AKLIMA TAKILANLAR

Ulaş BARIŞ
ulasbaris1973@gmail.com
Ulaş BARIŞ

Kemal Bey'in ziyareti ve birtakım düşüncelerim…

Yayın Tarihi: 09/06/21 13:17
okuma süresi: 7 dak.
A- A A+

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, yarın 1 günlük bir ziyaret için adamıza geliyor.

Sedat Peker'in Türkiye'yi sarsan ve etkilerinin Kıbrıs'a uzandığı, CHP'nin sert şekilde muhalefet yaptığı böylesi bir zamanda yapılacak olan ziyaretin pek tabii ki devletimizin tepesinde oturan AKP destekli yetkililerimizi gerdiğini söylemek lazımdır. Bu meyanda ziyaretin enteresan birtakım gelişmelere açık olduğunu düşünebiliriz.

Bildiğiniz gibi Tayyip Erdoğan ile Kemal Kılıçdaroğlu arasında seviyenin çoktan kaybolduğu bir kavga vardır. Karşılıklı ağır suçlamalar ve açılan davalar günlük rutinde basit gazete haberlerine dönmüş durumdadır.

İşte bu şartlarda AKP'nin açık desteğiyle şu anda bulundukları makamlara oturan en başta Cumhurbaşkanı ve Başbakanın halet'-i ruhiyesi sanırım "bir an evvel gelsin gitsin, bir kaza bela çıkmasın" endişesiyle şekillenmiştir.

Öte yandan Kemal Bey'in ziyaret programına baktığımızda, rutin Dr. Küçük ve Denktaş mezarlarını ziyaret dışında, Cumhurbaşkanı, Başbakan, Meclis Başkanı, Dışişleri Bakanı ve muhalefet partileriyle birer görüşme gerçekleştireceği yazmaktadır. Yine programa göre, bu görüşmelerden sadece Meclis Başkanı ve Başbakan görüşmesi sonrası açıklama yapılabileceği yazmakta, Kemal Bey'in ise tüm görüşmeler sonrası genel bir değerlendirme yapması öngörülmektedir.

Akıllara neden Ersin Tatar görüşmesi sonrası ortak bir açıklama yapılmadığı sorusu gelebilir ama bu noktada bir Cumhurbaşkanının, bir başka ülkenin Ana Muhalefet Partisi başkanıyla görüşüp ardından açıklama yapması düşünülemez. Ancak öylesi bir imkan olsaydı, bunun Ersin Bey'in zaten istemeyeceği bir şey olduğunu düşünüyorum.

Bunun basitçe iki nedeni olduğunu söyleyebilirim: 1-Kemal Bey'in, Ersin Bey'in Cumhurbaşkanının en büyük rakibi olması, 2-Kemal Bey'in ender de olsa adadaki çözüm modeli olarak federasyonu öngördüğü açıklaması olmasıdır.

Dolayısıyla öyle bir açıklama yapılabilseydi ortaya garabet durumlar çıkması kuvvetle muhtemel olurdu diye düşünüyorum.

Tabii Kemal Bey'in Başbakan ve Meclis Başkanıyla yapacağı görüşmeler sonrası nasıl açıklamalar yapılacağını da ilgiyle takip edeceğimi buradan belirteyim.

Peki Kemal Bey ve onun CHP'si, Kıbrıs'ta çözüm konusunda tam olarak ne düşünmektedir?

Bir kere, CHP'nin mayasının yoğrulduğu Kıbrıs felsefesine göre, Kıbrıs 'Milli Davadır' ve partiye göre Rauf Denktaş emperyalizme karşı mücadele etmiş büyük bir kahramandır. Bunu bir kenara koyalım.

Koyalım diyorum çünkü Kemal Bey'in ender de olsa Kıbrıs'taki federal çözüme destek verdiği açıklamalar vardır.

Misal, 20 Temmuz 2011'de -hem de öylesi anlamlı bir günde- yaptığı açıklamada, Kıbrıs’ta kalıcı bir çözüme bir an önce ulaşılması gerektiğini, çözümün, Birleşmiş Milletler (BM) çatısı altında, iki toplumlu, iki kesimli, tarafların siyasi eşitlik anlayışına dayalı olarak, iki kurucu devletin oluşturacağı bir federasyon olduğunu söylemişti.

