Zor günler!

loading
19 Eylül, Cumartesi
£

9.76

8.95

$

7.56

A- A A+

Zor günler!

Ülkem; mahkeme ve polis haberlerinden geçilmiyor. Her karış toprak sanki üçüncü sayfa gibi. Hoş, üçüncü sayfa kavramı da yerlerde artık. Bilirsiniz, eskiden gazetelerin sadece üçüncü sayfalarında adliye haberleri verilirdi. Bu nedenle de bu tür suç içerikli haberlerin ortak adı uzun yıllar önceden beridir "üçüncü sayfa haberleri" olarak geçiyor. Ama yurdum medyası artık her sayfasını üçüncü sayfaya dönüştürmüş durumda.

Sorsanız onlar da, "başka haber mi var" diyecekler.

Haksız da değiller!

Gündemin, sanat, kültür, araştırma, bilim, spor gibi donelerle dolu olmasını ne çok isterdim. Manşetlere kültürel bir başarımızın taşınması, televizyon kültüründe, her şeyi kendi bilen, hatta çağırdığı konuğun bile yerine konuşan bir kısım sunucu yerine, öğrenmeyi ve öğretmeyi hedef almış sunucuların ve programların olmasını çok isterdim.

Sabah saatlerinde, avazının çıktığı kadar bağıran ya da 25 yaşında olup, mesela internetten çaldığı bilgilerle tüm ülkeye akıl vermeye çalışan sunucular yerine, sabaha uygun nasıl konuşulur, ses nasıl tonlanır bilen sunucuların olmasını ne çok isterdim.

Biz medyanın medya bizim aynamız.

Toplum nasılsa, aşağı yukarı medya da öyle.

Peki, hiç soruyor musunuz?

Yaşadığımız günler böyleyken, "Biz nereye doğru yokuş aşağıya yuvarlanıyoruz" diye?

*

Elbette bu, ne iktidar sorunu ne de muhalefet. Onlara artık şaşırmıyoruz zaten. Dünün iktidarı bugünün muhalefeti olunca mevcut iktidar daha önce kendi yaptığını yapsa dahi beğenmez, dünün muhalefeti bugünün iktidarı olunca, muhalefetteyken kızdığını kendisi yapar.

Bu karmaşık ve anlaşılması güç jargon hâlâ anlaşılamıyor ama şaşırtmıyor da artık.

Biz nereye doğru yuvarlanıyoruz?

Ülkenin adını dahi farklı farklı söyleyen grupların ve fraksiyonların olduğu bir kalabalık olarak, kendimize toplum dahi diyemez noktalara nasıl geldik belli de, bundan sonra ne olacak, nasıl bir araya geleceğiz, meçhul olan bu.

Kendi topraklarımızda böylesine diaspora olmak bizi ne kadar zamanda kültürel yok oluşa götürecek?

Köksüzleştirme baskısı ile, kendileştirme baskısı arasında daha ne kadar kalabileceğiz?

Hani derler ya; aklımda deli sorular!

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.