Seçiminiz umudunuzu "Kan Çiçeği"ne dönüştürmesin

loading
25 Ekim, Pazar
£

10.39

9.45

$

7.96

A- A A+

Seçiminiz umudunuzu “Kan Çiçeği”ne dönüştürmesin

Hayatındaki seçimlere dikkat etmeli insan. Yaşam seçeceklerimizden ve seçmeyeceklerimizden oluşan sonuçlarla yaşanıyor.

Ama hep yenilikçi ve kardeşçe seçebilmeli insan.

Zülfü Livaneli de dinlerim, Ahmet Kaya da. Mahsuni Şerif’i de kalbime alırım, Necip Fazıl’ı da. Nazım Hikmet de ilhamımdır, Yahya Kemal de…

Aşık Veysel’in, Yunus Emre’nin Celaleddin Rumi’nin topraklarındanım ben. Değişimin ne denli gerekli olduğunu anlatan Karl Marks’ı da severim, Emile Durkheim’ı da.

Kimse niye dinliyorsun, niye okuyorsun, neden seviyorsun da diyemez.

Ezan sesiyle uyanırım ve bundan mutluyum. Ecdadın şehadeti ile özgürlük kokan yurdumda, her adımımda şehitleri de anarım, şehit edebiyatını sömürenlere karşı duran ülkemin değerli insanlarını da. Rum, Türk, Maroni ayırmam. Kürt kardeşimle selamlaşıp, Alevi kardeşimle kucaklaşırım. Laz kardeşimle yürür, Şii Sünni demem. Ermeni de kardeşimdir, Yahudi de, Hristiyan da. Bu ülkedeki her kökenden, bu dünyadaki her ırktan insanı severim.

Ben insanları severim. Bunu öğrendim. Sevmeyi öğrenerek.

Bunun huzurunu ve mutluluğunu da hep hissederim.

Kalbinizi bu kadar açmalısınız. Demokrasi, gidip oy vermek değil, benden olanı da olmayanı da sevmektir. Yoksa seçiminiz Livaneli’nin şiirindeki gibi olur: “Umudun goncası kan çiçekleri”

Her birimizin tek inanç, tek düşünce tek bir renk olmamızdan korkarım esas. Esas korkutan beni, bir tek inancın, bir tek ideolojinin, bir tek siyasi partinin, körü körüne peşinde koşup, istemeye istemeye bir yeniliğe kapalı olmaktır. Hiç kimse, bir çatı altında olmak için, gönlündeki düşünceden uzak kalmamalı. Çatı her zaman iyi değildir. Yağmur da güzeldir.

*

Boşuna yazmadım bunları. Laf olsun diye de değil.

Hakikaten ben böyleyim. Dünyanın neresinde kim olursa olsun, onunla üzülür ya da sevinirim. Kendi ülkemle gurur duyarım umudumu hiç eksiltmem. Yeniye ve ileriye dönük bakar, geçmişimin tecrübesini alnımda kader gibi ayırmadan taşırım.

Kimse susup sesimi boğmamalı benim. İnsanı çığlık çığlığa bir sevdayla sevmeli insan. Sınırları olmayan bir dünyayı bu ayrımlar bu hale getirirken, hala tek bir rengin peşinden ısrarla koşup mışıl mışıl uyuyanları uyandırmalı, kara kabuslar içinde bunu kendine dert edenler bencileyin.

İnsanlık, insanın insana koyduğu tüm engelleri, insanca aşabilmeyi öğrenmeli. Artık yeni şeyler söylemeli, değişmeli değiştirmeli. Eskiden kalan tekrarlarla değil, yep yeni ve hep yeniden üretilecek hayalleri gerçeğe dönüştürmeli. Herkesle kucaklaşmayı, yaşamı ve insanı sevmeyi, çocuklara bakıp ümidi yenilemeyi ve hep sıcak tutmayı öğrenmeli. Insanlarla uğraşmak yerine sistemleri tartışmayı ve gelecek mutlu günleri mutlaka ve mutlaka hayal dağarcığında, gerçeğe dönüşmek için tutmalı.

İnsanın insana yaptığına susmamalı insan, bir merhabayla gülümsemeli, en uzaktaki tanımadığını da kucaklayabilmeli. Kötünün ve kötülüğün panzehiri olmalı her insanın kalbindeki sevgi. Olmalı bunlar. Olmalı. “Nasıl olur” deme.

Bu seninle olabilir. Belki de bazen sadece bir kişi ile, belki de sadece seninle…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.