Fakat aynı Kılıçdaroğlu'nun, Türkiye hükümetinin açıkça desteklediği federal çözüm müzakerelerinin en yoğun yaşandığı dönemde, 19 Kasım 2016 tarihinde, yaptığı açıklamada kullandığı ifadeler aynen şöyledir: "Buradan Binali Yıldırım’ın (Dönemin TC Başbakanı) dikkatini çekiyorum, Kıbrıs’taki gelişmeleri yakından izliyoruz. Kıbrıs’ı aldık, Beşparmak Dağları’na, Akdeniz’e CHP’nin milliyetçiliğini yazdık, orada şehitlerimiz var, kan döktük orada bu ülkenin bağımsızlığı için. Şimdi sen kalkacaksın masalarda Kıbrıs’ın büyük bir kısmını onlara teslim edeceksin."

Açıklamalarının devamında ise "Türkiye Kıbrıs’a niye gitti çünkü orada soydaşlarımız çoluk çocuk, kadın erkek demeden katlediliyordu. Peki Kıbrıs’a gittik ne oldu? Kıbrıs’a barış geldi. Kimsenin burnu kanadı mı? Hayır. Şimdi hangi tavizleri verebiliriz diye. Annan Planı ile geldiler, Türk kesimi kabul etti. Kim reddetti? Rum kesimi. Bitti kardeşim, neyin pazarlığını yapıyorsun. Kime nereyi peşkeş çekeceksin sen? Bunu kabul etmiyoruz" şeklinde konuşmuştu.

Bu açıklamanın üzerinden 2 yıl geçtikten ve Crans Montana zirvesi çöktükten sonra, 8 Aralık 2018 tarihinde adaya gelen Kemal Kılıçdaroğlu nasıl açıklamalar yaptı dersiniz?

Onu da o gün yayınlanan basın özetlerinden aktarayım: "Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu  saat 10.00’da kabul etti. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Akıncı’ya yaşanan sel felaketi için geçmiş olsun dileklerini iletti ve hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet diledi. Kılıçdaroğlu, ilk başından beri Kıbrıs davasına sahip çıkan bir parti olan CHP’nin KKTC’nin uluslararası alanda da tanınmasını istediğini söyleyerek, Avrupa Birliği yetkilileriyle her görüşmede Doğrudan Ticaret Tüzüğü’nün neden uygulamaya konulmadığını dile getirdiklerini ifade etti. Cumhurbaşkanı Akıncı’nın Kıbrıs konusundaki mücadelesine destek verdiklerini söyleyen Kılıçdaroğlu, KKTC’nin gelişmesine ve refah seviyesinin artmasına her zaman önem verdiklerini belirtti."

2016 yılında aynı Akıncı, Cumhurbaşkanı olarak federal çözümü görüşürken, bunu "peşkeş" çekme olarak niteleyen Kemal Bey, üzerinden 2 yıl geçtiğinde, peşkeş çekene "mücadelene destek veriyoruz" diye arka çıkmaktadır.

Aklınız mı karıştı? Aslında karışmasın.

Çünkü yukarıda alıntıladığım üç açıklamadan yapabileceğimiz çıkarım, milli dava olarak addedilen Kıbrıs konusunun aslında bir 'iç siyaset' meselesi olduğu, AKP federasyon derken, CHP'nin 'yavru vatanı satıyorlar' dediğini, bunun tam tersi AKP taksim projeleri dediğinde ise CHP'nin aklına federasyon demek geldiğini, en azından Kemal Bey başkanlığı döneminde bunun böyle olduğunu söyleyebiliriz.

Yanlış anlaşılmasın, Denktaş görevdeyken CHP'nin herhangi bir şekilde federasyon dediğini hatırlamadığım için aktarıyorum, aksini iddia edenlerin de beni düzeltmesini bekliyorum.

Uzun lafın kısası, Kemal Bey'in Kıbrıs davasına bakışı döneme ve AKP iktidarının siyasetine göre değişmektedir diyebiliriz. Her ne kadar kendileri 'Milli Dava' diyorsa da, zaman zaman bunun unutulduğu ve yalpa vurulduğu da çok açıktır.

Yine de hoş geldi, sefa geldi…

Nihayetinde misafire laf söylemek bize yakışmaz…

Ancak mümkünse Kıbrıs sorunu konusunda gölge etmesin, başka da ihsan istemeyiz…

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.