlattığı gibi, erdemli olmak gibi şeyler de bu noktada çok elzemdir.

Ancak benim bu yazıyı yazmamın sebebi sizi felsefik tartışmalar içinde Plato'nun diyalogları hakkında aydınlatmak değildir.

Konu, demokrasinin sağlıklı bir şekilde sürdürülebilmesi için hükümet edenlerin karşısında bulunan ve bu denklemin en önemli parçalarından birisi olan muhalefetin halidir.

Öyle ki, ülkemiz muhalefeti maalesef sorunları tespit etmekten, zaten bilinen gerçekleri papağan gibi tekrarlamaktan ileriye gidememektedir.

Ara sıra kendi çözüm önerilerini de ortaya koyuyorlar, koymuyorlar değil, ancak bu öneriler hükümet edenler tarafından Başbakanın da çok çarpıcı bir şekilde ifade ettiği üzere 'gölge etmeyin, başka ihsan istemiyoruz' şeklinde anlaşılmaktadır.

Şu son bir yıl içinde, iki ayrı hükümet döneminde Anayasa hiç olmadığı kadar ayaklar altına alınırken, devletin en tepesindeki insanlar açıkça ve göz göre göre görevlerini suiistimal ederken, muhalefetin tek yaptığı şey halkın zaten gördüğü şeyi yapmaktı.

Yani durumu tespit etmek.

"Yönetemiyorsunuz", "inanamıyoruz", "inanmakta güçlük çekiyoruz" gibi cümlelerle devam eden bu "iyi huylu" muhalefet felsefesi, tamamen yıkıcı faaliyetler içinde bulunan ve bunları yaparken hiç utanmayan hükümetler karşısında "gölge etmeyin" diye kifayetsiz cümlelerle karşılanmıştır.

Ama gerçekler acıdır.

Niye?

Çünkü yıkıcı hükümet karşısında süregelen bu 'yapıcı muhalefet' hali halkın hiçbir şekilde hoşuna gitmemiş, nitekim bu durum gerek anketlerde, gerek sosyal medyada, gerekse de sokakta ortaya çıkmıştır.

Haliyle az sayıda da olsa güvenilir olan anketlerde ortaya çıkan sonuç, halkın hükümet edenlere, muhalefet edenlerden daha çok güveniyor olmasıdır. Yanlış anlamayın, yüzde 50'den yukarıda çıkan ve birbiriyle yarışan güven oranlarından bahsetmiyorum. Rakamlar güven seviyesinin altında, beterin de beteri var pozisyonundadır.

Mesela Kıbrıs Postası'nın, Lipa Consultancy ile yaptığı ortak anketin sonuçlarına göre hükümete güven yüzde 33,6 ile oldukça düşük seviyede çıkarken, muhalefete olan güven ise çakılmış, yüzde 25,6 olarak ankete yansımıştır.

Açıkça ifade etmem gerekirse, gazetede bu anket işini sürdüren ekibin başında olan kişi olarak, size yemin ederim, anketle ilgili sonuçları haberleştirirken beni en çok kedere sürükleyen veri de işte bu olmuştur.

Böylesi berbat bir hükümetin bulunduğu, basiretsiz ve erdemsiz kararların havada uçuştuğu bir ülkede, muhalefete olan güven nasıl olur da hükümetin gerisinde çıkar?

Böyle garabet bir şey olabilir mi?

Öte yandan anket için 'yanlı' ya da 'düzeltilerek yayınladı' gibi komplolar ileri sürecek olanlara da seslenmem gerekirse, 'istediğinize inanmakta özgürsünüz' demek istiyorum.

Fakat gerçeklerin bu olduğunu, sadece ankete bakarak değil, kamuoyundaki algıya da bakarak ölçmek çok kolay olacağından, verileri ispat etmek için kılımı dahi kıpırdatmayı düşünmüyorum.

Çok da uzatmadan açıkça yazmam gerekirse, güleç yüzlü Başbakanımızın hemen hemen hiçbir dediğine, hiçbir fikrine katılmamama rağmen, muhalefetin tespit yapmaktan ileri gitmeyen bu aciz hali için kullandığı 'gölge etmeyin' lafına katılmamak elimde değildir.

Halk dilinden konuşarak bitirmem gerekirse, hükümetin asaplarımızı bozan haline karşılık yaygara yapmaktan, onların yaptıklarını 'öğretmenim Hasan bana vurdu' şeklinde çocukça halka şikayet eden bir muhalefetin ne kendine ne de halkına faydası oldu, olmayacaktır da.

Dolayısıyla, iyisi mi, hem hükümet, hem de siz sevgili muhalefet, gölge etmeyin de başka ihsan istemeyiz…

Yettiniz artık…

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Ulaş BARIŞ yazıları