Halkın umudunu kırmaya kimsenin hakkı yok

Yayın Tarihi: 09/11/20 07:00
okuma süresi: 4 dak.
A- A A+

Varolan en değerli şeylerden birisi kuşkusuz umudumuzdur. 

Yaşam ve umut birlikte ilerledikçe gelecek günler güzelleşir. İnsanın umudunun sona ermesi kadar, yokedici bir şey daha yoktur. 

Bunu düşündüğümüzde ise aklımıza gelmesi gereken en büyük engelin, umudumuzu kırmaya çalışanlar olduğunu anlarız. 

Öylesine kötü bir şey ki bu!

Düşünsenize aynı toplumun, aynı toprağın insanlarısınız ama atılacak adımların, çocuklarımızın geleceğinin sadece kendilerince yönetileceğini sananlarla yaşıyorsunuz. Barışın, insan haklarının, anlaşmanın, hümanizmin sahibi olduğunu zanneden insanlarla. 

Kendisinden başkası bu kavramları söyleyemez, hissedemez yaşayamaz gibi düşünen insanlarla.

Oysa bu ülkede ve bu dünyada yaşayan en değerli felsefe uzlaşı felsefesidir. Ben veya sen demek değil biz demektir. 

Ama ülkemde bunu kime anlatırsın. 

Bir başkanlık seçimi geldi geçti. Halkın fazlaca kısmının dediği, sonucu getirdi. 

Ne kazananlar kaybedenlerden üstündür, ne de kaybedenlerin kazananlara yönelik bir üstünlüğü olabilir. Bu bir sonuçtur. 

Yenilme ve yenme gibi bir yapıdan bahsetmek yanıltıcı ve düşmancadır. 

Siz seçim meydanlarında konuşulanların, sürecin getirisi olduğunu bilmiyor musunuz hala?

Ne bölünme söz konusudur ne de kötüye gidiş.

Seçim atmosferinin hala yansıyor olmasından farklı bir durum söz konusu değil.

Biri kaybedince ya da bir diğeri kazanınca dünyanın ne sonudur ne de başı.

Süreçler kaldıkları yerden devam eder. Aksini düşünmemizi sağlamak isteyenlere inanmayın.

Yok öyle bir şey.

Mesele artık kaldığımız yerden daha ileriye gidebilmek, kaybedilmiş zamanlar varsa kazanabilmek ve bu yolculuğun yetkisini alana nefes aldırmaktır. Aksi bencillik ve haksızlıktır. 

Elbette ki başkanlık seçimini ne olursa olsun kazanmak diye bir kavram da yoktur. Bu görev ve sorumluluğu alma ya da almama vardır. 

Kim ne derse desin, bu ülkedeki her şey sarsılmış değildir.

Birileri bunu böyle diyor diye alt üst durumda da değiliz.

Ekonomik veya siyasi olan her şey gelip geçicidir ve iyileşecektir.

Sürecin sıkıntılarını düşünürken bunu sadece KKTC içinde değerlendirip eleştirmek amacı ile saldırmak, aydın ve vizyonu olan birilerinin düşüncesi olamaz. Ancak ve ancak kasıtlı olabilir.

Hiç kimsenin böylesi ifadelerle halkın umudunu kırmaya da hakkı yoktur. 

Bunu yapmayı hedefleyenlerin bencilliğini görecek kadar bu halk, her şeyin ve herkesin farkındadır. 

Demokrasinin işleyişi ve demokratik hoşgörü sadece kişinin oy verdiğinin görevde olması durumunda geçerli olan bir süreç olmamalı. Aksine, her kim yönetim sorumluluğunu halktan aldı ise, halkın tüm kesimlerinin hoşgörü ile yaklaşması gerekir.

Çok net anladığımı ifade etmek isterim: Demokratik hoşgörüyü yitirenler kendilerini hangi ideolojiye yakın görürlerse görsünler, faşisttirler.

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Ferhat ATİK yazıları